CHP’den Gürsel Tekin’in yaptığının benzerini, neredeyse aynısını AKP’den Bülent Arınç yaptı. Arınç:
“Ben Türkiye’deki Deniz Feneri’ni inceledim, sorun göremedim” demiş...
Allah Allah adı uluslararası boyutta dev bir yolsuzlukla anılan derneklerin inceleme görevi Bülent Arınç’a mı verilmiş?
Onun bu incelemeyi yapacak teknik kapasitesi veya yetkisi var mıdır, varsa nereden gelmektedir?
Diyelim ki vardır (mümkün değil ama), iktidar partisinin görevi teftiş kurullarını, devletin mekanizmalarını çalıştırarak, Alman yargısından da gelen “acil talep dosyası” üzerine Türk Deniz Feneri ile Almanya’daki arasındaki bağlantıları, belgeleri, makbuzları mal varlıklarını ortaya çıkarmak mıdır yoksa Derneğe Bülent Arınç’ı göndermek mi?
NASIL YANİ?
RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın sadece başkanlığı bırakacağı, üye olarak daha 4 yıl kalmak niyetinde olduğu anlaşıldı.
En ilginç gelişmelerden biri ise Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in Cuma günü yaptığı “Bütün belgeler toplanmadan dava açılamaz. Belgelerin toplanması tamamlanınca, gerekirse dava açılacaktır” sözleriydi.
Doğrusu duyanların kulaklarına inanamayacağı bir açıklama bu...
Nasıl yani?
Ne demek “henüz dava açılamaz”?
Ne demek “gerekirse”?..
Daha nasıl gereksin? Bütün o belgeler, dosyalar, Alman yargısının “didik didik aranmalılar” talebi ne oldu?
Daha kaç ay zaman verilecek tüm delillerin ortadan kaldırılması için?
Cemil Çiçek lütfen bir hukukçu olarak şunu açıklasın; TCK’nin 8 ve 9’uncu maddelerine göre hemen dava açılması gerekiyor muydu, gerekmiyor muydu?
Gerekiyorsa neden açılmadı, neden a-çı-la-mı-yoor?
İmar affı önerisi “rol çalma”mı acaba?
Zaten memleket yeşilini tümüyle kaybedip bir çöle, bir beton yığınına dönmüşken, bu nedenle bırakın diğer zararlarını Türkiye “küresel ısınma”dan en çok etkilenecek ülkelerin başında yer alırken CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’in “kaçak yapılara imar affı” önerisine nasıl bir anlam verilmeli acaba?
Tekin demiş ki:
“Kadir Topbaş İstanbul’daki yapıların yüzde 65’i kaçak diyor. Bence yüzde 80’inde ’projeye aykırılık’var, yani hemen her yer kaçak. Devlet bu yapıları yıkamıyorsa bir tek yol kalıyor; hepsine iskân belgesi verilmesini sağlamak. Biz CHP olarak bu desteği vermeye hazırız.”
Biliyor musunuz gerçekten Türkiye’de yaşıyorsa insanın çok sabırlı olması ve hatta eskilerin deyimiyle “aklına mukayyet olması” gerekiyor, çünkü her konuda kuralsızlık, “hukuk dışılık” öyle boyutlarda ki dayanmak mümkün değil.
Demek ki kaçak yapılar yıkılamıyorsa meşru hale getirilmeli ve mesela terör bitirilemiyorsa teröristin istekleri yerine getirilmeli... Tablo gerçekten böyle görünüyor. Peki o zaman belediye seçimleri dönemlerinde şehir içinde şehirler kurulması, kaçak onbinlerce yapıya göz yumulması nasıl durdurulacak? Sahillerin kaçak şekilde işgali nasıl önlenecek?
Acaba Gürsel Tekin bu açıklamayı yapmadan önce partisinin yetkili kurullarında görüşülmüş ve böyle bir karar mı çıkmış, yoksa İl Başkanı olarak bu kararlar ona mı bırakılmış merak ediyor insan.
Hatta akla “sol kanadın Tayyip Erdoğan’ı olma” isteği, bir “rol kapma” durumu da geliyor. Mâlum Erdoğan da Erbakan döneminde İstanbul İl Başkanı olarak sivilmiş, oradan Belediye Başkanlığı’na ve Genel Başkanlığa geçmişti.
Bunlara diyecek bir şey yok ama sivrilmek için seçilen önerilerin kabağı Türkiye’nin başına patlamasa... Acaba Gürsel Tekin “yapılarının yüzde 80’inin kaçak olduğu” itiraf edilen İstanbul’un “bu duruma neden olan tüm belediye başkanlarına hak ettikleri cezanın verilmesi, böylece gelecekte aynı tehlikenin de önlenmesi” çözümünü neden düşünmüyor?
Çağdaş ülkelerde asıl çözüm budur!

