Bakıyorum da Ortadoğu'daki şiddete, teröre ağır şekilde kafa yoran basınımızın ağır toplan kendi ülkemizde savaştan beter sürüp giden şiddetle hiç ilgili değiller...
Nedenini merak etmemek de elde değil, neden acaba? Tayyip Bey -aslında bir numaralı görevi olmasına rağmen- vatandaşlarının can güvenliğiyle ilgilenmediği için onlara da hafif mi geliyor?
Yoksa okul müdürlerinin, personelinin taciz ettiği çocuklar, genç kızlar, hasta ruhlu magandalar tarafından arka arkaya öldürülen gençler, cinayetin, tecavüzün toplum içinde kol gezdiği, hastanesinden pastanesine kontrolsüz bir ülkeye sahip olmak onları hiç üzmüyor mu?
Ya da bu konulan kadın yazarlara mı ait sanıyorlar?
Lübnan-İsrail konulan arasında dikkatlerini çekti mi acaba, Antalya'da bir düğünde maganda kurşunuyla yine bir kişi ölmüş, bir genç kız da yaralanmış.. Bursa da terasında televizyon seyreden 14 yaşında bir gençle Yozgat'ta 4 yaşında bir çocuk da yaralı.
Lübnan'da dün kaç yaralı, kaç ölü vardı acaba?
Daha önce bir başka kıza tecavüz edip hapse giren adam, hapisten çıkınca 18 yaşında, evinden kaçan ve ailesinin aradığı bir genç kıza tecavüz edip öldürmüş. Sonra da sanki öldürdüğü kız bir fahişeymiş gibi "Para üzerine tartıştık, onun için öldürdüm" demiş. Diyelim ki iddiası doğrudur, bu kadar kolay cinayet işleyen suçluların toplum içine salıverilmesi ne kadar doğrudur?
Kimdir bunun sorumlusu?
Kimdir, Avrupa ülkelerinin toplamından çok namus (veya töre) cinayeti işlenen ve bu vahşetin sürüp gittiği bir ülke olmamızın sorumlusu?
Önlem almak, çözüm aramak kimin görevidir?
Ve havadan sudan nedenlerle cinayet işleyen polisler...
Sokakta tanımadığı genci "Kendisine sert baktı diye öldüren polis İbrahim Dost'a şizofren raporu verildiği için hapse girmeyecekmiş. Aynı şekilde 2003 yılında iki meslektaşını öldüren polise de bir rapor verilerek cezadan kurtulması sağlanmış. Daha önce evli bir kadına tecavüz eden polislere de ceza verildiğini duymadık.
Açıklamaya göre polisler baskı altındaymış, "çalışma saatleri uzun, maaşları yetersiz" gibi nedenlerle psikolojileri bozuluyor, silâh taşırken sakinleştirici de kullanamıyorlarmış. Daha önce Emniyet müdürlerinin "Polis teşkilâünda, Güneydoğu'da görev yaparken psikolojisi bozulmuş çok sayıda polis olduğunu" söylediklerini de duyduk.
Hepsini anlayabiliyoruz da bir genci "Kendisine dik dik baktığı için" öldürmekte tereddüt etmeyen, meslektaşlarını vuran polislerden halkı kim koruyacak?
Bu polisleri cezadan kurtararak gelecekte de benzer cinayetlerin işlenmesine neden olardan kim durduracak?
Birisi söylesin bize; Bu ülkenin yönetimi ne zamana kadar uyuyacak? Ve biz hangi güne kadar vahşete susacağız?
Medyada cinsiyet ayrımcılığı!
Fotoğrafın altında "Petek Dinçöz selülitlerinden dolayı yerinden kalkamadı" yazıyordu. Fotoğrafta ise muhtemelen bütün şarkıcılar içinde en güzel vücutlusu olan Petek uzanmış kitap okumaktaydı.
'Herhalde bu fotoğraf altına uygun bir şey bulamadılar' diye düşündüm. Zira uygun bir şey bulunamadığında kadın fotoğraflarına en uygun şey "alınan kilolar veya selülitler"dir.
Magazinci arkadaşlarımız selülit konusunu çok sevdikleri için plajlarda pusuya yatıp mankene benzemeyen ünlü kadın fotoğrafı çekmekten vazgeçemezler. Gerçi en kalabalık, Türkbükü, Alaçatı veya Antalya plajlarında seksi pozlarla güneşlenip tesadüfen (!) magazincilere yakalanan kolay şöhret meraklıları dururken neden bu zahmete girerler ve fotoğrafının çekilmesini, özel görüntülerinin sergilenmesini gerçekten istemeyen insanların peşine düşerler bilinmez ama yaparlar işte... Meslek aşkı olmalı!
Benim takıldığım nokta ise neden hep kadınların kilo ve selülitlerini ilgi çekici buluyor oldukları... Medyanın, cinayet, tecavüz haberlerinde bile suçluyu bırakıp "kurban kadınları ve kızları" suçlu çıkarmaya çalışmasının üstüne bir de bu gelince fena halde tepesi atıyor insanın.
O zaman medyanın kafasında da esaslı bir rahatsızlık, terslik olduğunu düşünüyorsunuz. Öyle ya, etrafta bunca şişko, kel, çirkin vücutlu erkek varken neden hep kadınlar çekiliyor, onların vücudu, kilosu, selüliti konu oluyor?
Yaratılan kilo takıntısı yüzünden genç kızlara yaşam zehir oldu. Son olarak Antalya'da bir genç kız (üstelik çok da güzel) veremediği kilolar nedeniyle bunalıma girerek intihar etmiş. İntihar etmeyenler ise her an bunalımda...
Ben artık yeter diyorum. Medya bu saçmalığa son vermediği takdirde elime kameramı alıp şişko, çirkin ve ünlü erkek resmi çekmek üzere işe koyulacağım.
Onları hem gazetede, hem TV'de merak edenlere sunacağım.
İstemiyorlarsa bu cinsiyet ayırımcılığına onlar da karşı çıksınlar!
Bizim şiddetimiz iyidir!
Bakıyorum da Ortadoğu'daki şiddete, teröre ağır şekilde kafa yoran basınımızın ağır toplan kendi ülkemizde savaştan beter sürüp giden şiddetle hiç ilgili değiller...
Haberin Devamı

