Sonunda olacağı buydu, siz bir yandan “AB’ye girmek, çağdaş medeniyetler düzeyine çıkmak istiyoruz” deyip diğer yanda cumhuriyet öncesine dönmüş bir Türkiye tablosu yaratır, Türk toplumunu köktendinci İslamî rejim toplumlarına benzetmeye çalışırsanız o ülkeler de süreci hızlandırmak için ellerinden geleni yaparlar, ki yapmaya başladılar!
Haber yanda: İran türban nedeniyle eğitim hayatını sürdüremeyen Türk öğrencilere burs vereceğini açıklamış. Onları “ücretsiz okutmak üzere” İran’a davet ediyormuş. Kimbilir ne vatana, millete yararlı öğrenciler yetiştireceklerdir Türkiye için (!)
Efendim, daveti yapan Bilim-Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı amaçlarının “Müslümanlar’ın dini haklarını Batı tarzı yaşama karşı savunmak” olduğunu bildirmiş. Buna ancak Tamer Karadağlı’nın “Çocuklar Duymasın” dizisinde yaptığı gibi “Ba, ba, ba, ba” ile cevap verilebilir.
Sevsinler sizin “dini hakları Batı tarzı yaşama karşı savunma”nızı! Sadece bu cümlede iki büyük hile var: Birincisi Türk insanının Batı’ya çevirdiği yüzünü ve umudunu tekrar kendi düzenlerine döndürmek... İkincisi ise onların “dini hak” dediklerinin sadece karaçarşaf olması...
Dikkat edin; türban veya tesettür kıyafeti bile kabul edilmiyor, İran’da din öyle korkulacak, hele de kadınlar için dehşetli korkulacak bir baskı haline getirildi ki karaçarşaf giymeyen kadın coplanıyor. Hafızanızı yoklayın, çabuk unutuyoruz haberleri; Ahmedinecad iktidara geldikten kısa süre sonra ilk eylemlerinden biri karaçarşaf yerine başörtüsü ve tesettür kıyafeti giyen kadınları, kadın polislere coplatmak oldu.
Sonra kadınlara stadyumda maç izlemek, erkeklerle yanyana oturmak bile yasaklandı. Maç izlemenin yasaklanma nedeni de “futbolcuların bacaklarının şortun altında kalan kısmını görmeleri” idi. Daha bilmediğimiz kimbilir neler var... Şimdi baktılar ki Türkiye’de gidiş hızla İran, Fas, Afganistan, Suudi Arabistan yönüne kaymakta, müdahalenin tam zamanıdır.
Zaten baskıdan, cop korkusundan bunalıp tatilde Türkiye’ye kaçan ve sınırdan geçer geçmez çarşafını atıp hiç değilse kısa bir süre için “inancını kendi ölçüleri içinde, Allah’la kul arasında” yaşamayı tercih eden İranlı kadınlardan rahatsızlardı. Son zamanlarda yalnız onların değil, Arap ülkeleri insanlarının da özgür, demokratik bir Müslüman ülke olarak tatil için Türkiye’ye koştuklarını da görüyorlardı.
Mollalar hiç önlerinde böyle bir örnek isterler mi? Tabii bu ekonomik yönden imkânsızlık içinde olan veya çocuğu sınav kazanamamış ailelere parlak bir teklif olarak görünecek. Ama sonuçta unutmamaları gereken bir şey de var; dönüşte çocuklarını “tanıyamayacak kadar değişmiş bulma” ihtimali.
Ayrıca... İran’a gitmeye niyetlenen öğrenciler ve aileleri, ilerleyen günlerde bursun yanında cop da verilip verilmeyeceğini önceden sormalılar. Biz her fırsatta “din kardeşlerimiz” diye Müslüman ülkelerin yardımına koşmak isterken onların yardım bahanesiyle Türkiye’ye molla felsefesi enjekte etme, beyin yıkama çabalarını görmemiz iyi oluyor bence.
Hiç değilse belki biraz kafa yormamızı sağlar!
Çakkıdı’ya dava mı, güldürmeyin yine!
Sezen Aksu, sözlerini yazdığı ve Kenan Doğulu’nun seslendirdiği “Çakkıdı” şarkısı yüzünden Talim Terbiye’nin kendisine dava açacağını söylemiş. Ve, ve inanın bana tam da aklımıza gelen şeyi sözlerine eklemiş:
“Durup dururken yazmıyorum. Sabah programlarından besleniyorum.”
Bırakın bir Sezen Aksu şarkısının sözlerinden dolayı yargıya götürülmesini, eğer şarkı, türkü vs bu kadar dikkatle izleniyorsa şimdiye kadar ne porno klipler, şarkılar gördük biz... Yıllardır sabah programlarında ne ağza alınmayacak küfürler, ne pavyona yakışır çıplaklıktaki kadınlar, ne yatak hikayeleri ve sohbetleri dinledik. Sezen Aksu gibi, çoluk çocuk ailece beslendik (!)
Neredeydiler acaba?
Çakkıdı şarkısı müziğiyle ve sözleriyle ilk günden hit olmuş ve zararlı sayılacak bir anlam içermeyen bir şarkı... Piyango ona mı vurdu, yoksa yine her başarıda olduğu gibi burada da darbe başarının kendisine mi?
Eğer yargıya götürecek bir şeyler arıyorlarsa davayı önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara “öğrencilerin ufkunu açmak için” tavsiye ettiği 100 Temel Eser’e açsınlar. Bilmeceleri bile dine dayandıran, İslâmî dille yazılmış ve argonun, küfürün zirvesine çıkmış “Türk Bilmecelerinden Seçmeler” kitabına ve “Deyimler Sözlüğü”ne açsınlar.
“Minder” kelimesini “Gel bizim eve koyum k.çına” diye anlatan kitapların çocuklara “ufuk açmak için” Bakanlık tarafından önerildiği bir ülkede “Çakkıdı”nın lâfı bile olmaz!

