Böyle canlı yayın yapılamaz!

Haberin Devamı

Dün RTÜK’ün, STAR TV’de hazırlayıp sunduğum Her Açıdan isimli programıma gönderdiği “medya sansürü” denebilecek uyarısını anlatmaya başlamıştım. Bu konuyu açıklığa kavuşturana kadar yazacağım, çünkü... Son derece kolay bir şekilde muhtıra gibi uyarılar yapılıyor, “programlara kesilmekle”, programcılara programın kesilmesinin üzüntüsü yanında “uzun süre ekrana çıkamamakla” gözdağı veriliyorsa bu bütün medyayı ilgilendiren ciddi bir demokrasi sorunudur. Şimdi Her Açıdan’ın söz konusu programına dönelim...

Osman Özbek programda önce Başbakan’ın kendisine dava açmasının nedenlerini söylemiş ki bu nedenler zaten basında çıkan haberlerde yer almıştı. Dava konusu sözler şöyle:

“AKP hükümeti PKK’yla mücadele edemez, bir planı, programı yoktur. Çünkü AKP, ABD’den aldığı emirleri yerine getiriyor”... “İkinci dava ‘Etmez, hatta PKK’yla işbirliğine bile gidebilir’ gibi bir söylemim oldu” demiş. Bunu tekrarladıktan sonra “Sizin yüzünüze de söylüyorum burada tekrar...” cümlesini eklemiş.

Bunlar, daha önce PKK saldırıları sırasında sonra da AKP’nin ABD’nin isteklerine harfiyen uyduğu son Kuzey Irak Operasyonu 8. gün aniden bitirildiğinde de çok kişi tarafından ekranlarda/köşelerde defalarca dile getirildi.

Davayla ilgili konuşmanın dışında da; “Türkiye’nin Amerika’yla ilişkileri yoktur. AKP’nin Amerika’yla gizli ilişkileri vardır. Türkiye’nin olsaydı bugün Milli Güvenlik Strateji belgesi olurdu ve ben de o belgeyi size getirirdim” gibi...

“Başbakan samimi olsaydı Sayın Bush’la yaptığı görüşmede Ali Babacan yerine yanına Genelkurmay 2. Başkanı’nı alırdı. Tamamen gizli yapıyor” gibi...

“Yapılacak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına bütün kamuoyunun dikkatli olması lazım. PKK’yı siyasallaştıracak bir madde konabilir. Türkiye’nin laik rejimini değiştirecek bir madde konabilir. AKP’nin bundan beklentisi laik rejimi değiştirmektir. Yani PKK karşılığında, Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi karşılığında AKP kendisine laik rejimi değiştirme yetkisi ve gücü verilmesini istiyor ABD’den ve AB’den.

Laik rejimin değiştirilmesi AKP’nin isteğidir ama Amerika’nın da isteğidir. Ilımlı İslâm, Amerika’ya bağımlı İslâm demektir” gibi... Hepsi bu zaten. Tüm kanallarda sık sık söylenen, konuşulan (ama “uyarı” almayan) şeyler.

(Devam edeceğiz.)

*****

Süleyman Ateş’ten yeni inciler!

Dün yine bu konuda hukukçu tepkilerinin, okuyucu mektuplarının arkası kesilmedi... Daha önce “genç ve çocuğu olan bir kadının 5 çocuklu evli bir erkekle imam nikahıyla evlenmesi” konusunda onun ailesine akıl vermesi ile ilgili de yazmıştık.

Süleyman Ateş “İmam nikahının yeterli olacağını, adamın bu kadını koruyup kollayacağını” söylüyor, ailenin işe karışmamasını öneriyordu.

Ateş bu kez de dünkü yazısında iki kız çocuğu olan bir ailede miras paylaşımını yazmış. Nasıl yazmış? Yine “Şeriat hukuku”na göre...

“Nisa Suresi’nin 11-12’inci ayetlerinde belirtilmiştir” diye başlayıp anlatarak... Türkiye’de 82 yıldır “miras, boşanma, şahitlik” gibi konularda kararların Medeni Kanun’a göre verildiğini bilmesine rağmen...

Peki Süleyman Ateş bunu neden yapıyor? Asıl soru bu, her seferinde hatası yazılmasına (hem de maalesef aynı gazetenin bir başka yazarı tarafından) rağmen neden hâlâ ısrarla Şeriat hukukunu öne sürüyor?

Herhalde ailenin bir de erkek çocuğu olsaydı “erkeğe iki kadının hissesi kadar düşer” diyecekti.

Gerçekten artık Süleyman Ateş’in nasıl Diyanet İşleri Başkanlığı yaptığını (nasıl aday olabildiğini) merak ediyorum.

Doğru cevap “Miras kararları Medeni Kanun’da nasıl yazıyorsa öyle verilir” olacaktı.


DİĞER YENİ YAZILAR