Bravo Arıtman, Bravo Kendirci!

Kadınlar kocaları, nişanlıları tarafından hastanelik olana kadar dövülüyor

Haberin Devamı

Kadınlar kocaları, nişanlıları tarafından hastanelik olana kadar dövülüyor.

Kadınlar kendi evlerinde bile tecavüze uğruyor.

Tecavüz edilen kadınlar işini, eşini kaybediyor.

Gelecekleri, hayatları karartıldığında aynı kadere aileleri de ortak ediliyor.

Kadınlar öldürülüyor.

Onların yüzü ve ismi yok. Hepsi fotoğraflardaki silinmiş yüzler ve iki harften oluşan kimliklerle hayattan da silinerek yok olup gidiyorlar.

Üç kuruş devlet yardımı alan veya hiç almadığı için kendi imkanlarıyla var olmaya çalışan bir kaç sivil toplum kuruluşu, bir kaç iyi niyetli, çağdaş kadın dışında kimseciklerin sesi çıkmıyor. Devlet öyle meşgul ki ölesiye mağduriyet yaşayan kadın vatandaşlarının adını bile anmıyor.

Kadın ve Aileden Sorumlu bakanların hiç bir olayda sesini yükselttiğini, el uzattığını, çözüm istediğini duymuyorsunuz. Ülkenin her köşesinde sığınma evleri açıp tacize, tecavüze uğrayan kadınlara hiç değilse psikolog yardımı alıp sığınabilecekleri bir yer göstermesi gerekenler kapı-duvar... Sus pus...

Bornova'da evine giren hırsız tarafından bıçak tehdidiyle tecavüze uğrayan B.S.'nin, onu işten çıkaran "Gökhan Makina Şirketi"nin sahibi patronunun söyledikleri bu ülke kadınlarının acı durumunun özeti gibi:

"Kick box biliyordu, kendini niye korumamış?"

Ne demek lazım böyle zavallı bir söze?

"Tecavüze uğrayan çocuklara rızası sorulsun" diyenler gibi "Belki onun da rızası vardı" mı demeli?

Kadınlar cehennemi
Neyse ki onlar var... Her zaman mağdur olan kadınlara arka çıkan, devletin yapamadığını yapmaya çalışan bir kaç yürekli kadın...

CHP Milletvekili Canan Arıtman'ın tecavüze uğrayan B.S. için Bakan'ı göreve çağırması ve devletin yardım etmesi gerektiğini söylemesi, Türk Kadınlar Birliği Başkanı Sema Kendirci'nin tecavüze uğrayan kadını işten çıkaran patrona ve dayak atan eşlere bunun hesabının sorulmasını istemesi, Ankara KA-DER'in Başkanı İlknur Üstün ve Uçan Süpürge Başkanı Halime Güner'in toplumda "tecavüz eden" yerine "edilenlerin cezalandırdığını açıklayan sözleri aslında tüm toplumun dileklerini yansıtıyor.

Ama onlar üstlenmeseydi bu görevi, yine hiç bir ses çıkmayacaktı.

Ne zamana kadar susacağız? Kadın Bakanı'nın ve Adalet Bakanı'nın neden bu vahşet olaylarıyla ilgili açıklamalarını zamanında hiç duymuyoruz? Türkiye ne zamana kadar bir kadınlar cehennemi olmayı sürdürecek?

DİĞER YENİ YAZILAR