Efendim son açıklanan bir rapora göre seçimin Türkiye’ye faturası 15 milyar YTL imiş. Kamu harcamaları yüzde 25 artarken belediyeler ilk 5 ayda çıkarılan yardım miktarı şimdiden yıllık hedefi geçmiş.
Savurganlığa bakın şimdi, milyonlarca aç, işsiz, meteliğe kurşun atan insanı varken ayağını yorganına göre uzatmayı bilmeyen bir devlet seçim için 15 milyon YTL harcıyor.
Bütün diğer ülkler içinde en yüksek faizle borç alır, yüzlerce milyar dolar dış borç dağlar gibi birikir, ekonomi borç ile ayakta tutulur ve çıkabilecek krizler ötelenirken, işsizliği azaltacak yatırımlar yapılmazken 15 milyar YTL’yi bir seçim için harcıyoruz.
Yeterli sayıda yangın söndürme uçağı ve helikopteri olmadığı için en güzel sahillerimizde binlerce hektar orman cayır cayır yanarken ve her yangında “uçakların eksik olması” neden olarak gösterilirken gözümüzü kapatıp 15 milyar YTL seçim harcaması yapıyoruz.
“Yeterli cezaevi yok” diyerek suçluları salıverdiğimiz, yeterli okul olmadığı için öğrencilere cehennem azabı yaşattığımız bir ülkede 15 milyar YTL.
Neden? Kimin hakkı var bu fakir milletin trilyonlarını posterlere, bayraklara, seçim otobüslerine, propaganda yemeklerine harcamaya?
Bütün partilerin ne olduğu ortada, insanlar bugüne kadar gördüğüne, duyduğuna göre oyunu verebilir. Yetmiyorsa meydanlardan birbirlerine hakaret yağdıracaklarına, gövde gösterisi yapacaklarına, oylarını yüksek gösterecek anketler için şirketlere milletin parasını akıtacaklarına çıksınlar ekrana, anlatsınlar bilmediklerimizi...
İçeçek ayranı olmayan milletin parasıyla tahterevana binmesinler.
Hele şu belediyelerin “5 ayda 1 yıllık parayı harcamaları” işini anlayanınız var mı?
Belediyeler genel seçimde ne hakla ve ne gerekçeyle para harcıyorlar ki?
Hesap soran olmayınca ölçüsüzlük işte böyle diz ve vicdan boyunu aşıyor!
Bu nasıl ezber bozmak?
Meslektaşlarımız arasında metheden çok oldu, merak ettim bağımsız aday Baskın Oran’ın “Ezber Bozan Sözlük” kitapçığını...
Merak ettim, çünkü sıra ile köşelerde yer alıp desteklendikçe “kararsız ve aynı zamanda oyların bölünmemesinin önemini de kavrayamamış” seçmen üzerinde etkili oluyor. Parti kararı vermekte zorlananlar, beğendiği bir yazar tarafından göklere çıkarılan bir bağımsız adaya vermeyi düşünebiliyor.
Merak etmeye başlamışken bir çokları gibi benim de Baskın Oran’ın seçim propaganda masraflarının kimler tarafından karşılandığını merak ettiğimi söyleyeyim. Caddeler, sokaklar poster dolu, binlerce kitapçık basılıyor, bir siyasi partinin yapacağı her türlü masraf var. Oysa Baskın Oran’a seçim yardımı filân yapılmadı.
Harcamaları “gönüllü kuruluşlar”ın yaptığı söyleniyor; kim bu kuruluşlar ve hangi nedenle Baskın Oran’ı destekliyorlar?
“Ezber Bozan Sözlük”e gelince... Emperyalizm, büyüme, demokrasi, ezen ulus-ezilen ulus milliyetçiliği gibi konularda genel, mutlak doğruları yeni bir buluş gibi yazmış ama bilinmeyen veya ezber bozan bir durum yok. Diğer bir çok konuda ise o kadar çok soru işareti var ki hepsini açıklaması için en az üç saatlik bir televizyon programı gerekir.
Örneğin “Tam bağımsızlık en yüce dış politika ilkesidir” sözünün yanlışlığını Birleşmiş Milletler, AİHM gibi kuruluşlara sırtını dönmenin zararlarıyla, çağdaş insani değerler vs. ile açıklamış. Oysa Türkiye’de son zamanlarda tam bağımsızlıktan söz edenlerin hepsi ABD ve AB’nin Türkiye’yi şamar oğlanı haline getirmesi, iç ve dış siyasetine açıkça yön verme gayretleri nedeniyle bunu yapıyorlar. Ayrıca bir ülkenin bir başka ülkeye kendi çıkarı doğrultusunda baskı yapmaması da çağdaş insanı değerlerden biridir. Meselâ ABD’nin Türkiye’ye BOP çerçevesi içinde “ılımlı İslâm modeli” rolünü dayatması bu değere aykırıdır, tepki gösterenler tepkilerinde haklıdır.
“Laik cumhuriyet, demokrasiden daha önemlidir” sözünü almış ve ona da “yanlış” demiş. Ama zaten hiç kimse böyle bir söz söylemedi, “demokrasi laiklikten önemlidir” diyen oldu ama bunu duymadık. Türkiye dünyada “laik demokrasi”yi uygulayabilen tek İslâm ülkesi olduğuna göre her ikisinin de önemli olduğu apaşikârdır. Burada asıl vurgulanması gereken gerçek bir demokrasinin zaten laikliği içeriyor olmasıdır ki nedense Baskın Oran son yıllarda en çok onun etrafında sorun yaratılmasına rağmen laikliğe demokrasi kadar vurgu yapma gereği duymamış.
“Mecliste bağımsız milletvekilinin bir şey yapamayacağına” da karşı çıkıyor. “Bağımsız milletvekili Türkiye milletvekilidir, sesi daha gür çıkar” diyor. Oysa bugüne kadar diğer partilerden adam koparıp grup kurmayı başaranlar dışında hangi bağımsız milletvekili ne yapabildi? Grup kuranlar bile bir varlık gösteremedi, zira bütün işler mecliste etkili olabilecek bir sayı ile hallediliyor, bunu bilmiyor muyuz, yoksa çok mu saf görünüyoruz?
Bitmedi, yarın devam edeceğim.

