Bülent Ersoy'a sorular!

Olayları anlamaya çalışırken göbeğine balıklama atlamayın. Şöyle geriye çekilin, sonra da tarafsız gözle geniş bir sahneye oturtun "oyunu"... Ve başrol sanatçılarını...

Haberin Devamı

Olayları anlamaya çalışırken göbeğine balıklama atlamayın. Şöyle geriye çekilin, sonra da tarafsız gözle geniş bir sahneye oturtun "oyunu"... Ve başrol sanatçılarını...

Daha iyi göreceksiniz... Hattâ dikkatle bakarsanız perde gerisini, kulisini de.

Örneğin "Bülent Ersoy'un sahne yasağının kalkması için görüştüğü siyasi lider" olayına bakalım.

Deniz Baykal bu liderin kendisi olduğunu açıkladı. O dönemde siyasi yasaklı olduğu için avukatlık yaptığını ve avukat olarak görüştüğünü ama para konusunun hiç konuşulmadığını da söyledi.

Konuşulmuş olsa ne olur? Bir avukat, bir doktor, bir mimar kendisine getirilen teklife göre istediği fiyatı söyleyebilir. Belki o işe fazla gönüllü olmadığı için, belki zor olacağı için bunu yapabilir. İşine gelmeyen başkasına gider değil mi?

Amaa, çok yüksek bir para konuşulmuş ve işi teklif edenin itirazı varsa. O zaman bu itirazı gerekli mercilere o anda duyurur, senelerce sustuktan sonra değil.

Bu olayda hiç kimse Baykal'a bir suçlama yapacak durumda değildir ama herkesin Bülent Ersoy'a bunca yıl konuşmayıp da neden şu anda ortaya bu konuyu attığını sorma hakkı vardır.

Reklâm mı, başka siyasetçilerin talebi mi, belli bir siyasi partiye yaranma isteği mi veya bir taşla bu kuşların hepsini vurmak mı ?

Bayan Bülent Ersoy çıksın ve bunca sorun arasında memleketi durup dururken karıştırmanın, polemikler yaratmanın nedenini açıklasın. Başkalarını bilmem ama ben vatandaş olarak saf yerine konmaktan, birilerinin abuk oyunlarını izlemekten çok sıkıldım.

Ve ayrıca... "Üstü kapatılmış yolsuzluk" aramaya, hesap sormaya bu kadar meraklı olanlar üstü örtülerek rafa kaldınlan dosyaları, bir türlü ele alınmayan "dokunulmazlıkların kaldırılması" konusunu, unutturulan "Seçim ve Partiler Yasaları"nı neden hiç hatırlamıyorlar? Veya bakanlıklardan alınan paralarla, millet kesesinden yapılan hanlara, konaklara bakanların adının verilmesini niye sorgulamıyorlar?

Elde bu kadar mevcut sorun varken yenilerini aramak da ayrı bir abukluk değil mi?

Ne Bakan konuşabiliyor, ne müsteşar!
Tepkilerin çığ gibi büyüyeceği belliydi ve beklenen oldu. Bu kez, başarılı insanları müfettişlerle, düzmece raporlarla gönderip yerine "asla olmaz" denilen isimleri sessiz sedasız getiremeyeceklerini gördüler.

Demokrasinin diktatörlük anlayışıyla yürümeyeceğinin, bırakın yüzde 34'ü, yüzde 84 oyla gelen hükümetler tarafından yapılsa bile bu kadar haksızlığa susulmayacağının ortaya çıkmış olması sabırla yeşertmeye çalıştığımız "temiz toplum, temiz yönetim, temiz siyaset" anlayışının filizlenmekte olduğunu anlatiyor. fendimize bir koca aferin verebiliriz, bunu hak ettik ve sonuna kadar da haksızlıklara tepki vermekten vazgeçmemeliyiz.

'Bravo'yu önce Devlet Tiyatroları'ndan istifa eden 2 genel müdür yardımcısı ile 12 il müdürü hak ediyor. Sonra DOBAV (Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı) tepkisini gösteren basın açıklaması, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği yayınladığı kınama ile...

D.T Genel Md. Yrd. Tamer Levent TV'lere yaptığı çok doğru yorumlarla... Edebi Kurul üyeleri Özdemir Mutlu ve yazar Tuncer Cücenoğlu medya, olayın peşini bırakmayarak uyuyan Bakan Koç ve Müsteşarı Mustafa İsen'e sorduğu sorularla.

Bu sorulara Bakan "Siyasi baskı söz konusu değil, gereği yapıldı" dan başka cevap veremedi.

Mustafa İsen de NTV'nin yayınında aynı sözü tekrarladı. Daha sonra tiyatro camiasından ve basından konuşan herkesin aksini söylediğini görünce "Tamamlanmış bir soruşturma, bir rapor vardır" diyerek sorulara "Dünyada Türk Tiyatrosunun durumuna benzer bir tiyatro var mı" gibi alâkasız bir soruyla karşılık verdi. Oysa bu apayrı bir konu, sorunun cevabı değil. Ayrıca böyle bir problem varsa bunu çözmesi gereken de kendileri.

Kısacası Bakanlık, büyük bir tepkiyle karşılaşan nedensiz (daha doğrusu siyasi nedenli) görevden alma ve yerine "hangi özelliğiyle bu göreve getirildiği kimse tarafından anlaşılmayan" bir ismi atama olayını açıklayamıyor.

Hukuk ayaklar altında Bu "atama" meselesi ise bildiğiniz gibi başlıbaşına bu hükümete özgü bir başka sorun. Tercihleri Cumhurbaşkanı nın onaylamayacağı bir isim ise hukuk, usul, gelenek dinlemeden oturtuveriyorlar koltuğa... Şık da bir kılıfı var yapılanın; vekaleten atama.

Devletiûlar bununla "Cumhurbaşkanı'na vekalet etmekte olduklarım anlatıyorlar herhalde. Zira geçici falan olmuyor getirdikleri, oturduğu yere yapışıp kalıyor.

Tamer Levent, görevden alınan Genel Müdür Lemi Bilgin in yerine vekâleten atanan dramaturg Mine Acar'ın arkadaşı olduğunu ve kendisine "Ben de genel müdür olacağımı 2 gün önce duydum" dediğini söyledikten sonra "o böyle diyor ama tiyatro çevrelerinde Mine Acar isminin getirilmek istendiği 3,5 aydır konuşuluyordu. Sayın Bakan ve müsteşarı Devlet Tiyatrolarının ne kadar başarılı olduğunu, hiçbir sorun yaşanmadığını biliyorlar. O zaman tam tiyatroların açılacağı sırada hangi nedenle Lemi Bilgin alındı ve yerine bu arkadaşımız uygun olmayan bir kadroyla atandı?" şeklinde konuşarak soruşturma ve raporların önceden plânlanmış olduğunu akla getirdi.

Uzun sözün kısası; bu konu, yapılan hata düzeltilmedikçe kapanmaz.

Bilgin'in eninde sonunda görevine döneceğine "doğru" nun kazanacağına inanıyorum. Bu arada... uyuyan Bakan'ında ciddi ciddi istifayı düşünmesi veya istifasının istenmesi gerçekten de yerinde bir öneri.

DİĞER YENİ YAZILAR