Birşey değilsen "birşey" rahatsız eder

Ne zavallı bir görüntüdür bu... Ne iç acıtıcı, vicdan sızlatıcı bir davranış şeklidir. Aşağılık kompleksini, çaresizliği, çare adına her değerin yok oluşunu açığa vuran...

Haberin Devamı

Ne zavallı bir görüntüdür bu... Ne iç acıtıcı, vicdan sızlatıcı bir davranış şeklidir. Aşağılık kompleksini, çaresizliği, çare adına her değerin yok oluşunu açığa vuran...

Ve ne yazık ki genellikle yine biz Türklere özgü bir yöntemdir.

Şarkıcılar tarafından kullanıldığını çok gördük, gazetecilik dahil başka mesleklerde de... En kolay yolu seçer, adını duyurmak uğruna; emeği ve yeteneğiyle, özellikleriyle, çalışarak yükselmiş bir ismi alır, ona takar ve bol bol kullanırsın.

Eğer omurgasızlar familyasından isen öyle bir çıkış noktası bulursun ki karşındakiler yapmakta olduğun istismarın farkına bile varmazlar. Şöhret yolunda herşeyi ve herkesi malzeme yaptığın, icabında yağladığın, icabında sövdüğün, yaklaşmayı başardığın her isimden yararlandığın için insanlar bunu 'bir üslûp' olarak kabullenmişlerdir zaten, farkına varmazlar kullanılmakta olduklarının. Farketseler bile çoğu kez ilkesizliğini, saygısızlığını yüzüne vurmazlar.

Bazen de bütün sataşmalarına, saldırılarına durup dururken bir kalitesizliğe muhatap olmak istemedikleri, üstlerine sıçrayacağını, onlara da bulaşacağını bildikleri için susarlar.

Onlar sustukça sen önünü boş bulur, küstahlığın dozunu giderek arttırırsın. Aslında kullandığın ismin veya isimlerin 'ulaşamayacağın bir noktada' olduğunu bilmene rağmen...

İşin asıl ilginç yanı bu karakterlerin ustaca masum rolü oynayabilmeleri ve hatta kendileriyle aynı davranış örneğini gösterenlere "neden böyle yaptığını" sorabilmeleridir.

Bizden daha gelişmiş ülkelerde toplumlar ne duygu sömürülerini ve yersiz reklâmları, ne de bu tür seviyesiz, ilkesiz davranışları yutar. Kendi otokontrolü ile yapanlan siler atar. Ama Türkiye gibi henüz değerleri oturmamış, doğruyla yanlışı tam olarak ayıramayan ülkelerde bir süre için yutturulabiliyor. Neyse ki yine de herşeye rağmen bu tür kifayetsiz muhterislerin gerçek yüzü sonunda ortaya çıkıyor, son golü kendilerine atarak yok olup gidiyorlar.

Eşinin burnunu kıran adam!
Bütün bunları bana hatırlatan, Fikret Hakan'ın dünkü Milliyette çıkan konuşması. "O kifayetsiz muhterisler" sınıfında değil, Türk sinema tarihine iyi bir aktör olarak ismini yazdırmış bir sanatçı ama "kifayetli" olsa da benzer bir hatayı yapabilmiş ve kendisi ile aynı dönemde var olan (bazıları hâlâ ekranda ve sinemada) birlikte filmler çevirdiği, sinemamızın gururu 4 kadın star için;

"Meslek hayatım boyunca mümkün olmayan isimlerle oynadım. Allah böyle belaları bir daha Türk Sineması'na göstermesin" demiş.

Peki nereden icabetmiş, yeri hâlâ doldurulamayan büyük sanatçılar için bu acımasız ve haksız sözleri söylemek? Çünkü beyefendi Eğreti Gelin isimli yeni bir filme başlıyor, yeni bir reklâm lâzım. Onun için basacak omuz, başlatacak polemik, kullanacak isim arıyor.

Aslında tarihe aynı zamanda "evlendiği gün eşinin burnunu kıran adam" olarak geçmiş birinin kendine hedef olarak "4 kadın" ı seçmesinde şaşılacak bir şey yok.

Çok acıdır ki iyi sanatçı dediğimiz, yaşını başını almış isimler bile bu yollara başvurabiliyorlar.

Fikret Hakan'ın söyledikleri Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik'i zerre kadar etkilemez ama onunla film çevirmekte olan kadınlar dikkat etsinler, her an her şey olabilir!

DİĞER YENİ YAZILAR