"Bir tatlı huzur" kalmadı Kalamış'ta!

Efes Antik Kenti'nde son yıllarda ortaya çıkarılan Yamaç Evleri'ni mutlaka görmeniz lâzım. Binlerce yıl öncesinden, Roma, Bizans dönemlerinden günümüze olduğu gibi, evlerin önündeki muhteşem mozaik kaplı yollarıyla birlikte gelmiş

Haberin Devamı

Efes Antik Kenti'nde son yıllarda ortaya çıkarılan Yamaç Evleri'ni mutlaka görmeniz lâzım. Binlerce yıl öncesinden, Roma, Bizans dönemlerinden günümüze olduğu gibi, evlerin önündeki muhteşem mozaik kaplı yollarıyla birlikte gelmiş. Bakar bakmaz "O yıllarda bile -bırakın muhteşem heykelleri, binaları- ne özenle, ne güzellikte yollar yapmışlar" diyor insan. Türkiye için hele, tam bir ibret tablosu.

Bizde yollar her gelen yeni hükümetle birlikte tekrar kazılmaya başlanır. Yıkılır yapılır, yeniden yıkılır, bir daha yapılır. İlçe belediye başkarılarıyla konuştuğumuzda hemen hepsi suçu ana arterlerden sorumlu Büyükşehir Belediyelerine atarlar. Onlar ise her zaman bir açıklama mutlaka bulurlar. Ya yol genişletilecek, ya borular değişecek veya deniz suyu temizlenecektir.

Bunlar yeterli değilse "Eski müteahhitler yanlış yapmıştır." Böylece her yıl vatandaşın yüz milyarlarca lirası siyasi amaçlarla partili yeni müteahhitlerin cebine aktarılır. Malûm "iş yapılmalı"dır.

Hakkında şarkılar yazılan "Bir tatlı huzur almaya" gelinen semt Kalamış yıllardır bir çamur bataklığı halinde. Yollar delik deşik, paramparça. Önce Kalamış Parkı'nda restoran ve spor tesislerine verilmemesi gereken "yasak" izinler verilerek semt halkının o meşhur huzuru yerle bir edildi. Fenerbahçe Kulübü halka ait alanı özel futbol sahası yaptığı gibi, manzarayı tümüyle kapatmak üzere sahile duvar çekmek, duvarın üstüne de branda germek hakkına bile sahipti. Kimse ses çıkaramadı.

İSKİ cevaplamalı!
Bu yetmiyormuş gibi yıllar önce kazınan yollar bir türlü kapatılmadı. Her gelen kabahati bir önceki müteahhide atarak kazılara devam etti. Sanki Kalamış'ta da "Yamaç Evler" çıkarmak üzere arkeolojik kazı yapıyorlar. Ama buradan ne yazık ki mozaikli yollar yerine çamur çıkıyor sadece. Ve Kalamış halkı çamurda boğuluyor.

Son 1.5 yıldır İSKİ'nin de rolü var kazılarda. Neymiş efendim "Borular eskimiş"... Ne kadar sık eskiyor(!) bu borular? Kadıköy Belediye Başkanı Selâmi Öztürk'e soruyorum;

"Bana iletilmiş bir şikâyet yok, suyu akmayan yok, nereden çıkıyor bunlar?" cevabını veriyor. Peki bu durumda İSKİ, üstelik 40 km'lik kazıya (sadece Kadıköy semtinde böyle, diğer semtleri de düşünün) nasıl karar veriyor? Bu soruları kimsenin cevaplama mecburiyeti yok mudur bu şehirde? Yoksa şehir Dingo'ya mı ait?

Kalamışlılar'ın çilesi bununla bitti sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Şimdi de Kalamış'ın ana arteri Münir Nurettin Selçuk Caddesi'ni Kurbağalıdere'ye ve Moda'ya bağlamak üzere bir köprü yapılmasına karar verilmiş. İSKİ'nin işi bitince sıra Büyükşehir Belediyesi'ne gelecek yani. Caddeyi Fenerbahçe'ye bağlayan yollar genişletilemeyecek şekilde, evlerle çevrili olmasına rağmen Kalamış yeniden parçalanacak.

Başkan Öztürk "Bu durumda hiç değilse orta refüj yapmayalım dedim, kabul etmediler" diyor.

Maksat ne biliyor musunuz? Yani partili müteahhitlere milletin parasını akıtmak dışında... Güzel, keyif veren, huzurlu yer bırakmamak. Bir bölgenin en güzel semtini rezil etmek. Arnavutköy'ün en güzel sokaklarından biri de pazar yeri kurularak aynı akibete uğradı.

Batı ülkelerinde evlerin bahçesi bile o semt sakinlerinin "meclis kararları"na aykın olarak değiştirilemez.

Bizde ise belediyeler ve İSKİ vatandaşın onayına sunmadan semtlerimizle top gibi oynuyor. Ne acı!


Önce İzmir Hareketi
Beni hayretlere düşüren ve doğrusu takdir duygularımı ayaklandıran, pozitif enerji aşılayan bir e-mektup işte. Bayılıyorum böyle postaya.

İzmirlilerin bir süre önce kurduğu "Önce İzmir Hareketi"nin olgunlaşma sürecini tamamlayıp 'sistemli büyüme' dönemine başladığını anlatıyor. Ocak sonunda yapılan "arama konferansı" ile birkaç aylık yol haritalarını da belirlemişler.

İlk aşamada; İmar Çalışma Grubu, Belediyeler Çalışma Grubu, Kültür ve Sanat Çalışma Grubu, Gençlik Projeleri Çalışma Grubu, Turizm, Çevre, Ekonomik Yaşam Çalışma Grubu gibi grupların oluşturulmasına karar verilmiş. Bu gruplar bir ay içinde üretken konuma getirilecek ve her grup kendi alanı ile ilgili birer "bilgi bankası" oluşturacak. Çalışma grupları aşağıdan yukarı ve yukarıdan aşağı doğru "bilgi, görüş, proje" akışını sağlayıp olgunlaştıracak.

Aynı zamanda Hareket'in "sonuç projeleri"ni hazırlayacak üç "Üst Çalışma Grubu" devreye girecek.

Bu gruplar şöyle:

-"Sorunsuz İzmir"

-"Çağdaş İzmir"

- "Geleceğin İzmir" i

Böylece İzmir'in dünü, bugünü, yarını hakkında son kararlar bu gruplarda alınacak. "Alan Çalışma Grupları" ise bu kararlan tüm İzmir'e yayılarak halka anlatacak ve geniş katılımı sağlayacaklar.

Hareket önce "mahalle", ardından "sandık çevresi" ölçeğinde yapılandınlacak ve büyümesini sürdürecek.

İşte anlatılanlar böyle. İzmir'in başıboş kalmasını veya siyasi akımların etkisinde olması gereken gelişiminden farklı bir yöne gitmesini önlemek isteyen bir "sivil toplum çabası"nın hikâyesi bu. Anlatılanlar uygulandığında, her dönemde belediyelerin etkinliğinden turizme, çevreye, kültür ve sanata, siyasete kadar her alanda en düzgün şartların sağlanması mümkün olabilecek.

Keşke "Önce İstanbul", "Önce Ankara" ve diğer bütün illerimizin (ve ilçelerimizin) "Önce" Hareketleri olsa.

Her şeyi devletten beklemesek, beklentilerimiz boşa çıktığında kafalarımızı taşlara vurmasak.

Önce İzmir Hareketi'ni başlatan insiyatif sahiplerini gönülden kutluyorum. Umarım başarırlar!

DİĞER YENİ YAZILAR