Buckingham Palace’ın perdeleri!

Haberin Devamı

Yıllar önce basında yer alan ama benim hiç unutmadığım haberlerden biriydi;

“İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth yeni masraf çıkmaması için sarayın perdelerine yama yaptırdı.”

Yamalı perdelerin fotoğrafı da vardı... Daha sonra bir uluslararası gazeteciler grubuyla İngiliz sarayına davet edildiğimde bu haberin etkisiyle etrafı dikkatle incelemiş, sadeliğe şaşırmış, Kraliçe’nin danışmanı “Biz her gün işe bisikletle gelip gideriz” dediğinde daha da şaşırmıştım.

Dünyanın en zengin, en gelişmiş 8 ülkesinden biri arasında olan İngiltere perde yamalar ve ekonomik kısıntı yaparken (böyle zengin olunuyor zaten, bir de yolsuzluklarla katrilyon katrilyon götürmeyerek) bizde şaşaa önemlidir. Yine İngilizlerin “Ancak kendine güvenen insanlar gösterişe gerek duymazlar. Olduklarından farklı görünmeye çalışmazlar” sözünün karşıtının da doğruluğunu kanıtlamaya kesin kararlı olarak biz gösterişe önem veririz.

Birkaç gün önce AKP’nin 36 trilyonluk yeni Genel Merkez binasından ve Genel Başkan’larının “sultan odası”ndan söz etmiştim, bazı okurlarımız CHP’nin Genel Merkezi’nin de jakuzili odaları olduğunu yazmışlar.

Ben yazımda CHP’nin binasının da görkeminden söz etmiştim ama jakuzili odaları da yazalım.

O parti, bu parti değil; AKP, CHP ve hiçbir partinin bu tür gereksiz harcamalar yapmaya hakkı yoktur. Çok gerekliyse birkaç odaya mütevazı bir duş ilâve edersiniz olur biter.

Türkiye G-8 ülkesi değil, olanlar da bu israfı yapmıyor. Türkiye ilkokul öğrencilerinin ayakkabı veya önlüğü olmadığı için okula gidemediği, üniversite öğrencilerinin okuyabilmek için ‘ayda 50 milyon burs’ diye kapı kapı dolaştığı veya okul harcını yatıramadığı, vatandaşının cebinde kalan son kuruşlarının da ağır vergilerle çekildiği bir ülke... O zaman bir yanda “taş devri”ni yaşayan, yolu, suyu, köprüsü, okulu olmayan, insanların derme çatma sallarla azgın nehirleri geçmeye çalıştığı bölgeleri bulunan böyle bir ülkede bazı partilere bu yağın bolluğu nereden geliyor?

Ve bu nasıl bir “sorumluluk” duygusudur?

Genel başkanlar bu soruyu cevaplarlar mı acaba?

Ramazan’da gecekondu mahallesinde iftar açarak “halk adamı” edebiyatı yapmakla, kendileri dışındakileri “elitler, zenginler” diye adlandırıp en elit, en zengin hayatı yaşamakla olmuyor çünkü!

*****

Şehit Binbaşı’nın oğlu okumalı!

Son şehitlerimizden Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun oğlu Emre’nin bugün ÖSS sınavına girmesi gerekiyor.

Böyle büyük bir talihsizlik, bu kadar kötü bir tesadüf bu gencin tüm geleceğini etkileyebilir. En iyi ihtimalle 2007 yılında üniversite hakkını kaybedebilir.

Bazı okurlarımız “Şehit Binbaşımıza şükran hislerimizi göstermek için üniversiteye sınavsız girme hakkı Emre’ye verilmeli” istediğini dile getiriyorlar.

Kararı ben verecek olsaydım bunu derhal gerçekleştirirdim, öyle olmadığı için duyuruyorum.

Bu imkân sağlanamaz mı acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR