Yazarken üç "olmazsa olmaz" ım vardır; Türk kahvesi, gazetelerim, okur mektuplarım... Buna çikolatayı da ekleyebilirsiniz ama çok zorlanırsam onsuz yapabilirim.
Okur mektuplanm ise motivasyonumdur benim, mutlu da etseler mutsuz da, onlarsız olamam. Bakın mesela 20 Haziran'da Mukadder Pamir'den, 21 Haziran Salı günü ise Naim Akın'dan gelen mektuplar "bilmeden konuşanlar" veya "bilerek aldatanlar" açısından ne kadar önemli.
Önce birincisi...
"Sayın Mengi,
Ermeni meselesi ve başörtüsü-türban konusunda yazdıklarınıza tamamiyle katılıyorum. Genelde mahalle arası Kur'an kurslarının kapatılması, zira 5000 adet devletin kursu olduğu üzerinde gazete yazarları (benim okuyabildiklerim) hemfikirler. Ancak bu 5000 kursta ne öğretiliyor, onunla ilgili fikirleri var mı merak ediyorum, hiç araştırmayı düşünürler mi? 8 yıl aralıksız, yetişkin eğitiminde ÇYDD'de gönüllü olarak çalıştım. Yetişkin öğrencilerim yaz aylarında ucuz olduğu için çocuklarını bu kurslara veriyorlardı."
Okurumuz burada bir parantez açmış, şöyle diyor: (Allah aşkına ana babalar kolaycılıktan vazgeçsinler artık, çocuklarının dini öğrenmelerini istiyorlarsa önce kendileri öğrenip evlatlarına öğretsinler. Yüzlerce yıldır toplumumuz çoğunlukla Müslümansa dini evlatlarına kendileri öğrettiler, kurslarda mı öğrettirdiler?)
Ve devam.
"Kur'an üzerinden para kazanmak dinimizde yasaktır, ama kurslar paralı, mahalle arası kurs 30, devletin kursu 50 milyon kişi başı. Üç çocuğu olan, kendisini evladını eğitmekte yetkin görmeyen ana babalar bu kurslarda gerçekten Kur'an öğretileceğine güvenip yolluyorlar. Mahalle arası kursunda "Başınız açık gezerseniz başınıza yılanlar sarılır, kolunuz açık gezerseniz kolunuza akrepler sarılır" diye sözde din eğitimi veriyorlar. Çocukların psikolojisinin bozulduğuna şahit oldum. Hiç olmazsa doğru şeyler öğrenirler diye 'çocukları bari devletin Kur'an kursuma gönderin' diye uyardım. "
Devletin kursları
Göndermişler de. Devletin kursunda olanları anlatarak devam ediyor Mukadder Pamir. "Duvarda asılı Atatürk resminin bir şekilde camının kırılmış olduğunu gören çocuklar nedenini soruyorlar, konu dallanıp budaklanıp Anıtkabir'e geliyor, devletin kurs hocası hanım işgal ettiği yere hiç de uymayan şöyle bir cümle sarfediyor:
'Mustafa Kemal'i toprak kabul etmedi de betona gömdüler.' O sırada 8. sınıfa geçmiş olan bir öğrenci bu sözleri sorguladı, benimle paylaştı ve ailesinin İsrarlarına rağmen artık kurslara gitmek istemediğini söyledi. Bu çocuk kadar duyarlı olmayan binlerce çocuğumuz Atatürk düşmanı olarak yetişsin diye mi devletin, halkın milyonlarca lirası bu kurslara akıtılıyor, buralardan devlet düşmanlan maaş alıyor?"
(Diğer mektup yarına)
İnadım inat!
Yukarıdaki yazı halkın arasında Kur'an kurslarının her iki türlüsü ile ilgili sorunlara şahit olan biri tarafından yazılmış... Hiç tanımadığım, adını ilk kez duyduğum bir okur.
Ama anlattıklarını çok önemli buldum... Özellikle AKP'nin, yüzde 34 oyla Meclis'teki koltuk çoğunluğunu ele geçirmiş olmasından yararlanarak "KAÇAK Kur'an kursları"™ yasa ile meşrulaştırma İsrarını, Cumhurbaşkanı'nın vetosuna rağmen inatla aynı şekilde tekrar kendisine iade çabasını gördükten sonra çok daha önemli.
Bırakın kontrolsüz kurslarda, "hocayım" diyen herkesin o küçücük beyinleri hurafelerle doldurmasını, devletin kontrollü kurslarında bile neler öğretebileceğim bilmeyenlerin de öğrenmesi, anlaması gerekiyor.
AKP arka arkaya gelen ataklarla son derece tehlikeli bir oyunun içine girdi. Bu oyunu anlamamak, sonunda "olmasını umdukları şeyi" görmemek mümkün değil. Onlar ise "kafasını kuma gömmüş devekuşu" misali kendilerini kimsenin gerçeği görmediğine ikna ederek yollarına devam ediyorlar.
Bunun nedeni, her halükârda "giderlerse daha da güçlenerek geri geleceklerine" inanmalan... Kanun dışı kursları bile "Kur'ariı alet ederek ve insanların dini duygularını yontarak" savunmaktan çekinmeyen ve bu uğurda her türlü yanıltıcı konuşmaya başvuranlar iste bu popülist yöntemlerin hâlâ "iş yapacağına" inanıyorlar.
Oysa evdeki hesap her zaman çarşıya uymayabilir. Türk halkı artık onların zannettiğinden çok daha bilinçli.
Kendisini aptal zanneden ve istismara kalkanlara doğru cevabı verecektir, ben inanıyorum.
Bisikletle kandırmaya izin verilmeli mi?
Yazarken üç "olmazsa olmaz" ım vardır; Türk kahvesi, gazetelerim, okur mektuplarım... Buna çikolatayı da ekleyebilirsiniz ama çok zorlanırsam onsuz yapabilirim
Haberin Devamı

