Dünyanın en ünlü isimlerinin, kral ve kraliçelerinin servet değerindeki tekneleriyle tatil geçirmeye geldiği, yeryüzünün en güzel doğasına, havasına sahip bir sahil beldesi ancak bu kadar aşağılanabilirdi!
Hem de o yabancılar değil, kendilerine büyük bir şans olarak sunulduğu insanlar tarafından.
Öyle bir hale geldi ki iş, bu ülkenin insanları için “şans” olan durum Bodrum için büyük bir talihsizlik olmaya başladı.
Güzelim sahil kenti dikkatsizlik, özensizlik, iyi korunmama gibi nedenlerle yakılıp yıkılırken, yanmayıp elde kalan tüm yeşil alanlar kesilip kırpılıp taş yığınlarıyla, denizler ise balık çiftlikleriyle doldurulurken, tarihi kalıntılar bahçe duvarı yapılırken diğer yanda da imajını tahrip etmek için elden gelen yapıldı.
Hani dili olsa Bodrum; “Artık utanıyorum, bırakın beni kıymetimi bilen bir yere gideyim” diyecek.
Birkaç artist, manken veya şöhret meraklısı sosyetik kadının çıplak fotoğrafını (bu fotoğrafların az bir kısmı teşhirden medet umanların gönüllü pozlarıyla çekiliyorsa, büyük kısmı da uzaktan teleobjektifle, tecavüz eder gibi çekiliyor) gazetelerde, magazin programlarında yer alan özensiz haber metinleriyle “Bodrum’da yaşamın böyle olduğu” havasını yaydılar. Bu da yetmemiş gibi artık köşe yazarları bu haber kirliliğine katkıda bulunuyorlar.
Bir meslektaşımız Türkbükü’ne gitmiş, uzun uzun buradaki “tatlı hayat”ı, “bol dekolteli kızları, peşlerindeki oğlanları, tüller ardına gizlenmiş yatakları”, kendi deyimiyle “fazla giyinmenin yasak olduğu bir kıyafet balosunu andıran” küçük köyü anlatıyordu.
Kadınların saçları bozulmasın diye denize girmediklerini, sahildeki kuaför bolluğunun da bunu kanıtladığını anlattığı yazıyı yazması için üstelik “Türkbükü’nde 2 saat geçirmesi” yetmişti.
Birçok yazısını zevkle okuduğum meslektaşımın bu aceleye gelmiş tanıtımı “Türkbükü için bile” büyük haksızlıktı bence...
Evet Türkbükü ünlülerin, gençlerin daha çok tercih ettiği hareketli, eğlenceli bir köy ama orada bile böyle bir görüntü yok... Orası için bile bu anlatılanlar ciddi bir abartı sayılır.
Bir kere etrafında tüller olan çardaklar, otururken güneşten korunmak için yapılıyor ve artık şehir evlerinin bahçelerinde bile kullanılıyor. Çoğu kez de kullanılmıyor, boş duruyor.
Türkbükü, Bitez, Yahşi, Gündoğan, Yalıkavak, Gümüşlük veya herhangi bir köyde, diğer sahil köyleri, kentlerindeki gibi insanlar 35-40 derece sıcakta ve deniz kenarında elbette şortla, hafif giysilerle dolaşıyorlar, zira buraya gelme nedenleri bu...
Şehrin ağır, kıyafet zorunlu havasından kurtulup deniz havasına girebilmek... Üç beş günlük tatillerinde rahat edebilmek. Bununla birlikte deniz kıyısından ayrıldığınız anda mayolu birini yolda yürürken veya bir yerde otururken göremezsiniz.
Ayrıca şu “eller havaya” eğlenmenin nesi var anlamış değilim. İnsanların (ki Türkbükü’nde ancak masanızda müziğe uyarak tempo tutabilirsiniz) tatilde eller havada dans etmesi suç mudur? Yanlış mıdır?
Ben tatilimi Türkbükü’nde geçiriyor değilim ama Altınoluk, Assos, Ayvalık, Çeşme gibi Bodrum’a da hayranım ve burada tatili tercih eden insanların tümünün bir sınıfa sokulmasına, ayrı bir dünyanın insanları gibi gösterilmesine de razı değilim.
İngiliz’i, Fransız’ı, Alman’ı akın akın geliyor, biz kendi elimizle, dilimizle dünya harikası bir kenti rezil ediyoruz.
Yasaklasınlar bari buralarda şortla, mayoyla gezmeyi, çardakta oturmayı, müzik dinlemeyi de olay tamamlansın. Veya kadın, erkek ayrı plajlar yapılsın istenen buysa...
Hemen bütün köylerinde sakin bir tatil hayatı bulabileceğiniz Bodrum bu yaratılan yanlış imaj nedeniyle yerli turist kaybına uğrayabilir.
Toplumu acımasızca bölmekten, doğa harikası bölgelerimize zarar vermekten vazgeçmek zorundayız.
Yoksa yakında “tesettür altına g-string giyilir mi” tartışması gibi abuk bir tartışma da “deniz kenarında mayo giyilir mi” için başlayacak!
Tatil!
Sevgili okurlarım, tatilden söz etmeye başlamışken ben de sizden kısa bir tatil için izin isteyeceğim.
Biz neredeyse tatili unuttuk ama 365 gün çalışmak takdir edersiniz ki kolay değil... Yeniden hızlı bir tempoya girmeden önce biraz dinlenmek gerek. (Bodrum’a mı gitsem acaba?)
Tekrar görüşünceye kadar kendinize iyi bakın, hepinize sevgiler.

