Nazlı Ilıcak 23 Kasım Pazar günü CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’la birlikte Her Açıdan’ın konuğuydu. Programda Atilla Kart’ın “SABAH-atv”nin satışıyla ve diğer konularla ilgili iddialarını, açıklamalarını istediği gibi cevapladı.
Dün SABAH gazetesindeki köşesinde ise programda Atilla Kart’ın Başbakanlık Müsteşarı Efkan Alâ ile ilgili “8 Eylül 2007’de görevine başladıktan sonra Mart 2008’de Türk Telekom Anonim Şirketi’nde, Oger Telekom A.Ş. adına Denetim Kurulu Üyesi sıfatıyla görev üstlenmiştir” iddiasına cevap veriyor ve onu “yaşına, başına, ciddiyetine yakışmayacak şekilde iftira ve yalan makinesi gibi davranmakla, belge yerine duyumlara dayanmakla” suçluyordu.
Nazlı Ilıcak’ın bunları rahatça söyleyebilmesine neden olan şey ise Efkan Alâ’nın kendisine telefonda yaptığı açıklamaydı.
Alâ: “Türk Telekom’da Oger adına değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin Hazinesi adına Denetim Kurulu Üyesi olduğunu” söylemiş. Nazlı Hanım da onun sözlerini belge kabul ederek bir milletvekilini yalancılıkla, iftirayla suçlamaktan çekinmemiş. Hem şaşırdım, hem de tartışma benim programımda yapıldığı ve belgeler dile getirildiği için kendimi sorumlu hissettim.
Atilla Kart, Ilıcak’ın köşe yazısından sonra yazılı bir basın açıklamasıyla da bu belgeleri tekrarladı “Gerek şirket karar defterinde ve gerek 12 Mayıs 2008 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde Efkan Alâ’nın, Oger Telekom A.Ş’yi temsil ettiği açık bir şekilde belirtilmektedir. Adı geçenin bu ilişki ve eylemleri kamu etiği ve mevcut göreviyle bağdaşmadığı gibi olayın suç teşkil eden boyutlarının da bulunması sebebiyle CHP Grup Bşk. Vekili Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tarafımdan 11 Kasım 2008’de suç duyurusunda bulunulmuştur.”
Olayın özü olarak da “Türkiye Cumhuriyeti Devletiyle, güvenlik ve iletişim alanında tekelleşen uluslararası bir şirketin çıkarları çatıştığı zaman şirket çıkarlarına üstünlük tanınacağını gösteren vahim bir süreç ve anlayış söz konusudur” deniyor.
Atilla Kart, Efkan Alâ’nın daha Müsteşarlıkta 1 yılı yeni dolmuşken bu görevden alınıp Brüksel Büyükelçiliği’ne gönderilmek istenmesinin dikkat çekici olduğunu, Başbakan’ın soruşturma izni vermeyerek onu kurtarabileceğini de anlatıyor.
BİR TAŞLA İKİ KUŞ
Şimdi tabii, SABAH-atv hakkındaki açıklamaları nedeniyle bu grubun “Konya’ya kadar gidip kendisi ve ailesi hakkında araştırma yaptığını da” yine Her Açıdan’da anlatmıştı Atilla Kart. Yani Nazlı Ilıcak’ın çalıştığı gazetenin hem bu milletvekiline, hem de iktidara karşı duyguları biliniyor.
Yani Ilıcak bu tür bir yazıyla gazetesini de, iktidarı da aynı anda memnun etmiş oluyor.
Ama bir tarafta belgeler tarihiyle açıklanırken diğer tarafta iddianın muhatabının sözüyle bir milletvekiline ağır bir hakaret çok yanlış değil mi?
Sonuçta Atilla Kart her ne kadar basın açıklaması yapsa da yazacak ve gerçekleri anlatacak ya da cevap hakkını kullanacak bir köşesi yok.
Bence en iyisi Nazlı Hanım’ın Başbakan’dan Efkan Alâ’yla ilgili soruşturma iznini vermesini istemesi... Versinler izni ve kimin doğru söylediği anlaşılsın.
Efkan Bey “Hazine adına” çalıştığına bu kadar emin ise çekinecek bir nedeni yok demektir zaten değil mi?
Biri yalan söylüyor ama kim?
Haberin Devamı

