Bırak palavrayı Amerika, yutmuyoruz!

Haberin Devamı


Türkiye’nin Kuzey Irak’a operasyon için kesin bir tavır takınması bile ABD’yi telaşlandırmaya yetti.

Her ne kadar iyice düşünüp taşınmadan, PKK’nın eylemlerini arttırmasında ne gibi plânların rol oynadığını, sonunda ne gibi beklenmedik durumlarla karşılaşabileceğimizi irdelemeden

sınır ötesi harekata girişmenin yanlış olacağını biliyorsak da en azından Amerika’nın iki yüzlü siyasetini yutmadığımızı göstermek açısından kararlı tutum gerekiyordu.

Şimdi ABD “İncirlik’i kapatırsanız ortak çıkarlarımız zarar görür. Siz girerseniz İran da girer... Bölgesel Kürt yönetimini uyaracağız” diye fasa fiso açıklamalar yapıyor.

Hangi ortak çıkarlar? Onların kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmediğini Ermeni tasarısı oylanırken Amerikalı siyasetçiler de utanmadan açıkça söylediler.

Sanki uzman tarihçilerin bile uzun arşiv, belge incelemeleri sonunda gördükleri gerçeği biliyorlarmış, tarih konusunda karar vermek Komite’lerin, Kongre’lerin işiymiş gibi ve sırf Ermeni seçmenlerinin oyunu kazanmak için “Biz soykırıma inanıyoruz ama bu kararı almak çıkarlarımıza zarar verir” diyebildiler.

“Türkiye girerse İran da girer”miş, girsin, zaten böyle bir operasyon bıçak kemiğe dayandığı için her şey göze alınarak yapılır.

“Bölgesel Kürt yönetimini uyaracağız” palavrası ise artık hiç yutulmaz durumda... Kanlı terör örgütüne nasıl destek verdiklerini, Kuzey Irak Kürtlerine, Barzani’ye yaranmak için son model silahlarla, maddi manevi güçle yanlarında yer aldıklarını sağır sultan bile duydu.

ABD’ye bunları “Bedeli neyse öderiz... Gereken yapılır” gibi yuvarlak lâflarla değil, tek tek, somut şekilde anlatmak şart oldu.

Ortada “ortak çıkar” diye bir şey olmadığını ve Türk halkının nefretini kazandıklarını bilmeleri gerekiyor.

*****


Trafik terörüne de eğilin, yeter artık!

Seneler geçiyor, Türkiye’nin en ciddi sorunlarının başında gelen ölümlü trafik kazalarına çözüm aranmıyor, bulunmuyor.

Oysa Türkiye’de her gün PKK terörü gibi gençlerimizin canını alan, aileleri yok eden trafik canavarı giderek daha ürkütücü olmaya başladı. Hiçbir medeni ülkede görülmeyecek akıl almadık olaylar burada yaşanıyor ve insanlar sokağa çıkmaktan korkar hale geliyor.

Kaldırımda yürürken, sahilde otururken, kendi halinde arabanızda giderken biri gelip tepenize çıkabilir. Çünkü bu ülkede trafik suçluları asla hak ettiği cezayı almadığı gibi, içkili araç kullanan, hız sınırını aşan insanlara da ciddi bir yaptırım yok.

En kötüsü ehliyetini alıyorlar, o da gidip ehliyetsiz kullanıyor.

Son olarak 34 yaşındaki motosikletli ve ailesinin tek çocuğu Sarp Erem’e önce bir taksinin çarpıp bacağını kırdığını, yolda ambulans beklerken ikinci taksinin onu ezdiğini duyduk.

Bu tür bir kazayı, binlerce kişinin araba yerine motosiklet kullandığı Roma’da bile duymazsınız, çünkü orada taksisi de, özel aracı da motorluya dikkat eder, onun da kendininki gibi bir “araç” olduğunu bilir. Bizde bilmiyor.

Bizde dikkatsiz, saygısız, korkusuz!

Ve cezasız!

KEMER OLSAYDI!

Bayramın ikinci gecesi sabaha karşı Koç Üniversitesi’nin iki pırıl pırıl öğrencisi Kerem Ünlüer ile Berk İncirlioğlu da yağmurda kayan araçlarının camından fırlayarak hayatlarını kaybettiler.

Onları tanımayanlar için bile yürek yakan, dayanılmaz bir haber bu... Belki gençlik heyecanıyla, yağmura kulak asmadan sürat yapıyorlardı. Ama kesin olan bir şey var ki emniyet kemerleri takılı olsaydı büyük ihtimal kurtulurlardı.

Bu “kemer takmama” yüzünden kaç gencimizi yitirdik, kaç aile ömür boyu acıya mahkûm oldu.

Hâlâ aynı hata sürüyor. Hiçbir şehirde taksilerde de emniyet kemeri kullanılmıyor.

Bu ülkeyi yönetenlerin popülizm peşinde koşmayı bırakarak derhal “sürat yapan araçlara, taksilere, emniyet kemeri olmayanlara, kullanmayanlara ağır cezalar verilmesini sağlamaları” için çok geç bile kalındı.

Bu hataların TV’lerde de her gün anlatılması lazım.

Yazık oluyor gençlerimize... Çok yazık!

DİĞER YENİ YAZILAR