Oldum olası böyledir, "yaz mevsimi" dendi mi akla Bodrum gelir. Zengini, orta sınıfı, ortanın alti, üstü herkes akın akın koylarını, köylerini şenlendirmeye koşar.
Ama kısa süre sonra koşmayacak artık. Hatta gözden düşme dönemi başladı bile Bodrum'un, bir çok yazlıkçı daha güzel, daha temiz, daha sakin köşeler arıyor artık kendine.
Örneğin Göcek, Gökova, Alanya, Bozcaada, Çeşme, Assos ve çevresi tercih edilmeye başlanıyor. Zenginler tekneler dolusu Yunan adaları teftişine çıkıyorlar... Bir zamanlar Türkbükü koyunun girişini kapatan tekneler o teknelerden inen ve şişme botlarıyla sahile gelerek koy iskelelerinde magazin muhabirlerine poz dağıtan sosyetikler artık görüntü ve hijyen açısından kirlenen bu müstesna beldeden uzak köşelere kaçıyorlar.
Sanki bu kirliliğin sorumluları arasında kendileri de yokmuş gibi arkalarına bakmadan kaçıyorlar.
Sahiller pet şişe dolu!
Evet, bu ülkede belediyeler çıkar uğruna yalnızca şehirlerin değil en güzel sahillerimizin de yağmalanmasına göz yumdular. Daha doğrusu sebep oldular.
Kaçak veya -maalesef- izinle yapılan taş yığınları, dev oteller, yemyeşil koylara Çin Şeddi gibi gerilen yüzlerce evlik siteler (ki bunların çoğunda sadece yılda 10-15 gün oturulur) ve hatta okul binaları dünya güzeli kıyılarımızı mahvetti.
Ne Kuşadası kaldı, ne Bodrum.
Türkiye'de sorun sadece "çirkin bina yapmak" filân değil, asıl sorun yeşili yok ederek, doğayı katlederek bina yapmak.
Ama hepsi bu mu? Tek sorun göz kirliliği yaratmak, doğaya bu şekilde saygısızlık etmek mi? Tek suçlu sorumsuz, acımasız, çıkarcı, kontrolsüz belediyeler mi?
Hayır, biz vatandaşlar, denizlere girmek için sahillere akın edenler, tekneleriyle en güzel koyların sahibi olanlar da en az onlar kadar saygısızız.
Utanç verici
Koy koy gezen, Bodrum'da en gözde koyların girişine boy boy dizilen teknelerin çoğu bütün pisliklerini bunca uyandan, bunca yıldan sonra hâlâ denize boşaltıyorlar. Çöp kutularını da boşalttıklarından şüphe ediyorum ben. Sahiller teknelerden atılan ve gelenlerin oturdukça içtikleri plastik su ve cola şişeleriyle dolu. Yalnız şişe de değil aklınıza ne gelirse her şey var.
Utanç verici bir manzara...
Yapanlan bilmem ama koylardaki denizin pisliğini ve sahillerin halini gördükçe ben onların adına utanıyorum. İnsan kendi denizine, belki ertesi gün tekrar geleceği yere, çocuklarının da hakkı olan ülkesine bunu yapar mı?
Yazıklar olsun.
Bodrumu da bitirince Çeşme'ye gelecek sıra zahir!
Kadınları susturanlar AB'yi susturabilcek mi?
AB Komisyonu'nun Ekim ayında yayınlayacağı ilerleme raporu Aralık ayında müzakerelerin başlaması için verilecek kararı büyük ölçüde etkileyecekmiş.
'Biz söylemiştik' desek bozulanlar olacak ama ne yapalım ki söylemiştik ve çoğunuz da bunu hatırlayacak.
Demiştik ki 'Komisyon a yutturamazsınız, onlar bu çıkardığınız kandırmaca/kaydırmaca kanunları yutmazlar ve düzeltmenizi şart koşarlar.' Nitekim aynen öyle oldu. Düzeltilmesi istenen konular arasında kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, TCK'da bunun gözetilmesi, töre cinayetleri için caydırıcı maddeler konması ve kadının konumunun güçlendirilmesine yönelik tedbirler var.
En sonuncunun Anayasa'da "devlet sorumluluğu" olarak belirlenmesi Meclis'te reddedilmişti biliyorsunuz.
TCK değişikliklerinde ise töre cinayetlerine ağır cezalar getirilirken namus cinayetleri (sanki farklı bir şeymiş gibi) aynı madde kapsamına alınmamıştı.
Medeni Kanun'un Mal Rejimi Yürürlük Maddesi ise bir önceki hükümet tarafından 'kadın nüfusun yansının yararlanmayacağı şekilde' yarım bırakılmıştı.
AB Komisyonu yapılan aldatmacaları dikkatle incelemeli. Bu ülkede terörist hakları bile korunurken kadınların en demokratik haklarının elinden alınmasına izin verilmemeli.
Eşitliğin yasalarla sağlanmasını istiyoruz.
Bodrum da bitmek üzere, sıra Çeşme'de!
Oldum olası böyledir, "yaz mevsimi" dendi mi akla Bodrum gelir. Zengini, orta sınıfı, ortanın alti, üstü herkes akın akın koylarını, köylerini şenlendirmeye koşar
Haberin Devamı

