İzmir’de polis tarafından kafasından vurulan 20 yaşındaki Baran Tursun’un yanındaki arkadaşları “Polis barikatı yoktu, sadece selektör yaptılar, durmayınca vurdular” demişti.
İzmir polisi ise önce “aracın barikatta durmadığını” söylemişti, şimdi de “7 ekip aracının 7 km kovaladığını” açıklamış.
Türkiye’de yasalar genellikle ölenden değil, öldürenden yana işliyor. Dikkat edin bakın, verilen kararlar hiçbir zaman ölenlerin yakınlarına “adalet yerini buldu” dedirtmiyor, tam aksine hep isyan ettiklerini duyuyoruz.
Onun için bu olayda da ölen gencin yüzde 90 suçlu bulunacağına yüzde 90 ihtimal verebiliriz. Hele de işin içinde polis varsa...
Ama şunu iyi bilelim, bu kafada devam edildiği sürece Türkiye daha da hızlı şekilde bir suçlular cenneti/masumlar cehennemine dönüşecektir.
Bu arada, okurlarımızdan “Polis o gencin terörist olmadığını ne bilsin” veya “Alkollü ve ehliyetsiz biri kazaya yol açıp masum birilerini öldürse ne diyecektiniz” gibi sorular soranlar oluyor. Evet, her iki soruda da haklılar ama polis bu ihtimalleri düşünse bile sürücünün kafasına ateş edemez.
Hiçbir ülkede, ortada açıkça bir saldırı, bir çatışma yokken böyle bir hak polise verilmemiştir. Bazı Batı ülkelerinde polisin silah taşıması bile yasaktır. Suçluyu izler ve yakalamaya çalışır. İzmir olayında “adalet” ciddi şekilde aranmalı!
Pakistan’a kadın gazeteci gidiyor mu?
Önce söyleyeyim, beni davet etseler hiçbir seyahate gidemem. Haftalık programım zaten yeterince yoğun olduğu için gidemeyeceğim bir yana bugüne kadar kadın gazeteci çağırmadıkları için de protesto amacıyla gitmem.
Evet defalarca gündeme getirilene kadar bu ayırımcılığı sürdüren, kadına önem vermeyen anlayışı protesto ederim.
Ama benim dışımda birçok kadın yazar var ve eğer benim gibi protesto etmeyeceklerse yakından izlemek, görerek, duyarak yazmak onların hakkıdır.
Bir kez daha soralım: devletin imkânlarıyla, söylediklerine göre devlet işlerini görüşmek için Amerika’yı, Asya’yı, Avrupa’yı Evliya Çelebi gibi dolaşan yöneticiler neden yanlarında hep aynı isimleri ve hep erkek gazetecileri götürüyorlar?
Örneğin 2 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Gül’ün Pakistan’a yapacağı ziyaret için yine aynı erkek gazetecilere davet yapılıyor. Hiç kadın gazeteci çağrıldı mı öğrenmek istiyorum.
Bu seyahatlere ve toplantılara (türbanlı/türbansız) kadın ve erkek gazetecileri eşit oranda çağırmadıkları takdirde ben her “üniversitede türban” tartışması açtıklarında hatırlatacağım, söylemiş olayım.
Madem ki meslek sahibi kadınları yok sayıyorsunuz o zaman bu çaba niye?
Tecavüzcü ne zaman serbest?
Adam yalnızca 6 kadına (hepsi de küçük çocuk annesi) tecavüzden suçlu değil, 6 aylık halime karısını, doğacak çocuğu ölümden beter bir utançla yaşamak zorunda bıraktığı için de suçlu.
Ankara’daki tecavüz olayını okurken “yakalandı” haberine ºde acı acı gülüyordum.
Ne zamana kadar yakalandı?
Üç gün mü, üç ay mı?
Batı ülkelerinde bu sapık adamlar bir daha toplum içine karışmayacak şekilde cezalandırılıyor, hapisten çıktıktan sonra bile izleniyor, başka mağdurlar yaratmasına izin verilmiyor. Bizde ise küçük kızlara toplu tecavüzlerde bile ağır ceza alan yok.
Onun için de devamlı toplu tecavüz olayları duyuyoruz.
Haydi bırakın Ankara sapığını da... Ona da indirim uygulayın. Bakın ne kadar temiz yüzlü... Şık da giyinmiş; “İyi hal”i şimdiden belli...
Salıverin sokaklara. Nasılsa bırakacaksınız, bari “yakalandı” diye güldürmeyin insanı!

