Tarih, Türkiye'nin bu dönemini 'Tesadüfler ve Mazeretler Dönemi" olarak da yazabilir. Öyle çok görülmemiş olay arka arkaya geliyor ve hepsine o kadar kolay mazeret bulunuyor ki gülmemek elde değil.
Tabii gülünce de "Güleriz biz ağlanacak halimize" durumu ortaya çıkıyor.
Dolmabahçe Sarayı'nın 150. yıldönümü gecesinde 10. Yıl Marşı'na ve Kenan Doğulu'ya yapılanları görünce 'Bu kararı Ali Kocatepe ve İzzet Öz gibi çağdaş, sanata ve sanatçıya saygılı iki isim vermiş olamaz' demiştim. Ama İzzet Öz "Tamamen kendi kararları olduğunu" söylemiş. Başbakan Erdoğan'ın 1 saat kalacağını düşündüklerinden "Yanlış anlaşılmasın diye" böyle bir kararı kendileri vermişler. Başbakan bu aşırı hassasiyeti çok takdir etmiştir şüphesiz!
Tam aksi de geçerli olabilir aslında... Tayyip Erdoğan'ın yerinde Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel veya aklınıza gelen (AKP dışında) herhangi bir başka lider olsaydı aynı şeyi yapacaklar mıydı? Yapmayacaklarsa neden Tayyip Bey'de yaptılar?
Buna alınması, böyle bir durum yarattıkları için kızması da mümkün, siz olsanız kızmaz mısınız?
Burada Başbakan eksi bir puan alırken, Kenan Doğulu'nun yurtdışı seyahatini yarıda kesip koşarak gelmesiyle, kendisine yapılan saygısızlığa olgunlukla susmasıyla ve Cumhuriyet'in, Atatürk'ün değerini bilen sanatçı kimliğiyle takdir topladığına inanıyorum.
Asıl söylemek istediğim ise bu kadar önemli bir olayın komik denebilecek bir mazeretle geçiştirilmesi. Aynı komediyi Tunceli'de, Meclis Başkanı Arınç gelir gelmez başlarını eşarplarıyla örten kız folklor ekibi olayında görüyoruz.
Acıklı komedi!
Tunceli Valisi hemen "Biz kapattırmadık, bunların kıyafetleri öyledir" demiş. Oysa kıyafetlerin "öyle olmadığı" daha önceki fotoğraflarla sabit... 23 Nisan'da "karaçarşaf ve fes giydirilen öğrenciler" olayında da görmüştük. Ona da "Cumhuriyet öncesini canlandırdılar" mazereti bulunmuştu.
Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan'ın çocuk yuvalarından kaybolan binlerce çocuk için "Onların
çoğu fuhuş yapan kızlar" mazeretini veya şiddeti önlemeye çalışacağına şiddete uğrayan kadınlarla ilgili anlamsız açıklamalar yapmasını aratmayacak "traji-komedi"ler bunlar.
Birilerinin utanmadan Türkiye haritasını kendi kafalarına göre yeniden çizdiği, kanımızla, canımızla aldığımız topraklan başkalarına ait gösterdiği günlerde birbirimize Milli Mücadele döneminden de çok kenetlenmemiz gerekirken nelerin peşine düşüp gerçek sorunlarımızı kaçırıyoruz görüyor musunuz?
En azından, ayağında postalı, üstünde bir parkası, yiyecek ekmeği bile olmadığı halde boğazına kadar kara gömülerek düşman ordularına karşı koyan yüzbinlerce askerimize, şehidimize ihanet değilse nedir bu?
Benim içim acıyor, siz ne durumdasınız?
(Not: 10. Yıl Marşı için Türk bayraklarını da kendisi aldırtarak masalara ve sanatçılara dağıttıran Milli Saraylar Daire Başkanı Cemal Öztaş Dolmabahçe Sarayı'nın yıldönümünde ortaya çıkan olaya çok üzülmüş.
Kendisinin hiçbir rolü olmadığı halde sonuçtan onun da etkilenmesi, sorumlu tutulması gerçekten de haksızlık... Keşke büyük emeklerle hazırlanan bir gece bu şekilde gölgelenmeseydi!)
Nadire İçkale'nin zamane modası!
Arkadaşları bile şaşırmışlar bayan İçkale'nin zamane giysilerine... Hayatı boyunca dekoltenin aşırısını giyen, makyajın aşırısını yapan, yaşamında da pek kural tanımadığı söylenen bu hanımdaki değişikliğe baka kalmışlar.
Birçoğu o gece ilk kez görmüşler İçkale Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Nadire Hanım'ı tesettür kıyafetiyle... Tesettür de kendi yorumuna göre yapılmış; kulaklar açık ve küpeli, boyun açık, ellerde yüzükler, yüzde muhteşem bir sanatçı makyajı. Kıyafet desen şangur şungur pullar, payetler içinde... Yani öyle bir durum ki normal kıyafetle çekilmeyecek dikkatler bununla anında çekilir.
Şimdi o arkadaşları merak ediyorlar: "Ümre'ye gittim, kapandım" diyen Nadire Hanım acaba AKP iktidardan gider ve başka bir parti gelirse tesettürünü koruyacak mı?
Etmekte de haklılar, bu ülke iktidarlara yaranmak için kılıktan kılığa giren, el etek öpen ne yalakalar gördü bugüne kadar!
Bütün tesadüfler bir arada!
Tarih, Türkiye'nin bu dönemini 'Tesadüfler ve Mazeretler Dönemi" olarak da yazabilir. Öyle çok görülmemiş olay arka arkaya geliyor ve hepsine o kadar kolay mazeret bulunuyor ki gülmemek elde değil
Haberin Devamı

