Cumartesi günü Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin Ankara’da düzenlediği “Fatmagül’ün Suçu Yok” panelindeydim. Son yıllarda ‘buna hakkımız olmadığına’ inandığım için Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamadığımı, o günlerde yapılan toplantılara da katılmadığımı hep yazdım, biliyorsunuz. Aynı şekilde, yıllarca bütün mücadelelere rağmen hiçbir ilerleme kaydedilmediğini görmem nedeniyle “kadına karşı şiddet” konulu panellere de katılmıyordum ama artık yalnız kadınlara değil, tamamen korunmasız küçücük çocuklara yapılan ahlaksızlık, saldırı, tecavüzler öyle boyutlara geldi ki öfkeyi de bir yana bırakıp ‘toplumsal bir seferberlik’ sağlanması için her şeyi yapmamız gerektiğini düşünüyorum.
Bazı sivil toplum kuruluşları, Hürriyet-Milliyet gibi gazeteler açtıkları kampanyalarla ellerinden geleni yapıyorlar, Ankara Barosu; “Kadın ve Aile Bakanlığı” ile ortak çalışma yaparak “şiddet mağduru kadınlara” destek olmak için harekete geçti, bunların hepsi çok önemli ve özverili projeler ama sonucu nasıl etkiliyor ona bakmak lazım.. Eğer sonuçta Kadın Bakanı Aliye Kavaf “Kadına şiddet imamlarla bitecek” diyerek bu dehşet tabloya din görevlilerinin çözüm bulacağına inandığını söylüyorsa sonuç ne olacak?
TECAVÜZCÜLERLE İMAMLAR MI KONUŞACAK?
Ankara pilot bölge seçilmiş, imamlar camiden çıkarılıp ailelere gönderilerek bir “aile imamlığı” kavramı ortaya atılmış ve bunca yıldır 4 köşesinde dayak, tecavüz, cinayet olaylarından geçilmeyen ülkede şiddeti imamların bitireceği söyleniyor. Ne yapacakmış imamlar; dinde kadına karşı şiddetin yerinin olmadığını, bunun günah olduğunu anlatacaklar.
Peki kadınları 40-50 bıçak darbesiyle, onunla da yetinmeyip sokak ortasında, okulda, evde boğazını keserek öldüren canilerin Allah korkusu olduğunu nasıl düşünebiliyorlar? Dini önemseyen, Allah’tan korkan bir insan bunları zaten yapar mı? Eğer “dini anlatarak” çözüm bulunabilecekse kapı kapı dolaşmak yerine “TV’lerden milyonlarca insana aynı anda” bunları öğretmek, kadınları ve özellikle çocukları bu tür sapık saldırılarına karşı eğitmek, potansiyel suçlulara “ağır cezaları” hatırlatmak daha doğru çözüm değil mi?
TV’LERİ KULLANIN!
Öyle tabii, peki neden yapılmıyor? Genel Başkan konuşmaları, seçim kavgaları her gün verilebiliyor da bu neden hiç akla gelmiyor? Kadından sorumlu Bakan Kavaf “Kadına karşı şiddete sıfır tolerans” göstereceklerini söylemiş, çok güzel peki “çocuklara karşı şiddetin, vahşetin zirvesi olan tecavüz” olaylarına kaç tolerans gösterecekler? Sonra, tecavüzcüleri de mi “imamların eğitmesini” sağlayacaklar, çözümleri bu mu?
Madem ki “sıfır tolerans”tır, küçücük çocuğa tecavüz ederek onun ve yoksul ailesinin geleceğini karartan, üstelik “şeytana uydum” diyerek itiraf eden Hüseyin Üzmez (tutuksuz yargılanacak kadar güvene mazhar olduğunda) neden ortaya çıkıp “Bu ne biçim karar, nasıl adalet, bu adamı serbest bırakırsanız o çocuğu veya önüne çıkacakların hepsini nasıl koruyacaksınız” demediler? Onları veya TBMM’den diğer (‘kadın’ demeyeceğim, bu vahşete kadın-erkek hepsi karşı çıkmak zorunda) milletvekilerinin tek bir tepkisini neden duymadık? Bağışlanır bir duyarsızlık değildir bu!
ÇOCUKLARINI KORUYAMAYAN DEVLET!
Dün birçok gazetenin manşetinde “Kayseri’de bayram şekeri toplarken kaybolan 3 kardeşi aldatarak eve alan, birine tecavüz ettikten sonra hepsini öldüren” alçak, aşağılık sürüngenin haberi vardı. Gözleri ağlamaktan şişmiş halde beddualar eden perişan annenin de.. Yakalamışlar sapığı.. Bu içinizi biraz olsun rahatlatıyor mu? Hayır.. Neden?
