Bu izcilik neymiş meğer!

Ben tesadüfen bir afiş görerek iki gün önce yazdım ama meğer çok derin bir konuymuş bu...

Haberin Devamı

Ben tesadüfen bir afiş görerek iki gün önce yazdım ama meğer çok derin bir konuymuş bu... Dün İzcilik Gönüllüleri Derneği'nden gelen uzun bir açıklama, Dernek Başkanı Aşkın Üçvet'in telefonu ve sonra tekrar Federasyon Başkanı Hasan Subaşı ile konuşma, olayın derinliği hakkında yeterli bilgiyi verdi.

Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı çok sayıda izciyle birlikte Federasyon tarafından dışlanan 150'ye yakın izci liderinden oluşmuş izcilik Gönüllüleri Derneği'nin gönderdiği açıklamanın başlığı AK Parti 15.000 piyoner yetiştiriyor" idi ve "Sayısı artırılmaya çalışılan acaba gerçek anlamda izciler mi, yoksa AK Parti felsefesiyle yoğrulmuş piyoner tarzı bir gençlik hareketi mi" spotuyla başlıyordu.

Müslüman İzci Kampı
Burada gördüğüm "daha önce İzcilik Federasyonu'nun Meclis'te soru önergesine de neden olan Müslüman İzci Kampı ile gündeme gelmesi" ile ilgili bilgi Hasan Subaşı tarafından da doğrulandı. Konya'da böyle bir izci kampı açılmış, daha sonra kapatılmış.

Subaşı aslında Dünya İzcilik Federasyonu'nun buna karşı çıkmadığından, zira diğer ülkelerde de çoğu izci klübünün kiliselerle yakın ilişkide olduğundan ve hatta papazların da kamplara gittiğinden söz etti.

"15 bin yeni izci" projesinin başında kendi eşi Süheyla Subaşı'nın olduğunu doğruladı. İstanbul'da 15 bin, Türkiye genelinde kimbilir kaç bin izcinin denetimini ve eğitimini "başarıyla" gerçekleştirdiklerini ekledi (300-400 kişilik bir okula onlarca öğretmen ve yönetici gerekirken bir Federasyon 10 binlerce çocuğu nasıl eğitiyor onu bilemiyoruz. Ve tabii izciliğe dinin, inancın da karıştırılabileceğinin söylenmesi endişeleri haklı kılıyor.)

İzcilik Gönüllüleri Derneği Başkanı ve yılların deneyimli izcisi Aşkın Üçvet ise İzcilik Federasyonu yönetiminde tek bir izci olmadığını, çoğunun izcilik dışı ve Büyükşehir Belediyesi kökenli olduğunu ve izciliğin politize edildiğini söyledikten sonra "Gürtuna döneminde 'seyyah izciler' diye bir şey çıkardılar. O dönemin Federasyon başkanı itiraz etti. Zaten yazınızda belirttiğiniz 'Belediye'nin izcileri siyasi amaçla kullanmak istemesinin engellenmesi de daha önceki başkan dönemindeydi. Ayrıca izcilerde din, mezhep, inanç ayırımı yapılması söz konusu değildir. Bunu yaparsanız bir adım sonrası 'Sünnî İzciler', 'Alevî İzciler' ayırımına gider. Zaten şu anda bile Türkiye'de izcileri ciddi şekilde bölmüş durumdalar" diyor.

Diğer bilgilerin içinde; İzcilik Federasyonu üst yönetimine, bu işe yıllarını veren gönüllü ve çağdaş fikirlere sahip izci liderlerinin alınmadığı, İstanbul Aksaray İSKİ salonunda izci velileriyle yapılan toplantıda harem-selâmlık oturulduğu ve Federasyon yöneticilerinin çoğunun Büyükşehir Belediyesi üst düzey bürokratları olduğu da var.

Bitmiyor, bitmiyor. Bu yazıyı yarın kesin bitireceğim.

Güçlü dini inançlar!
Tayyip Erdoğan yine dini, inancı hafifçe(!) yolundan kaydırmış. Türban"la "güçlü dini kimlik" özdeşleştirmesi yapmış.

Türbanlıysan veya eşin türbanlıysa dinî kimliğin "güçlü", değilse o da "değil"... Ne kolaymış meğer... Yani dininin birçok gereğini yerine getiriyor, kalbini temiz tutuyor, birileri gibi yolsuzluk yapıp dosyalarını yargıdan kaçırmıyor, yetim hakkına el uzatmıyor ve "makbul bir kul" olduğuna inanıyorsan "yook" diyor sana... Türbanın var mı ancak o zaman dindarsın veya makbulsün. Tövbeler olsun karar Yaradan'a değil bunlara ait. Hani Erbakan'ın "Bizim partiden olmayan patates dinindendir" sözü gibi bir şey.

Oysa okuduğumuz, bildiğimiz kadarıyla Kur'an'da türban tarifi yok, "ziynetleri (gerdanlıkları, boynu) kapatacak şekilde bir örtünün yakaların üzerine indirilmesi" var. Madem ki Başbakan kendini bu kadar güçlü bir "dini kimlik" olarak görüyor keşke çıkıp millete Nur ve Ahzab surelerini, Hz. Peygamber mümin kadınlardan söz alırken (biat) neden başörtüsünün şartlar içinde olmadığını, Kur'an'da tesettür olup olmadığını ve bir ayetin "Söyle" veya "Ey müminler" diye başlaması arasındaki farkları anlatsa. Zira böyle üstü kapalı ve hatalı açıklamalar yaparken yalnız dini AKP'nin tekeline sokmakla kalmıyor, başörtüsü (bu dönemde türban oldu) takmayan tüm kadınları ve eşlerini "dinle ilgisiz" göstermek gibi çok büyük bir günah da işliyor.

Örneğin benim başım açık ama "dini kimliğimin güçlü" olduğuna kesinlikle inanıyorum. Var mı bir itirazı acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR