Bir maç hikâyesi!

Haberin Devamı

Bazı mektuplarda “Unutmayın ki milletimizin yüzde 99’u Müslüman’dır” diyor. Sanki toplumun, milletin dini tartışılıyormuş gibi... Oysa tartışılan rejim ve rejimin geleceği... Devletin dinî bir kimliğe kavuşturulma, dinî yönetim tarzına dönüştürülme çabasının hukuken, demokratik yöntemlerle durdurulması...
O bunu görmüyor; “Vay dine, Müslümanlara karşı çıkıldı” diyor. Çünkü karşısında bunu empoze eden bir hükümet var.
Bazı mektuplarda “Siz ne biçim Müslümansınız, türbana karşı çıkıyorsunuz” diyor. Sanki türban Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık kurumlarına, belediyelere, hastanelere kadar taşınmamış gibi... Tartışmanın veya sorunun türbana karşı çıkmak değil, dinî uygulama, ibadet ve tüm yaşam tarzının laik devletin okulundan kamu dairelerine, TBMM’sine kadar her alanına girmesi için yürütülen politika, dinin siyasi partiler tarafından kullanılması olduğunu görmüyor.
Çünkü dinî duyguları kullanan parti bunu hukuka bile karşı gelecek bir inat ve ustalıkla yürütmekte...
Bugün hukuka bile karşı gelenlerin durumunu Mustafa Kökten isimli okurumuz bir maç hikâyesiyle açıklamış. Birlikte okuyalım:
“İşine gelince ‘şeriatın kestiği parmak acımaz’ diyeceksin, işine gelmeyince yüksek mahkemelere veryansın edeceksin. Daha da damarına basılınca Yargıtay’a ‘Garabet, ihanet’ suçlaması yapacaksın. Bu kadarı da fazla.

BAK HALK NE DİYOR?

Bir maç düşünün. Fenerbahçe-Belediyespor. Yer Olimpiyat stadı. 55 bin seyirci var; 54 bini Fenerli taraftarlar, 1000’i Belediyespor taraftarı.
Tayyip Erdoğan 10 numaralı Fener santrforu oynuyor. Ceza sahası içinde rakibine kasıtlı tekme atarak faul yapıyor, maçın hakemi yani sahadaki en yetkili mercii kırmızı kartını çıkarıyor ve Erdoğan’ı oyundan atıyor. 54 bin Fenerli taraftar infial içinde isyan ediyor ve hakeme “İ... hakem” tezahüratı stadı inletiyor. T. Erdoğan hakeme dönüp ‘Garabetle, ihanetle bir yere varamazsınız, bak halk ne diyor, çoğunluk bizde 54 bin kişiyi duymazdan gelemezsin, tarih seni affetmeyecek’ diyor.
Evet Tayyip Erdoğan doğru söylüyor, taraftarın çoğunluğu ezici şekilde Fenerli, ama unuttuğu bir şey var; sahada yetki hakemdedir. Demokrasilerde yetki hukuktadır. Ya bu kurala uyacaksın, ya da maça çıkmayacaksın.”
Size de yeterince açıklayıcı geldi mi?

*****


Başbakan kime “hayvan” diyor?

Bu soruyu ben sormuyorum, Sevinç Gümüş isimli okuyucumuz 18 Mart Salı günü gönderdiği mektupta sormuş.
Başbakan’ın ve Bülent Arınç’ın son olarak dava ile ilgili konuşmalarında da ayetlerle cevap vermeleri üzerine AKP’ye destek söz konusu olduğunda hukuku bile göz ardı ederek “hukuken etik değil ama yine de Anayasa’yı değiştirsinler” diyen taraftarları “Şimdi bu ayetleri de, Araf Suresi’ni de iddianameye alırlar” şeklinde dalgalarını geçiyorlar ya...
Laik bir rejimde siyasetçilerin dini değil, hukuku; yasaları, Anayasa’yı, siyasi kuralları referans almaları gerektiğini unutmak işlerine geliyor ya...
Sevinç Gümüş de Başbakan’ın Araf Suresi’yle verdiği cevabı irdeleyerek katılmış tartışmaya... Diyor ki;
“Araf Suresi 179. Ayet’te şöyle geçer: ‘... Onların kalpleri vardır ki onlar ile anlayamazlar ve onların gözleri vardır ki onlar ile göremezler, onların kulakları vardır ki onlar ile işitemezler. Onlar hayvan gibidirler, belki daha da sapkındırlar.’
Şimdi eğer bu ayetin meali bu ise Başbakan bu ayetle kimleri hayvan ve sapık yapmıştır?
Kendi partisine oy vermeyen yüzde 53’ü mü?
Yargıtay Başsavcısını mı?
Muhalefeti mi?”
Gerçekten acaba Başbakan bu ayeti kime okudu sizce?

DİĞER YENİ YAZILAR