"Bir şarkı daha söyle"

Dün Barış Manço'nun sesinin, müziğinin benzersizliğinden söz etmiştim. Bugün iki ayrı sanatçımızın daha kendine özgü ses ve tarzlarını hatırlatmak istiyorum ki onların farklılığını henüz hayattalarken üzerine basarak vurgulamış olayım

Haberin Devamı

Dün Barış Manço'nun sesinin, müziğinin benzersizliğinden söz etmiştim. Bugün iki ayrı sanatçımızın daha kendine özgü ses ve tarzlarını hatırlatmak istiyorum ki onların farklılığını henüz hayattalarken üzerine basarak vurgulamış olayım.

Allah uzun ömür versin Ajda Pekkan ve Erol Evgin de benim "Üç kuşağa hitap eden ve unutulmayanlar" listemin başında yer alırlar. 'Şu an için üç kuşağa' demek daha doğru tabii, bundan sonraki kuşakların da onların şarkılarını aynı zevkle dinleyeceklerine şüphe yok. Şimdilik annem, ben ve çocuklarım aynı şekilde seviyoruz her ikisini de.

Daha genç sanatçılardan da onlar gibi uzun yıllar unutulmayacak isimleri çıkacaktır muhakkak ama Barış-Ajda-Erol gibi sanatçıların ne büyük sanatçı olduklarını gençler onların şarkılarını söylediklerinde anlıyorum ben.

Örneğin geçenlerde tesadüfen gördüm, Firdevs yarışmada Ajda'nın "Yaz, yaz, yaz" isimli parçasını söyledi. O yarışmanın iyisi olabilir. Dansı, kıyafeti, saçı başı güzel, ona da diyeceğim yok. Ama, bu şarkıyı 20 yıl sonra bile Ajda kadar iyi söyleyebileceğini sanmıyorum Fırdevs'in. Sesinin Ajda kadar "kendine has" bir ses, tarzının Ajda kadar "kendine özgü" bir tarz olabileceğine inanmıyorum.

"O da başka şarkıları iyi söyler" diyebilirsiniz tabii ama bana mı öyle geliyor bilmiyorum, sesleri yeterince gür ve etkileyici bulmuyorum ben... Son dönem sanatçılarını (Kenan Doğulu, Serdar Ortaç, Sertab Erener gibi isimler hariç) hazır albümleri, bantları, klipleri dışında dinlediğinizde seslerin ne kadar zayıf kaldığı görülüyor. Popstar'da da böyleydi, en iyilerin sesi ve stili bile aslında yeterli değildi star olmaya.

"Adam olacak çocuk" meselesi... Sanatçı olunmaz, sanatçı doğulur. Bir Barış Manço doğuştan sanatçıydı. Ajda Pekkan, Erol Evgin de öyle... İlk dönemlerindeki sesleri, şarkıları sahne performanslan da etkileyiciydi.

Erol Evgin'in "İşte Öyle Bir Şey", "Söyle Canım", "İçimdeki Fırtına", "Bir de Bana Sor" gibi şarkılarını bugün de yıllar önceki zevkle dinlersiniz. Her konserinde bir öncekinden daha başarılıdır, hayranları müziğe doymuş olarak ayrılırlar salondan. Son albümü "İbadetim"de de eskileri aratmayacak harika şarkılar yapmış yine...

Beyaz Yelkenli, Yürekli Kadın, Dilara, Bir Sevda Masalı ve diğerleri. Hepsi birbirinden güzel. Başlıyorum dinlemeye nasıl sonuna geldiğini fark etmiyorum. Tekrar başa dönüyorum sonra; "Bir Şarkı Daha Söyle"yi dinliyorum ve 'hadi bir şarkı daha söyle Erol' diye devam ediyorum.

Teşekkürler Erol Evgin, teşekkürler Ajda Pekkan, Barış Manço, Sezen Aksu, Nilüfer...

Gerçek "Star"ı ve "Türk Popu"nü öğrettiniz bize. Teşekkürler!

(Not: Dün Barış Manço'nun defnedildiği ve milyonların sokaklara dökülüp kabrinin başına kadar onu izlediği gündü. "Barış'ı unutmadık" demiştim ama baktım benden başka unutmayan gazeteci yok gibiydi. Bu mudur bizim iz bırakan sanatçılarımıza verdiğimiz değer? Yazık, çok yazık!)

Fark nerede?
Önceki gün Radikal de yazıyordu, aynı şeyler bizim de kulağımıza geliyor; çeşitli şehirlerin çeşitli bölgelerinde oturanların anlattığına göre AKP'nin seçim propagandası yöntemleriyle "bir zamanlar RP"ninkiler arasında büyük benzerlik var. RP döneminde de kapı kapı dolaşılmış (onlar erzak torbaları da dağıtıyorlardı, şimdi o da yapılıyor mu bilmiyorum) ve bu dolaşma işini büyük ölçüde kadın örgütleri üstlenmişti, bugün de aynı uygulama yapılıyormuş.

Sabah saatlerinde kapı çalınıyor, gelen türbanlı hanımlar "Huzurun ve çözümün İslâm'da" olduğunu söyleyerek AKP'li adayların propagandasını yapıyor. Bu söylenince karşı taraf, diğer partilerin Hristiyan veya başka bir dinden olduğunu mu düşünüyor ben onu merak ediyorum. Türkiye zaten çoğunluk halkı Müslüman bir ülke. Tereciye tere satmak değil midir bu?

Radikal'deki yazıda; kapı çalan bir türbanlı AKPlinin "AKP Allah'a en yakın partidir" dediği anlatılıyordu. Bak bu iyi buluş işte. Kim karar vermiş Allah'a en yakın parti olduğuna, onu bilemeyiz. Kaç kişiyi inandırabileceklerini de bilemeyiz ama iyi buluş. Yine de hâlâ Erbakan'a kimse yetişemedi bu konuda...

Biliyorsunuz o "Refah Partili olmayanın Müslüman olmayacağını diğer partileri tutanların patates dininden olduğunu" söylüyordu.

Bu söylemle nereye vardı bir düşünmek lâzım!

DİĞER YENİ YAZILAR