Bugün niyetim güzel kitaplardan güzel alıntılar yaparak güzel bir Pazar yazısı hazırlamaktı size biliyorsunuz. Ama heyhat, yerin mi dar, yenin mi dar demedi kimse, ilânlarla küçülmüş köşeme sıkıştım kaldım.
Küçük de olsa köşeciğim, sizi ağırlamak isterim yine. Ama gelin biz kısa bir ciddi yazıyı paylaşalım ikram olarak... Hem nasılsa Pazar Vatan'ında yeterince eğlenceli hafta sonu yazısı bulabilirsiniz, hem de konu ciddi ve zaman az.
Bakın büyyük Türk büyükleri cezaların azalmasını, hafifletici nedenleri savunurken cinayet ve tecavüz haberleri giderek artmaya başladı. Açın dünkü gazeteleri bir inceleyin; kaç tane kadın ve genç kızla ilgili haber göreceksiniz.
Biz medya olarak bu büyük yanlışların gerçeğe dönüşmemesi, insanlarımızın -kim bilir kaç kuşak?- korku filmi gibi bir ülkede yaşamaması için mücadele ederken arkadan yeni maddeleri geliyor Ceza Kanunu'nun.
İşte "3 aydan sonra, özürlü de olsa çocuk aldırmanın yasaklanması" ile ilgili madde.
Normal, sağlıklı bebekte "3 ay "ı sıkı şekilde uygulasınlar, tamam. Ama özürlü bebekler için bu zaman sınırını koymaları çok değil beş yıl sonra Türkiye'nin özürlü çocuk sayısının en az üç katına çıkmasına neden olur.
Bir süre önce hazırladığım "Süper Doktorlar" yazı dizisinde de yer alan Dr. Deniz Cankat ultrasonla belirlenen gözle görülür kusurların üç ayda anlaşılabileceğini ama "down syndrome" denen beyinle ilgili özürlerin ancak 5. ayda belirlenebildiğini, bu nedenle birçok ülkede zaman sınırının "24 hafta" olduğunu anlatıyor.
"Hangi testle anlamaya çalışırsanız çalışın, genetik testleriyle bile 3 ayın bitiminden önce anlayamazsınız, çocuğu alacak zaman kalmaz" diyor.
İyice araştırıp soruşturmadan, uzmanlarına danışmadan kafa kafaya vererek tıp konularında karar alınamaz.
Mutlaka almak istiyorlarsa "tecavüzcüsüyle evlendirilen kızları Meclis'e getirip mutlu olup olmadıklarını sormayı" düşündükleri gibi özürlü çocuklara sahip ailelere de sorsunlar.
Örneğin belden üst kısmı çift, altı tek beden olan bebeklerini hastanede terk eden anne ile babaya...
Ne dersiniz?
Bir tanecik "doğru" verin millete!
Bugün niyetim güzel kitaplardan güzel alıntılar yaparak güzel bir Pazar yazısı hazırlamaktı size biliyorsunuz. Ama heyhat, yerin mi dar, yenin mi dar demedi kimse, ilânlarla küçülmüş köşeme sıkıştım kaldım
Haberin Devamı

