Bir Köy Masalı

Haberin Devamı

Türkiye’nin Çerkez vatandaşları bir yazarın “Kürtleri yazmak isterken Çerkezlere sataşmasına” haklı olarak fena halde içerlemişler. Bundan yarın söz edeceğim, bugün kısa süre önce yazıp yayınlayamadığım bir Çerkez köyünün; Aşağı Borandere’nin örnek öyküsüyle başlıyorum.

1970’li yılların başına kadar güllük gülistanlık, cıvıl cıvıl bir köy olan ve içinde Çerkezlerin Kabardey ve Çeçen boyuna mensup insanların yaşadığı Aşağı Borandere daha sonra yavaş yavaş değişmeye başlamış.

Ülkenin yanlış tarım politikaları ve verimsizleşen toprak nedeniyle Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine yakın olan köy halkının çoğu şehre göç etmiş.

Köy okulu öğrenci yetersizliğinden kapanınca geriye kalan gençler de kaçmışlar ve köy yaşlılara terk edilmiş gibi sessiz ve yalnız öylece kalakalmış.

Yaşlılar şehre göç edenlerin evlerinin harabeye dönmesini hüzünle izlemiş.

Sonra büyük bir şans eseri gençler arasından çıkan birkaç bilinçli köy mensubu teslim olmanın yanlışlığını farkederek karşı koymaya ve köylerini kurtarmaya karar vermiş ve bir dernek kurmuşlar:

Aşağı Borandere Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği...

Gençler Kayseri’nin en işlek caddesinde bir büro açmış ve internet adresleri yoluyla tüm köylülerle bağlantı kurmuşlar.

Önce bir “Ağaçlandırma Bayramı” yapılarak köye 675 yetişkin fidan dikilmiş. Sonra yine harabeye dönen köy okulu onarılarak sosyal tesis haline getirilmiş. Oturma salonu ve yemekhane yapılmış.

* Gençlere spor sahaları açılmış.

n Dernek AB seminerlerine, proje üretim toplantılarına katılarak köyün kalkınması girişimini uluslararası platforma taşımış.

* Köy camisine kat kaloriferi döşeyerek yaşlıların da gönlünü almışlar.

* Pınarbaşı ilçesinin 165 köyünde ilk kez bir bilgisayar kursu açmışlar. (Kurstan sertifika alanların yüzde 80’i kadın...)

* Köyün içme suyu ve kanalizasyon sorununun çözümünü kamu kurumlarının 2007 yılı programına dahil ettirmişler. Bunlar gibi birçok gelişmenin yanında 15 Temmuz 2006’da ilk köy şenliklerini yapmışlar. 2007’de de ikincisini yapacaklar.

Aşağı Borandere Köyü’nün çağdaş insanlarının mücadelesini büyük bir hayranlıkla okudum ve yazmadan geçemeyeceğimi düşündüm.

Bakıp bakıp üzüleceklerine, sızlanacaklarına, devletin paralarını siyasi partilere, oraya buraya bol bol dağıtmasına ama kendilerini unutmasına hayıflanacaklarına sorunun üzerine gitmiş, çalışmış çabalamış ve çözmüşler. Bu, kuşaktan kuşağa anlatılacak kadar güzel bir köy masalı, örnek bir olay doğrusu.

Aşağı Borandereli Çerkezleri ayakta alkışlıyorum.



*****




“Ege’nin Arka Bahçesi”


Bugün bir de yemek kitabından söz edeceğim size... Öyle sıradan bir kitap değil, hiç duymadığınız, olağanüstü Ege yemeği tariflerini veren çok değişik bir kitap.

Örneğin: Kakavya, Papalina, Koliçita, İstifno isimlerini duydunuz mu hiç? Ben duymamıştım.

Hele bir “kabak çiçeği dolması” tarifi var ki, ilk kez çocukluğumda Avşa Adası’nda tadıp, tadını unutamadığım, ancak bu kadar olur... Bir “keşkek” tarifi var ki hiç yemek pişirmeyen bile kolayca yapabilir.

Kitabı Ayvalık Mutfağı (Ege’nin Arka Bahçesi) ismiyle yazan Erkan Acurol Ayvalık’ta yaşayan ve kendi bahçesinde yetiştirdiği sebze ve meyvelerle harikalar yaratan 22 ödüllü bir lezzet ustası...

Etli sebze yemeklerinden, çorba ve zeytinyağlılara, deniz ürünlerinden, ot yemeklerine, börek ve pilavlara, tatlılara kadar aklınıza ne geliyorsa her çeşit yemeği duyulmamış yepyeni tariflerle sunuyor. Tabii kuru incir ve karadut dahil reçelleri de unutmadan. (Şeftali reçeli tarifini denedim, inanılmaz güzel...)

Yemeğe meraklıysanız, İnkılâp Yayınevi tarafından çıkarılan Ayvalık Mutfağı’ndan bir tane edinin derim. Benim en çok kullandığım yemek kitaplarından biri oldu.


DİĞER YENİ YAZILAR