"Bir kitabım bile yok!"

Senenin bir gününde, bir haftasında hatırlıyoruz onları... Yaşam boyu verdiği bilgilerle, temel eğitimle yükseldiğimiz öğretmenlerimizi yalnızca Öğretmenler Günü'nde hatırlıyoruz. Aynen çoğumuzun, anneleri, babalan onlara özel günlerde hatırladığımız gibi...

Haberin Devamı

Senenin bir gününde, bir haftasında hatırlıyoruz onları... Yaşam boyu verdiği bilgilerle, temel eğitimle yükseldiğimiz öğretmenlerimizi yalnızca Öğretmenler Günü'nde hatırlıyoruz. Aynen çoğumuzun, anneleri, babalan onlara özel günlerde hatırladığımız gibi...

Oysa çoğu yokluklarla mücadele ederek öğretmeye çalışıyorlar. Kitabı bile olmayan okullarda sevgili öğrencilerini eğiterek. En acısı budur işte, insana en dokunan; "Bir kitabımız bile yok" diyen öğretmenler.

Bugüne kadar elimizden geldiğince sizlerle birlikte donattık okulları, gözyaşları içinde "Bize yardım edin" diyen öğretmenleri mutlu ettik, isteklerin çoğu Doğu'dan geliyor ama aslında diğer bölgelerden gelenler de az değil.

İşte Denizli'nin Çivril ilçesinde Kiralan Kasabası'ndan gelen istek. Kiralan İlköğretim Okulu'nün 1-A sınıfı öğretmeni Muhsine Olguner "Kitaba, kütüphaneye, fotokopi makinası ve projeksiyon makinasına kısacası akla gelecek her türlü araç gerece ihtiyaçları olduğunu, M.E.B.'nın liselere ödenek verdiği halde ilköğretim okullarında ciddi eksikler nedeniyle büyük sıkıntı yaşandığını" bildiriyor.

Aydın'in Bozdoğan ilçesi, Haydere Köyü'nde "Haydere Pansiyonlu İlköğretim Okulu" da kitap bekliyor. Maddi durumu iyi olmayan ve taşıması yapılamadığı için "pansiyonlu" kalan köy çocuklarının okulu burası... Hayırsever bir hakimin yaptırdığı kütüphanesi var ama içinde kitap yok.

Öğretmenleri özellikle hikâye ve roman türü kitap istiyor.

Bir istek de Muş'tan. KESK'e bağlı TÜM BEL SEN (Tüm Belediye Emekçileri Sendikası) herkesin yararlanması için kurduklan kütüphaneye kitap yardımı bekliyorlar. (KESK Şubeler Platformu, Özel İdare İş Hanı, Kat 4, No: 19, Muş)

Türkiye'nin ücra köşelerine, köy okullarına bir köşede biriktirip durduğumuz kitapları, kullanmadığımız faks ve fotokopi makinalarını, eski bilgisayarlanmızı gördermekle onlara büyük iyilik yapıyoruz. Bizim için "eski" ama onlar için çok "yeni", unutmayın.

Yine böyle bir yazım üzerine "her şey" gönderdiğiniz Doğu'dan bir öğretmen neşeyle şöyle yazmıştı:

"Ne kadar gurur duysanız azdır. Okulumuza yüzlerce kitap geldi. Her çeşit malzeme ve bilgisayar geldi. Artık bilgisayarlı bir kütüphanemiz var. Hepinize dua ediyoruz."

Haydi, inceleyin kitaplarınızı ve gönderin onlara, her okunuşta dua almak az şey mi?

***

Başta beni yetiştiren öğretmenlerim olmak üzere Türkiye'nin tüm değerli öğretmenlerinin "haftasını" saygıyla kutluyorum.

Bence sadece "şiddete başvuran öğretmenler" bu kutlamaları hak etmiyor.

Cinnet değil, cehalet
Dört kadın bir olup kuması oldukları adamı öldürmüşler. Haber gazetelerde "cinnet" olarak geçiyordu. Nedense bu cinnet olayları da en çok Türkiye'de görülüyor.

Oysa örneğin bu olayda 4 kişinin aynı anda cinnet geçirmesi, hiçbirinin aklını başına toplayamaması mümkün mü?

Cinnet değil cehalet... Eğitilmeyen, öldürmenin, şiddetin çözüm olmadığı, hakkı hukuk yoluyla aramak gerektiği öğretilmeyen insanlar
hemen silâha sarılıyor.

Eğitmeyen kim; devlet!.. Bölgelere ekipler göndererek, TV'lerden yardım isteyerek kısa ve tkin eğitimi vermeyen devlet.

Sonra da gereken cezaların affa ve indirime uğramadan verileceğini anlatmayan devlet.

Bakın ilköğretim okulu öğrencisi E.Ş'ye tecavüz eden şahısa 46 yıl hapis istenmiş. Bunu TV'lerle sürekli duyurduğunuz zaman tecavüze yeltenen cahilleri uyarmış olursunuz.

Toplum bilincinde önemli değişiklikler oldu; Gamze Özçelik'e tecavüz ve bunu görüntüleme, yayma iddiasıyla yargılanan kişi gittiği yerlere alınmıyor, insanların yanından kaçtığını kendisi söylüyor. Toplum eylemini ortaya koyuyor ama devlet hâlâ bunu yapamıyor.

Yapmasını istemek milletin hakkı değil mi artık?

DİĞER YENİ YAZILAR