Bir Oscar da ona verirdim

Üç film izledim son günlerde; Pierce Brosnan ve Salma Hayek'ten "Gün Batarken", Sean Penn ve Nicole Kidman'dan "Çevirmen" ve Annette Bening ile Jeremy Irons'tan "Being Julia."

Haberin Devamı

Üç film izledim son günlerde; Pierce Brosnan ve Salma Hayek'ten "Gün Batarken", Sean Penn ve Nicole Kidman'dan "Çevirmen" ve Annette Bening ile Jeremy Irons'tan "Being Julia."

Çevirmen, biraz da aktörlerinin "dünya sinemasının başarısı kanıtlanmış" isimleri olması nedeniyle Türkiye'de gösterime girer girmez büyük ilgiyle karşılaştı... Son haftalarda "çok iyi" denebilecek az sayıda filmin vizyona girmesinin de bunda rolü var.

Oysa konu benzerlerini çok gördüğümüz "siyasilere suikast"tın "bir Birleşmiş Milletler toplantısında geçeni..." Ayrıca senaryoda, kurguda oldukça fazla zorlama hissediliyor. Ancak sinemayı "film ne olursa olsun fark etmez" derecede sevenleri sıkmaz ama ben Haşmet Babaoğlu'nun görüşüne katılıyorum; iyi oyuncularına rağmen silik, akılda kalmayan bir film.

"Gün Batarken" ise, yine daha önce benzerlerini çok gördüğümüz bir "mücevher soygunu" filmi. Bununla birlikte Karayipler'de çekildiği için olağanüstü doğa görüntüleriyle süslü ve espriler de çok iyi... Hiç kimseyi sıkmaz.

Ama... Benim İngiltere'de izlediğim bir film var ki, Türkiye'ye geldiği anda görmelisiniz: Being Julia. Yine, Oscar adayı filmlerden olan, "ödülü nasıl kaçırdığına" hayret edilecek bir film bu; aynen "Çöküş" ve "Otel Ruanda"da olduğu gibi...

Annette Bening ve Jeremy Irons'ın oyunlan, senaryo ve her şey kusursuz. Yaşlandığı ve inişe geçtiği için, eşi olan tiyatro sahibi tarafından yardımcı rollere itilen çok başanlı bir kadın tiyatro oyuncusunun hayatını anlatan filmin sadece finali bile başlıbaşına bir olay. "Film budur işte" diyorsunuz izlerken, "sanatçı budur"!

Being Julia'yı kaçırmayın.

Kadınsız bayi toplantıları (2)
Dün, kadın okurlarımdan gelen istek üzerine, bir mektuptan yola çıkarak konuya başlamış ve erkeklerin essiz "şehirlerarası" veya "uluslararası" bayi toplantılarının büyük bir haksızlık olduğunu anlatmıştım. Devam ediyorum...

Kadın, dayanamayıp itiraz ederse, kuşkusuz ne "hırçınlığı" kalacaktır söylenmedik, ne "dırdırcıhğı"...

Peki başka şehirlerdeki bayiler toplantısı neden eşlerle birlikte yapılamıyor? Bunun nedenini gerçekten ben de merak ediyorum. O koca firmalar kırk yılda bir bayilerini eğlendireceklerse buna eşler neden katılmasın?

Yoksa, eşle eğlenmek mümkün mü değildir, bu mu anlatılmak isteniyor?

Kadının "her türlü" haksızlığa uğradığı "bir yer" burası biliyorum ama firmalara bu konuyu tekrar gözden geçirmelerini ve aileleri huzursuz ettiklerini hatırlatmak istiyorum.

Aynı şeyi kadınlar yapıyor olsaydı çoktan kıyamet kopmuştu bugüne kadar!

Yollarda satılan sahte loto!
Arabayla karşıya, Kadıköy yakasına geçiyoruz... Köprüde trafik tıkanınca, yerden mantar gibi bitiveren çocuklar arabalara sakız gibi yapışarak sayısal loto kuponları satmaya başladılar.

Bizim "direksiyon amiri" Mehmet Şen her gördüğünden göz kirası almayı pek sevdiği için hemen "Biz de alalım mı Ruhat Hanım" diye tutturdu... Önce duymamış gibi yaptım, okumaya dalmış göründüm ama nafile, plâk takılmış durumda, tekrarlamaya devam ediyor.

Yıllardır piyangoda yeterince para kaybetmiş, uslanmayarak her seferinde yeni bir ümitle bilet almış ve tek kuruş kazanamamış biri olarak şans oyunlarıyla uzun süredir işim yok, lotodan, totodan filân ise hiç anlamam zaten... Vazgeçmeyeceğini görünce 'peki alalım, kazanırsan yarı yarıya paylaşırız' dedim. Tabii "alalım" diye tutturduğunda "alın" demekte olduğu da ikimiz tarafından bilindiği için paralar benden çıktı: 20 milyon TL...

Birkaç gün geçti, Mehmet biraz önce aradı ve ağlamaklı bir sesle "Lütfen yazın, kimse yollardan loto kuponu almasın, bizimki sahteymiş" dedi. Arkasından da "haram olsun inşallah" benzeri bir beddua göndermeyi unutmadı.

Ümitle bayiye koşmuş ve cevabı almış. Benim bundan sonra onu dinlemeyeceğim kesin ama siz de dikkatli olun, onun gibi aklanabilirsiniz.

Artık hiç mi dürüst insan kalmadı, her şeyin mi sahtekârlığı yapılıyor bu memlekette?

Böyle giderse yakında iyice paranoyak olacağız.

DİĞER YENİ YAZILAR