Çünkü hepiniz, hepimiz biliyoruz ki Mardin’de bir çocuğa tecavüz eden 26 ahlaksız sapığa yaptıkları gibi.. Hüseyin Üzmez denen sapığa yaptıkları gibi.. 6 çocuğa tecavüz ettiği halde serbest bırakılıp bir başka küçük çocuğa tecavüz eden ve yine bırakılınca bu kez 9 yaşında çocuğa tecavüz ederken yakalanan sapık gibi o da bırakılacak. Medeni, gerçek hukuk devleti olan ülkelerdeki gibi en az 50 yıl “AĞIR HAPİS CEZASI” verilmesi gerekirken.. Bu yüzden “yakalandı” haberleri hiç fark etmiyor artık!
Adalete; bu “suça ortak, teşvik edici, adaletsiz” kararlar nedeniyle de bir kez daha hiç inanmıyoruz!
Birlikte utansak çözerdik!
Kadın ve çocukların hayatını ölümden beter yok eden suçlular bırakılırken artık “dayak atan, tehdit eden ya da öldüren”lerin cezalandırılacağına inanabilir misiniz? “Kadına karşı şiddet” önemlidir, kendisine “beni koruyun” diye başvuran kadın vatandaşlarını bile korumayan devletin, görevini yapmayan savcıların cezalandırılması da çok önemlidir (ki bu ihtimali de yasa çıkararak ustaca önlediler).. Ama her şeyden önemlisi çocuklarını koruyamayan, bu vahşet olaylarına seyirci kalan bir devletin, yeterince tepki göstermeyen bir toplum ve medyanın, çocuklara tecavüz edilirken “tecavüzde kadının kıyafeti rol oynar” diyebilen ilkel kafaların olmasıdır. Böyle bir ülkede zaten “medeniyetle, adaletle ilgili” tek söz söylemeye hakkımız yoktur.
Oysa bakıyorum konuşanların bir kısmı hala 15 yıl öncesinde filan yaşıyormuşuz, aşırı tepkiye, telaşa, “YETER ARTIK” demeye gerek yokmuş gibi konuşmaktalar.
‘UTANIYORUZ’ KAMPANYASI
“Fatmagül’ün Suçu Yok” panelinde de yazılarımdaki gibi ‘bu vahşete onlarca yıldır çözüm bulmayan, giderek artmasına seyirci kalan bir ülkede yaşamaktan utandığımı” söyledim, çünkü artık böyle hissediyorum, iki yüzlü nezaket sözcükleriyle saklayacak da değilim.. Bu nedenle Nazan Moroğlu konuşmasında cümleme gönderme yapıp ne kastettiğimi de saptırarak “Ben bu ülkede yaşamaktan utanmıyorum” deyince ‘Siz utanmamakta serbestsiniz, ben utanıyorum’ sözümü tekrarladım. Eğer bu olaylara önlem alınmamasından, bu vurdumduymazlıktan yıllar önce hep beraber utanmaya ve çözüm için “ülke yöneten ama hiçbir zaman bu ciddi toplum sorunlarını oy kavgalarının önüne alamayanlara” baskıya başlamış olsaydık belki 2011’de Taş Devri ilkelliğini yaşamak zorunda kalmazdık.
SİYASETÇİDEN TV KANALINA KADAR..
Belki çok önceden bir “UTANIYORUZ” kampanyası başlatır, ülkenin psikologlarından siyasetçilerine, STK’larına, TV kanallarına kadar herkesin katıldığı bir sinerji ve çözüm üretebilirdik. Bu panele de o ümitle katıldım. AKP Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülsün Bilgehan ve Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu da katılacağına göre “tablonun sorumluları” ortaya konduktan sonra “TBMM’den başlayacak mantıklı bir çözüm” düşünülebilir, en azından “hakimlerin suçluları serbest bırakma hakkının olmadığı” topluca seslendirilebilirdi.
BU ÖNEMLİ DEĞİL!
Bu nedenle Fatma Şahin ile Metin Feyzioğlu’nun “söz verdikleri halde” bir gece önce gelmeyeceklerini söylemelerini eleştirdim, her ikisini de.. Davetiyeler basıldığına göre dinleyicilere de, diğer konuşmacılara da ayıptır yapılan. Acaba parti liderinin eşi çaya çağırsa kadın milletvekilleri koşarak giderler mi, gitmezler mi? Giderler arkadaşım, demek ki ülkenin en ciddi sorunlarından biri ‘çay daveti kadar’ önemli değil (!). Hani tecavüz olaylarını “hadım isteyecek kadar” önemsiyorlardı, bir başka milletvekili de gönderilemez miydi?
TÜKD’ye (Ankara Başkanı Nilgün Nazilli ve eski Genel Başkanı Birten Gökyay’ın şahsında) bu konudaki gayretleri için.. Beni gördüklerine çok memnun olduklarını coşkulu bir sevgiyle gösteren dinleyicilere (çoğu okuyucularım ve “Her Açıdan” izleyicileri) ilgileri için bir kez daha teşekkürler. Bu sorun en kısa sürede ele alınana kadar durmayacağız.

