Düşünün önce Siirt’te çoğunun torunu yaşında 7 ilkokul öğrencisine tecavüz eden 100 tane vahşi sapık... Sonra yine Siirt Pervari’de 13-14 yaşında 8 öğrencinin 15 yaşındaki kız öğrenciyi “zorla çıplak fotoğraflarını çekip şantajla korkutarak” 2 ve 3 yaşlarında iki bebek getirtmeleri ve onlara tecavüz edip birini öldürmeleri... Arkadan Manisa’da 14-16 yaşında (ikisi kız) üç çocuğa mutlaka yine korkutarak tecavüz eden 31 kişi... İzmir’de pırıl pırıl üniversite öğrencisi güzelim genç kızı okuldan eve dönerken vurarak öldüren, aynı yerde bir de bankacı kadını öldüren manyak katil...
Daha kısa süre önce öğrencilerinin önünde öldürülen yuva öğretmeni, Türkiye’nin en ücra köşesine kaçmasına ve dilekçe vererek korunmasını istemesine rağmen yine sapık bir katilden kurtulamayan bir başka genç öğretmen...
Memleket vahşetin beşiği haline gelmiş, şehirlerde güvenlik sıfır, sapıkların hedefi ilkokula hatta bebeklere kadar inmiş ve hükümetin bunlarla ilgisi olmadığı gibi tek düşünceleri yüksek yargıyı kendilerine bağlayıp, bir de parti kapatma tehlikesini ortadan kaldırmak...
Dönelim Siirt ve Manisa’daki olaylara... Siirt’te halk 100 sapığın 7 zavallı çocuğa (bundan sonra kim bilir çevrelerinden -ailelerinden bile- ne haksız hakaretler yiyecek, mutlu yuvalar kuramadan yaşayacak, hayat boyu nasıl bir psikolojik işkenceye katlanacaklar) tecavüzüyle ayağa kalkmış, toplum infiale sürüklenmişken arkadan 13-14 yaşındaki öğrencilerin yarattığı vahşet duyuldu.
ADALET DEĞİL, KOMEDİ
Devamlı olarak gazete ve TV’lerde ihtiyar sapıkların çocuklara tecavüzünü veya cinayetlerini dinleyerek büyüyen, bu canice eylemlerin sıradanlaştırıldığı bir ortamda yetişen bu öğrencilerin de aynı eylemleri denemeye kalkması şaşırtıcı değil. Ama sonuçta bu olay da elbette her ülkede medyanın ve her vatandaşın üstüne gideceği ve en azından doğru sonuçlanmasını bekleyeceği bir büyük vakadır. Nitekim 18 yaş altı olsa da böyle canice bir eylemi gerçekleştiren öğrenciler hiçbir medeni ülkede yeniden toplum içine salınmazlar, her şeyden önce en az 10 yıl psikolojik tedavi ile ıslahevinde sıkı gözetim altında tutulurlar. Ama Türkiye’de 6’sı salınıvermiş. Yani katil ve tecavüzcü çocukların sözüm ona “çocuk hakları” (hangi hakimse) dikkate alınmış, tecavüz edip öldürebilecekleri yeni çocuklarınki alınmamış.
Ne kendilerinin, ne ailelerinin hiçbir sorumluluk taşımaması sağlanmış. Yatılı okul yönetiminden bu başıboşlukta, sorumsuzlukta hesap vermeleri istenmemiş.
KABAHAT MEDYADA!!
Ve sonra (Salı gecesi TV’de izlediğimde gözlerime inanamadım) Başbakan Erdoğan “Aradan 1 yıl geçmiş, bunu niye gündeme getiriyorsunuz” diye medyaya kızıyor, aynı şekilde “okulları, eğitimi nasıl kontrol ettikleri” açıkça görülen Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu medyayı suçluyor, Kadın ve Aile Bakanı ise “1 yıl önce olmuş bir olay, mağdur çocuklar (!) koruma altında” diyor.
Ne yapalım yani 1 yıl önce olmuşsa? Pervari Belediye Başkanı İsmail Bilen’in dehşet verici “Pervari küçük yer, hepimiz akrabayız. Biz olayı kapattık, kimse huzurumuzu bozmasın. Kapattıysak kaymakam, savcı, polisten habersiz yapmadık” açıklamasına uyarak kapatalım mı?.. (Hepsi cezalandırılmalı, hepsi!)
O zaman neden İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı “2’şer müfettiş” gönderdiler Siirt’e? Neyi araştırıyorlar? Haydi anlatın, neyi?
Bu ülkede vahşet, şiddet had safhaya çıkmıştır ve bu kadarı bırakın Batı ülkelerini Türkiye’den daha az gelişmiş ülkelerde bile görülmemiştir.
İhmaller için, (yüksek yargıyla uğraşılacağına) cezasız bırakılan suçlar için, okullardaki denetimsizlik, binlerce kişilik polis ordularına rağmen başıboş bırakılan sokaklar/şehirlerdeki güvensizlik için, çocuk ve kadınlarla ilgili şiddet olayları ve hiçbir sorun çözülmemesine rağmen hâlâ “çok çocuk doğurun” tavsiyeleri, bakanlıkların yetersizliği için özür dileneceğine suçu medyaya atmaktan daha saçma ve haksız bir girişim olamaz.
Anlatsınlar millete; şiddet varken en azından TRT neden 24 saat insanlara gerekli yayın yapmıyor, eğitim vermiyor?
Vahşetin esprisi!
Mazhar Alanson’un Siirt’te yaşanan “İki bebeğe tecavüz, birinin öldürülmesi, 7 kız çocuğa 100 sapık yaratık tarafından tecavüz” gibi dehşet verici olaylarla ülke ayağa kalkmışken “Şehir karantinaya alınsın, suyuna şap atılsın. Siirt’te yere para düşürürseniz eğilip almayın” gibi espriler yaptığını duymak da neredeyse olayın kendisi kadar şok etkisi yaptı.
İnsaf yani, her konuda sululuk yapmak artık Türkiye’de berbat bir alışkanlık haline geldi ama bu kadarı fazla... 100 kişinin, çocuklara; çaresiz, kimsesiz, güçsüz varlıklara tecavüzü de espri konusu olabiliyorsa insaff!
Alanson topluma malolmuş biri olduğunu, böyle bir şiddet toplumunda sözlerinin nelere malolacağını bilerek konuşmalıdır. Bu konular sululuk kaldırmaz, biraz sorumluluk lütfen!

