Yine kanunlara taktı, kanun yapanlardan yeni davalar açmalarını istiyor herhalde" diye düşünebilirsiniz, olsun düşünün. Ama yine de söyleyeceğim; bence bu yeni ceza kanunları da yetersiz. Ayrıca suçluları affetmek cinayete (ve bundan sonra işlenecek cinayetlere) ortak olmaktan farksız!
İşte haberlerden biri, 13 Aralık Salı günü VATAN'da çıktı:
6 yıllık evli, iki küçük çocukları olan genç bir çift... Erkek asgari ücretle bir fabrikada çalışarak 4 kişilik ailesine zar zor bakarken bir gün fabrika çıkışında trafik canavarıyla karşılaşıyor.
Daha doğrusu trafik canavarlarıyla... İki üniversite öğrencisi Peugeot marka otomobilleriyle yarışırken, işinden çıkmış kaldırımda yürümekte olan Fatih Tunçlu'ya çarparak ölümüne neden oluyorlar. "Acılı eşin isyanı" başlığıyla verilen haberin fotoğrafında Hatice Tunçlu, kucağındaki iki çocuğuna acıyla buluşmuş bir yüzle bakarken görülüyor.
Bilin bakalım suçlular nerede? Evet, bilin bakalım neredeler? Bu zor bir soru değil, cevabını hepimiz tahmin edebiliriz: İkisi de serbest.
18 yaşında küçük suçluları "yaşı küçük" diyerek serbest bırakan "adaletimiz (!!!) üniversite öğrencisi suçluları da bırakmış. Birinin tutuklama kararını Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi bozmuş, diğer davaya henüz başlanmamış.
7 yıl önce Serpil öğretmenle annesini kaçırıp tecavüz eden ve genç kadını annesinin gözleri önünde öldüren "tecavüzcü katil"lerin kısa süre sonra serbest kalacak olması da ikinci olay...
Ne kanunu, ne affı? Bu ağır, çok ağır suçları affetmeye hangi kanun ve hangi af yetkili olabilir?
"Rahşan affı'ndan yararlandı" deniyor; cinayet hem de kasıtlı cinayet davaları hâlâ nasıl yanlış olduğu bilinen bir affa göre üç beş senelik cezayla veya tutuklamasız yargılanarak kapatılabilir?
İşte bu nedenle bize daha adil kanunlar ve daha adil mahkemeler lâzım. Gerekiyorsa yeniden başa döner, mücadeleyi yeniden başlatırız.
Hiçbirimizin böyle adalet sistemi olan bir ülkede yaşamak istediğimizi sanmıyorum. Adaleti adalete davet etmeliyiz!
Speed City!
Medeni ülkelerde araba yarışı yapmak isteyenler caddelere, sokaklara değil, bu iş için yapılmış özel pistlere gider. Başkasının canına kastetmeden, tehlike yaratmadan, aileleri mahvetmeden istediği gibi yarışır.
İşte şimdi İstanbul'da yaşayan yarış meraklıları için de böyle bir medeni fırsat doğuyor. Haber tam trafik ve ceza ile ilgili yazımın gününe denk geldi, bir "fahri trafik müfettişi" olarak kaçıramam bunu...
Uzun yıllar (11 yıl) televizyonda yaptıkları "Sinyal" isimli çok başarılı programla topluma trafik eğitimi vermeye çalışan Ahmet, Canan ve Ali Özgün kardeşlerin Korukent'te aylardır hazırladıkları Motor Sporları Merkezi Speed City bugün saat 18.00 de açılıyor. Michael Schumacher gibi dünyaca ünlü yarışçıların bindiği Formula l araçlarıyla isteyen herkes burada yarışabilecek.
Bundan sonra sürat meraklılarını "potansiyel canavarlar" olarak caddelerde görmeyiz inşallah!
(Not: Ayşe Özgün hayranlarına da bir müjdem var; açılışını İstanbul Valisi Muammer Güler ile Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın yapacaktan Speed City'de Ayşe özgün de küçük bir butik/hediyelik eşya mağazası açıyor.)
Biz bu adalet için mi çalıştık?
Yine kanunlara taktı, kanun yapanlardan yeni davalar açmaklarını istiyor herhalde" diye düşünebilirsiniz, olsun düşünün. Ama yine de söyleyeceğim; bence bu yeni ceza kanunları da yetersiz. Ayrıca suçluları affetmek cinayete (ve bundan sonra işlenecek cinayetlere) ortak olmaktan farksız!
Haberin Devamı

