Bir meslektaşım 14 Temmuz tarihli yazısında töre cinayetleri ve bu konu hakkında yazan, çalışan kadınlarla dalga geçiyordu. Töre cinayetlerine neredeyse hak veriyor "Medya dudularından üçü beşi bağırıyor diye bu gerçek pattadanak değişmez" diyordu. 21. yüzyılda bile böyle düşünen ve yazan gazetecilerimiz varsa başımıza gelenlere de şaşmamak lâzım.
Bu yazara göre cinayetler konusunda STK'ların 15-20 yıldır yaptığı çalışmalar komik, yazılan köşe yazıları ise anlamsızdı. Hatta bunları yazan köşe yazarları da anlamsızdı. Bu yazarlar konu sıkıntısı çektikleri için "gazetelerin hafta sonu eklerindeki konulara" takılıyorlardı. (Gazetelerin hafta sonu ekleri ne zaman töre cinayeti yazmışsa??)
Araştırmak, bilgi toplamak zor ama bu iş kolaydı.
Bu meslektaşımız mizah yazıları yazıyor genellikle. Ama 'tarih'de yazıyor, onun için her yazısına "nasılsa mizah" denip geçilemez.
Bir günlük espri!
Çok sayıda kadın ve erkek hukukçu, sivil toplum örgütü telefonlarla bu yazı nedeniyle duydukları üzüntüyü belirttiler. Çok da haklılar. Yazılan okunan, deneyimli bir yazarın, hem de en önemli zamanda; ilgili yasanın Komisyon'dan çıkıp Meclis'e gittiği bir dönemde bu kadar ciddi, hayati bir konuyla dalga geçmesi, geçebilmesi acı... İşte maalesef Türkiye'nin bir gerçeği de bu. En aydın sayılan insanınız bile bunu yapabiliyor, sırf "bir günlük espri" olsun diye yıllar süren emekleri hiçe sayabiliyor.
"Töreye var mı çare" diyerek cahil veya suça meyilli insanlara yanlış telkinlerde bulunabiliyor. Medeni, çağdaş, adil yasaları, temel insan haklarını isteyen vatandaşları "kadın hakkı savunucusu" yapıp çıkarabiliyor.
Aynı yazar "Osmanlı'dan Cumhuriyet'e ciddi anlamda hak talep eden bir tane kadın hareketi olmamıştır, hayır kurumlarına üşüşen isimlerden başka" demiş... Ama yine söylediğine göre "kadın hakkı savunucuları bunu bile bilmez"miş.
Töre-namus cinayetlerini önlemeye çalışanlardan biri olarak ona iki noktayı hatırlatmak isterim:
1- 21. yüzyılda bile kadın yazarlara "dudu" diyebilen, cinayeti küçümseyip töreyi kabullenen erkekler olabiliyorsa, o dönemin erkeklerini, kadınlar üzerindeki baskıyı bir düşünmesini...
Tarih öğreniyoruz!
2- Kadın hareketinin Türkiye'de 19. yüzyılda başladığını, II. Meşrutiyetin ilân edildiği günlerde ittihat ve Terakki'nin Kadın Şubesi'nde 40 kadın üye olduğunu, yine Osmanlı Türk Hanımları Koruma Derneği (bir Sivil Toplum Kuruluşu), Donanma Cemiyeti İstanbul Kadınlar Şubesi'nin (yine STK) ve daha sonra Kadınlar Halk Fırkası'nın çok sayıda üyesi olduğunu, yazısında söz ettiği "Aliye Fatma" ile, Nezihe Muhiddin gibi kadınların "kadın hakları mücadeleri öncülüğü"nü Osmanlı döneminden başlayarak yaptığını... Bunları hatırlasa iyi olur.
Tarih yazanlar esprilerde bile daha dikkatli olmalıdırlar bence. "Aliye Fatma"nın isminin doğru şekli örneğin "Fatma Aliye" olmalıdır!
Şimdi sevgili okurlarım, lâf salatasını bir tarafa bırakacak olursak, dün "Ne demişler" köşesindeki söz gibi, önemli tek şey vardır: gerçekler.
Şu anda en önemli gerçeklerden biri, her yıl yüzlerce kadın vatandaşı "namus cinayeti" bahanesiyle katliam şeklinde öldürülen bir ülkede TCK Komisyonu namus cinayetlerini "Nitelikli Adam Öldürme" maddesine almamıştır.
Hiçbir şekilde birbirinden ayrılması mümkün olmayan töre ve namus cinayetlerini ayırmış, namus cinayetlerine daha hafif ceza verilmesinin yolunu açmıştır. Oysa, bazı yazar arkadaşlarımızın yazdığının tam aksine "ceza" nın bal gibi "suçu önleyici" unsur olduğu bilinmektedir, medeni ülkelerin ceza kanunları bunu doğruladığı gibi, aynı sonuç bizde kan davası cinayetlerinin ağır cezalardan sonra iyice azalmasıyla bir kez daha açıkça görülmüştür.
Buna rağmen, yazımıza konu olan meslektaşımızın anlayışının yaygın olduğu, erkek çoğunluklu komisyonların elinde Ceza Kanunu'muz bir kez daha utanç verici bir yanlışla Meclis'e girmektedir.
(Devam edecek)
Bu kafayla AB'ye girsek ne olur?
Bir meslektaşım 14 Temmuz tarihli yazısında töre cinayetleri ve bu konu hakkında yazan, çalışan kadınlarla dalga geçiyordu. Töre cinayetlerine neredeyse hak veriyor "Medya dudularından üçü beşi bağırıyor diye bu gerçek pattadanak değişmez" diyordu
Haberin Devamı

