Dün AKP Konya Milletvekili Hüsnü Tuna’nın “Hedefimiz kamuda da yasağı kaldırmak” dediği için parti yönetimi tarafından Disiplin Kurulu’na sevk edildiği haberini VATAN’ın manşetinde görünce bunun büyük bir haksızlık olduğunu düşündüm.
Öyle ya Hüsnü Tuna’nın yaptığı yakın gelecekte zaten ortaya çıkacak bir niyeti biraz erkence açık etmek, “üniversite’de izin” için henüz TBMM’den kesin sonuç bile çıkmadan sabırsızlık göstermekti...
İyi ama “türban kamuda olmaz” mesajı vermek için neden Hüsnü Tuna cezalandırılıyor?
İmâlı mesaja ne gerek var? Topluma bir mesaj verilecekse Başbakan veya yardımcıları bunu “açık ve net” şekilde ve de en garantili, en inandırıcı ifadelerle, gerekiyorsa tekrar tekrar basına açıklar, halka duyururlar. Ama gelin görün ki bu yapılmadığı gibi Hüsnü Tuna AKP’den bu görüşü dile getiren tek kişi de değil.
Onunla aynı sıralarda AKP Milletvekili Fatma Şahin “Adım adım ilerlemek gerekir” derken, AKP’li Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman “Yasak her yerden kalkmalı, türbanlı belediye başkanı da olmalı” demişti.
En sonunda da (ve en önemlisi) AKP Genel Başkan Yardımcısı, Başbakan Danışmanı, İstanbul Milletvekili Egemen Bağış Berlin’de UTED yemeğinde konuşurken “Türban Meclis’e de girmeli” dedi. Onunla da yetinmedi “Başörtüsü takma özgürlüğünü” klasik AKP söylemini kullanarak “mini etek özgürlüğü” ile karşılaştırdı. Başörtüsü takmayan herkes mini etekli yani... Veya mayolu, hatta çıplak. Bunu iyice beyinlere kazıyorlar.
Egemen Bağış’a dönecek olursak, eh iktidar partisi türbanın Meclis’e de girmesini istiyorsa ve istediği her şeyi gerçekleştirecek gücü varsa o zaman devlet dairelerine de, her yere de girmelidir.
Peki, birçok kişi aynı şeyi söylerken Hüsnü Tuna’yı tek başına Disiplin’e göndermek haksızlık değilse nedir?
Egemen Bağış için de aynı uygulama yapılmıyorsa (üstelik Başbakana danışmanlık yapıyor, onun bilgisi dışında konuşması düşünülemez. Üstelik Genel Başkan Yardımcısı, konuşunca sözleri parti görüşü olarak değerlendirilir) buna “herkese eşit muamele” denebilir mi?
Ya hepsine aynı uygulama olmalı veya Hüsnü Tuna vitrin olarak Disiplin Kurulu’na sevk edilmemeli...
Güvence vermek istiyorlarsa yapılacak şey “kesin ve net” olarak sınırı belirtmektir.
Ayrıca... Bu nasıl özgürlük anlayışıdır belli değil... Üniversitede izin verip mesleğini eline almış insanlara “çalışamazsın” diyerek yasak koymak veya “lisede aç, üniversitede örtün” derken üniversite için “biz özgürlükçüyüz, kılık kıyafete karışılamaz” demek nasıl bir tutarlılıktır?
Sonuçta siz de yasağı gerekli görüyorsunuz işte!
(Not: Açıklayayım da bilmeyenler yine kaleme sarılmasın; “günah keçisi”nin günahla, dinle ilgisi yoktur. Göstermelik olarak benzerleri arasından seçilen kişiler için kullanıla gelen bir deyimdir.)
Zafer Üskül
Her Açıdan’da!
AKP ile MHP’nin Anayasa’da yaptıkları türbanla ilgili değişiklikler nedeniyle ortaya çıkan siyasi ve toplumsal gerginlik sürüyor.
Bu arada Boğaz Köprüsü, sokak ve alışveriş merkezi gibi topluma açık alanlarda namaz görüntüleri, bacağına kezzap atılan liseli kızlara ait haberler ve yapılan yüksek tansiyonlu konuşmalar da bu gerginliği giderek arttırmakta...
Gözle görülür hale gelen ve şimdiden üniversiteli gençlerin şiddete varan tepkilerini içeren bu gerginlik nasıl durdurulacak? Bu ortam yakın gelecekte üniversitelere nasıl yansır? Bir mahalle baskısı artarak su yüzüne çıkarsa bunu önlemenin, yatıştırmanın yöntemi ne olur?
Anayasa’da yapılan değişiklik “türban” dışındaki dinsel ve siyasi sembol/kıyafetleri önlemeye yeterli mi?
Üniversiteden sonra aynı özgürlüğün lise ve devlet dairelerine sağlanmamasının nasıl bir açıklaması olacak?
Türkiye’ye paralel olarak Batı’da ve İslâm ülkelerinde görülen gelişmeler nasıl yorumlanabilir?
Avrupa’da Müslüman azınlıklara tepkiler neden artıyor?
Bu hafta Her Açıdan’da bu sorulara ve hepimizin kafasındaki birçok soruya cevap arayacağımız programın konukları: TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, AKP Mersin Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül, Marmara ve Yeditepe Üniversiteleri Anayasa Hukuku öğretim üyesi Doç. Dr. Sultan Uzeltürk, karşılaştırmalı dinler uzmanı, uluslararası araştırmacı yazar Aytunç Altındal ve bu haftanın sanatçı ismi; ünlü baletimiz Tan Sağtürk olacaklar.
Yine heyecanlı, dinamik ve kesinlikle bilgilendirici bir Her Açıdan olacak, hepinizi bekliyorum.

