Büyük bir rahatlıkla konuşmak...

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök sıcak ve sevimli bir insan. Kim ne derse desin böyle ve ben bunu daha onun Başkanlığa geldiği ilk günlerde de yazmıştım

Haberin Devamı

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök sıcak ve sevimli bir insan. Kim ne derse desin böyle ve ben bunu daha onun Başkanlığa geldiği ilk günlerde de yazmıştım. 'Kim ne derse desin' diyorum çünkü onlara övgü birilerini rahatsız ediyor mutlaka. Oysa babası Yassıada'da yatmış biri olarak mantık açısından belki en çok benim ve benim gibilerin uzak durması veya tepki göstermesi gerekir değil mi? Değil işte. Aslında tam tersi doğru. Daha küçücük bir çocukken evine silahlı askerlerin dalıp köşe bucağı aradığını gören, o dehşeti yaşayan biri için "darbe lâfını duymak bile istemeyen" asker döneminin geldiğine emin olmak çok büyük bir mutluluk. Benim anam, babam, ailem bunun sıkıntısını yaşadı, ama başkaları yaşamayacak arük. Kim ne kadar kışkırtırsa kışkırtsın ordu bu tuzağa düşmeyecek. Düşmemesi gerektiğini, bunun Türkiye'ye çok şey ve çok uzun yıllar kaybettireceğini kendileri de biliyorlar. Şimdi gelelim takıldığım bir söze. Bende konuşmalar içindeki detaylara takma saplantısı var. Orgeneral Özkök daha önce kullandığı bir cümlesi için "Ben içten bir insanım. Bir sohbet toplantısıydı. O sözleri büyük bir rahatlıkla söyledim" diyor. Ah gözünü sevdiğimin demokrasisi, böyle güzel bir şey işte. Kim olursa olsun her insanın, özgürlüğünde sınır tanımadan konuştuğu veya davrandığı anlar olabiliyor. Sonuçta hatalara, yanlış anlamalara neden olsa da... Ya da neden olacağını bilse de... Ama... Genelkurmay Başkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı veya bakanlar gibi ağzından çıkan her cümlenin (ve hattâ kelimenin) ülkelerin geleceğini bile etkileyebileceği, üst düzey görevlerdeki insanların özgürlüğü sıradan insanlarınkinden daha kısıtlıdır maalesef. Onlar resmi toplantılarda evlerinde ya da dost toplantılarında konuştukları gibi konuşamazlar. Özellikle çevrede basın varsa hiç konuşamazlar. Konuştuklarında o sözler kullanılır, basının bunları kullanma hakkı vardır. O zaman ne oluyor? Geri adım atılıyor. Sözlerin ya yanlış anlaşıldığı söyleniyor veya Sayın Özkök'ün yaptığı gibi hata samimiyetle kabul ediliyor ve "Anlatım tarzımı değiştirmem lâzım" deniyor. Burada güzel olan bir diğer nokta konuşmacının "her zaman tenkide açık olduğunu" da söylemesi. Umalım da Genelkurmay Başkanı'nın bu içten özeleştirisi tüm "üst kademe yönetim" görevinde bulunanlar için unutulmayacak bir uyarı olsun.

DİĞER YENİ YAZILAR