Bırakın bu “seçkinci” hikâyelerini!

Haberin Devamı

Hep aynı hikâye, aynı göz boyama masalları... Ne zaman cevapsız kalınsa

“Biz halkçıyız, halkımızla kucaklaştık ama ah bu seçkinciler, elitler vs...”

Arkadan da “Bizi kabullenmeyenlerin görüşüne de saygı duyuyoruz” geliyor.

Ama bunlar söylenene kadar “Kim ne derse desin, biz istediğimizi yapacağız. O konuşmuş, bu konuşmuş fark etmez” diyerek sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, diğer birçok kurum ve kuruluşlar, medya tepkileri hiç umursanmadığı gibi bunların hepsine hakarete varan cevaplar yetiştiriliyor.

İki gün sonra “saygı” tekrar ortaya çıkıyor. Aldatmak kolay ya, uydur kaydır gitsin.

Kim bu (yaptıklarınıza karşı çıkan milyonlarca) seçkinci? Padişah sülalesinden veya uzaydan filan mı geldiler? Sizden daha mı çok harcıyor, daha mı şık giyiniyor, daha mı çok dünyayı dört dönüyorlar?

Elbiselerinin kumaşı mı daha pahalı, eşarpları mı sizin ailelerinizin kullandığı Dior’dan, Hermes’ten daha iyi marka? Terzileri mi daha iyi, evleri mi? Yoksa çocukları ABD’de okuyor da sizinkiler mi okuyamıyor? Veya daha daha fazla trilyonluk işler kurup gemi yerine uçak mı alıyorlar?

Halkı aldatmanın, laflara takla attırıp kendini “olduğundan, yaptığından, yaşadığından” farklı göstermenin ve türban olayını “rejimle ilgili kurallara, hukuka, hukuk devletine” ait bir sorun değil de “bir sınıf kavgası” imiş gibi sunma kurnazlığının da sınırı olmalı.

Sınırsız atınca ayıp oluyor.

Size destek veren “liberal”ler bile bunları “yaklaşan yerel seçimler” için yaptığınızı, dini siyasete alet ettiğinizi söyleyerek çekiliyor... Ama sonuçta sizin oyunlar Türkiye’ye zarar veriyor.

Liberallere verdiğiniz dürüstlük öğüdünü tutsanız diyoruz...

*****

Suçlu yaratan hakimler!

Türkiye’de adaletin bugüne kadar hayretten şapka uçurtacak kararlar aldığı çok görülmüştür ama artık iyice “pes yani, buna da mı adalet diyeceğiz” noktasına geldi.

“Ağır suç”tan yargılanması gereken ne kadar suçlu varsa dışarda ama bir fukara ekmek çalarsa o içerde... Cinayet işleyene, tecavüz edene her türlü indirim sebebi aranıyor, konuşan veya yazanlar her fırsatta adalet önüne çıkarılıp cezalandırılıyor. (Bkz. en yakındaki örnek: ‘Bunları içeri kapatmak lazım’ veya ‘ruh hastası’ sözleri için ödediğim 15 milyarlık cezalar...)

Son olarak Denizli’de ön camı karla kaplı minibüsüyle yola çıkıp üç çocuk annesi bir kadını öldüren, böylece “üç çocuk ve bir eş”in tüm yaşamını da karartan sorumsuz sürücüyü hakim serbest bırakmış.

İsmini hafızalarımıza yazalım: Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Bekir Emir bu ağır suçun sahibini serbest bırakan kişi...

Peki Bekir Emir’e bu kararın hesabını kim sorabilir?

Sorabilecek tek merci Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ise ölüme sebebiyet veren bu ağır suçun karşılığı olan “özgürlük” kararını hemen soruşturması gerekmez mi?

Bu ülkede hayata son vermek bu kadar ucuz ve kolay mı olacak?

Eğer şikayet gerekiyorsa şikayetçiyiz, hakimin kararı incelensin, yoksa bu gidişle Teksas’ı da geçeceğiz!

*****

Aydın düşmanları

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın “Aydın düşmanları aynı zamanda AKP düşmanları” diyerek cümleyi Ergenekon operasyonuna bağlaması da çok ilginç.

Türkiye’de önce “laikliğin önemi üzerinde duran ve türban yoluyla, kadınların çoğunluğunun örtünmesi sağlanarak rejimin dönüştürülebileceği uyarısı yapanlar liberal değildir” görüşü empoze edildi.

Yani hem laik hem Müslüman (veya dindar) olunamayacağına kitleler inandırıldıktan sonra sıra hem laik, hem demokrat olunamayacağına geldi.

Şimdi aynı vurguyu -üstelik- Kültür Bakanı yapıyor. Bundan çok daha kültürlü açıklamalar yapması beklenirken...

Ona göre AKP’nin yapmaya çalıştığı değişiklikleri tehlikeli bulan, sonunda laiklikle birlikte doğal olarak demokrasinin de gideceğini bilerek uyaranlar AKP DÜŞMANI... Aynı zamanda aydın DÜŞMANI.

Korkunç bir kutuplaştırma; düşman kutuplara ayırma bu... Yetmiyor, bu kez darbeci olduğu söylenen (hukuki sonuç çıksa da anlaşılsa) Ergenekon çetesiyle bu “düşman olduğuna inandığı” kesimi son derece haksız, yanlış şekilde özdeşleştiriyor.

E bu kadarına pes denir. Başbakan’ın, Arınç’ın, Egemen Bağış’ın başı açık kadınları çıplaklıkla özdeşleştirmesi kadar beter bir girişim değilse nedir yapılan?

Ertuğrul Günay’ı, 22 Temmuz seçim sonuçları açıklandığında düğün bayram yapan, son günlere kadar da kendilerine destek veren ama şimdi “Biz onların kurşun askeri değiliz” diyerek desteği kesen ve karşılarına geçen aydınları görmeye davet edelim.

Gidişi nihayet fark ettikleri için artık onlar da mı “AKP’ye

DÜŞMAN” sayılacak acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR