Tek bir gün gitmek bile öyle çok şeyi farketmenize yetiyor ki... Özellikle de dikkatle bakıyorsanız!
Batman'da Valilik'teki toplantı sırasında hep aklımdaydı soru... Sonra baktım konuşmalar bitti ve ayağa kalkıldı, 'bir daha fırsat bulamam' korkusuyla hemen atılarak Vali Imga'ya sordum:
Batman daki kadın intiharlarını önlemek için bir çözüm üretme çalışması yapılıyor mu?"
Vali Bey maalesef bu münasebetsiz sorudan (!) hiç hoşlanmadı ve "Son aylarda hiç intihar olayı olmadığını, zaten genelde de Batman'da diğer illere göre daha az intihar görüldüğünü, bu nedenle neden 'intihar' deyince akla Batman'ın geldiğini anlamadığını" söyledikten sonra: "İnanmıyorsanız yerel gazetecilere sorun? Burada fazla intihar olmaz, son zamanlarda da hiç intihar duymadık" dedi.
Yerel gazetecilere baktım, onlar da "Sanki böyle bir anda, böyle bir soruya olumsuz cevap vermelerinin, valiyi yalanlamalarının imkânsız olduğunu bilmiyor gibi" kendilerinin şahit gösterilmesine en az benim kadar şaşırmışlardı.
Buna rağmen olumlu veya olumsuz hiçbir tepki vermediler.
Batman seyahatimizden tam iki gün sonra, 25 Mayıs'ta gazetelerde şu haber çıktı:
"Birleşmiş Milletler Güneydoğu'daki kadın intiharlarını incelemek üzere temsilci gönderdi. Başta Batman olmak üzere Güneydoğu'daki bazı kentlerde 'namus' maskesiyle işlenen cinayetlerin 'intihara zorlamaya' dönüşüp dönüşmediğini araştıracak."
Haberin içinde "Batman'da son beş ayda meydana gelen intihar sayısının geçen yılın toplamını aştığı, yılbaşından bu yana tam 36 genç kız ve kadının hayatına son verdiği" bildiriliyor, bunun yeni TCK'da töre cinayetlerine (haberde yanlış verilmiş "namus cinayetleri" diyor, oysa töre cinayetlerine daha ağır ceza getirildi, sanki isim önemliymiş, biri yerine diğerini kullanamazlarmış gibi) getirilen ağır cezalarla bir ilişkisi olup olmadığının araştırılacağı söyleniyordu.
Yarın devam edeceğim.
Pasaport fotoğrafı!
Dün DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'la yaptığımız "Derin devlet nedir" ağırlıklı sohbetin üçüncü konuşmacısı Hürriyet gazetesi yazan Cüneyt Ülsever'di.
Son zamanlarda yükselişe geçen Doğru Yol Partisi liderini sorularımızla bunalttık mı bilmiyorum ama yaptığı açıklamaların çok yararlı olduğuna hiç şüphe yok. Sayın Ağar'a tekrar teşekkürler.
Gelelim asıl konuya... Yine 'son zamanlarda' diyeceğim; son zamanlarda Cüneyt Olsever ve Ahmet Hakan'ın yazılarını daha büyük bir ilgiyle okumaya başladım. Önceleri Hükümet'e birçok konuda hak verirken bugün "hataların kabul edilemez" boyuta geldiğini görüyor ve yorumlarında bunu ortaya koyuyorlar.
Ahmet Hakan bunu "taraf" gazetelerin "dönek" suçlamasında (hâlâ belli konulardaki görüşlerini değiştirmemesine ancak daha objektif olmaya çalışmasına rağmen) bulunmasına aldırmadan yapıyor, kaldı ki gazetecinin asli görevi de budur zaten; yönetimlerin hatalarını ortaya koymak, uyarı ve eleştiri yapmak! Birileri bunu bilmiyor veya "bilmez gibi davranıyorsa" bu onların sorunudur.
Ülsever dün "Dışişleri nerede?" başlıklı yazısında Başbakan'ın Danıştay cinayetini anında Susurluk'a bağladığını ama alelacele ortaya attığı iddiaların ters teptiğini", Merkez Bankası gibi özerk bir bankaya yaptığı müdahaleyi, bu nedenle Başkan'dan aldığı uyarıyı anlatmış ve son olarak da "Almanya'da Büyükelçi İrtemçelik'i azarlayarak Cumhuriyet tarihinde bir ilke imza attığını" söylemişti. Çok önemli bir noktaya daha değinmişti yazısında: "Başbakan'ın TV'de milyonların önünde pasaportlarda kullanılacak fotoğraflarla ilgili bir genelge varsa bunu değiştireceğini söylediğini" hatırlatıyor ve "Genelge 1985 yılından beri var. Hodri meydan! Buyurun değiştirin" diyordu.
Başbakan Erdoğan'ın Büyükelçi azarlamasına önce Dışişleri'nin, Bakan'ın karşı çıkması gerektiğini ama ne yazık ki halkı, vatandaşları yaralayan böyle görülmemiş bir olayda onların sesinin duyulmadığını da ekleyerek... Doğrusu her okuyanın hak vereceği, altına imzasını atacağı bir yazıydı.
Şimdi popülizm fırsatını hiç kaçırmayarak kalabalık önünde bu laflan eden Sayın Erdoğan'a hepimiz sormalıyız: Genelge varmış, değiştiriyor musunuz?
Yoksa birçok ülkede pasaport fotoğraflarının "kimliğin anlaşılabileceği şekilde" istendiğini öğrenerek yine zaman aşımını mı bekleyeceksiniz?
BM 'intihar' peşinde, biz yalanlıyoruz!
Tek bir gün gitmek bile öyle çok şeyi farketmenize yetiyor ki... Özellikle de dikkatle bakıyorsanız!
Haberin Devamı

