Bre aciz, sen kimsin ki?

Pazar günü Her Açıdan programında Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ile yaptığımız sohbet o kadar büyük bir ilgiyle karşılaştı ki bugünkü yazıma çok geç bir saatte başlayabildim

Haberin Devamı

Pazar günü Her Açıdan programında Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ile yaptığımız sohbet o kadar büyük bir ilgiyle karşılaştı ki bugünkü yazıma çok geç bir saatte başlayabildim.

Programın hemen bitiminde başlayan telefon ve “e-mail”ler şu anda yazı sırasında hâlâ devam ediyor. İzlenirlik ölçülerine bakınca da ilgi açıkça görülüyor ama o ölçüler olmasaydı bile gelen mektup ve telefonlar bunu anlamaya yeterdi.

Önce Sayın Bardakoğlu’na bir kez daha programımıza katılarak sorularımı cevapladığı ve birçok konuda görüşlerini bildirdiği için çok teşekkür ediyorum ve saygılarımı sunuyorum. Gelen mektuplar içinde bu sohbetten çok yararlandığını “din ve Kur’an’ı çeşitli yönleriyle anlamaya ve anlatmaya” yönelik, Diyanet İşleri Başkanı’yla programlara devam etmemi isteyenler kadar bana kızan “ne yapmaya çalıştığımı, ayetleri sorarak, Kur’an’dan şüphe ediyormuşum gibi araştırarak Müslümanları neden incittiğimi” söyleyenler, soranlar da var.

Örneğin bunlardan biri “Seni kim yarattı bre aciz insan, senin bu dünyadaki görevin ne... Önce git vicdanına danış, sonra Kur’an’ı Kerim’e dil uzat” diye başlıyor. Haşâ böyle bir şey yok ve diğer mektuplardaki “rahatsız oldukları noktalardan” da daha sonra söz edeceğim ama bunları yazan izleyicilerin yazılarımı okumadıklarına, programı da yeterince dikkatle izlemediklerine inanıyorum.

HAKAN’IN SORUSU
Eğer dikkatle okusalar veya izleselerdi öncelikle benim bu soruları gerçekten bazı ayetlerdeki anlamadığımız noktaları anlamak ve anlaşılmalarını sağlamak üzere sorduğumu, yazılarıma “İnkâr etmiyorum, soruyorum” başlığını koyduğumu, sorduğum soruların çok sayıda din adamı tarafından sorulduğunu ve irdelendiğini, bunlarla ilgili sayısız kitap yazıldığını, dinin daha iyi anlaşılması için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da “istişare toplantıları” yaptığını bilirlerdi. Programdaki konulara tekrar döneceğim, bu arada Ahmet Hakan’ın “Gayrimüslimlerin arkasından neden ‘Allah rahmet etsin’ denmez” sorusunu da Diyanet İşleri Başkanı’na sordum; cevabı “Allah’ın rahmeti o kadar boldur ki herkese yeter. Tabii ki onlar için de söylenebilir” oldu. (Yarın devam edeceğim.)

***

Alihan her kim ise cezalandırılmalı!
Akıl almaz bir saldırı izledik televizyonlarımızda... Aynı haber gazetelerde de yer aldı. Ajdar; garip, sıradışı şarkılarıyla gündeme gelen bir isim... Hani herhangi bir müzik kalıbına uydurmaya kalksanız hiçbir ölçüye, hiçbir kalıba uymayacak, acaip sözlü şarkılarla kendinden söz ettirdi, defalarca ekrana da çıktı. Ama bu tamamen başka mesele.

Bir gece klübünde elinde mikrofon basınla konuşurken, ortaya bu Alihan ismindeki adını hiç duymadığımız ve şarkıcı olduğu iddia edilen şahıs çıkıyor. Yanına yaklaşıp ona “Sen şarkıcı mısın, senin kendine sanatçı demen sanatçılara hakarettir” gibi kendisi hakaret sözlerle sataşıyor. Ajdar bunun üzerine gayet efendice “Ben böyle bir ortamda bulunmak istemiyorum” diyerek mikrofonu bırakıyor ve uzaklaşıyor. Sonra çıkışta Alihan Bey yine Ajdar’ı gözlüyor, önünden geçerken lâf atıyor, karşısındaki “Bunlar gündeme gelmek için yapılan şeyler” cevabını verip hızlı adımlarla uzaklaşırken arkasından koşuyor ve “Sen kim oluyorsun” diye bağırarak arkadan Ajdar’a saldırarak kafasına vuruyor.

Bu çirkin saldırıyı bütün izleyenler açıkça gördüğüne ve “şiddet olayları” açısından gençlere ve topluma son derece kötü bir örnek olduğu gibi açık ve kesin bir suç delili olduğuna göre olay bir “kamu davası” olarak ele alınmalı ve cezası neyse verilmeli.

Türkiye’yi bir şiddet ülkesi haline getirmek isteyenler veya gündeme gelmek için bu tür skandallar yaratanlar bütün topluma kötülük yapıyor ve sonunda dünya hepimizi suçluyor. Bu olayın takibini istiyoruz.

Suç duyurusu ve kanıtları ortada!

DİĞER YENİ YAZILAR