14 Mart Pazar günü Her Açıdan’da haftalardır Ergenekon soruşturması sürecindeki gelişmelerle ilgili olarak sorduğumuz soruları tekrarlamış; 2003’te Genelkurmay Başkanı olan Hilmi Özkök, eski Kara Kuvvetleri Komutanı olan Aytaç Yalman, Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve bugünkü Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un birlikte konuşarak olayları açığa çıkarması gerektiğini bir kez daha vurgulamıştım. Bunu yapmamın nedeni kısa bir süre önce programa davet etmek üzere aradığım Aytaç Yalman’ın telefonda; “Bu konuları biz dördümüz biliriz. Konuşması gereken kişiler de biziz, bizden başka da kimse açıklama yapmaya yetkili değildir” demesiydi.
Ayrıca, bütün içtenliğimle, bu kadar çok sayıda TSK mensubunun gözaltına alındığı, tutuklandığı bir “darbe plânı iddiası”nda eğer Askerî Savcılığın da açıkladığı gibi bir gerçeklik ihtimali varsa ve bu ihtimal; “Arınç’a suikast”, “Tokat saldırısında hükümetin gösterdiği şüphe” tavrı, Kamyon olayı, ahçının çıktığı aracın durdurulması gibi olaylarla “bugüne kadar vardırılıyorsa” böyle bir hazırlığın genelkurmay başkanları ve kuvvet komutanlarının tümüyle bilgisi dışında olup olamayacağını kendi kafamda sorguluyordum.
ÇELİŞKİLİ TAVIRLAR
Bana göre; darbe hazırlığı iddiaları kendisine sorulduğunda “Vardır da diyemem, yoktur da diyemem” cevabını veren, sonra “Balyoz semineri emrini ben verdim ama, darbe plânı görmedim” diyen Hilmi Özkök’ün de, 27 Nisan e-muhtırası için “o muhtıra değildi” diyen Büyükanıt’ın da tavrı inandırıcı değildi.
Yalman’ın da yukardaki açıklamadan sonra susup bir daha konuşmamasını anlayamamıştım. İlker Başbuğ’un; Tokat saldırısından sonra hükümetin ve bazı gazetelerin “PKK değil başka örgütler yapmış olmalı” yorumlarına karşılık “TSK’ya yönelik asimetrik bir psikolojik harekat”tan söz ettiği sert cevap, daha sonra bazı gelişmeler üzerine yaptığı aynı sertlikteki çıkışların arkasından “aralarında general ve amirallerin bulunduğu 66 TSK mensubunun gözaltına alınıp 39’unun tutuklanmasına” sessiz kalışı çelişkili görünüyordu.
Üçlü zirveden sonra ise tamamen susmuştu. Bu arada bunca olaydan, toplumda yaratılan gerginlikten, kurumlar arası çatışma görüntülerinden sonra Başbakan’ın “paslaşıyoruz”, “gayet iyi anlaşıyoruz, aramızda hiçbir sorun yok” gibi sözleri de olayları iyice anlaşılması güç hale getiriyor ve açıkçası uzun süredir gerilen sinirlerle öfke yaratıyordu.
Son zamanlarda Her Açıdan’da bu duyguları dile getirmekteydim ve 14 Mart’taki programda da yine tartışma sırasında tekrarladım.
Ertesi gün asistanım Nüket Genelkurmay’dan Tümgeneral Fethi Güler’in aradığını ve Orgeneral İlker Başbuğ’un benimle görüşmek istediğini bildirdiğini söylediğinde “Tamam” dedim, “Başbuğ dayanamadı, bana duyduğu kızgınlığı bildirecek”...
Ve dün hayatımda ilk defa Genelkurmay Karargahı’na giderek Orgeneral İlker Başbuğ’la tanıştım ve görüştüm.
Doğrusu, gencecik bir siyasetçiyken (ve o dönem milletvekili olmadığı halde) 27 Mayıs darbesinde Yassıada’ya hapse gönderilmiş, 12 Eylül’de ise “halkın büyük desteğiyle seçilmiş zirvede bir devlet adamı” iken yine darbe mağduru olmuş bir babanın kızı olarak Genelkurmay Başkanlığı’ndan içeri girerken karmaşık duygularla doluydum.
Ama her şeye rağmen Orgeneral İlker Başbuğ’a haftalardır “yazılarımda ve programımda tekrarlayıp durduğum soruları” sorabileceğim için memnunluk duyuyordum.
HEYECANLI PAZAR
İşte bu Pazar ona sorduğum sorulara verdiği, çoğunu bugüne kadar hiç duymadığınız cevapları VATAN’da okuyabilecek, Her Açıdan’da izleyebileceksiniz. Tabii aynı programda Anayasa’da yapılacağı açıklanan değişiklikleri, sonradan yapılan rötuşların; örneğin yüksek yargı üyelerini Meclis yerine Cumhurbaşkanı’nın seçmesinin bir farkı olup olmadığını, Meclis’in parti kapatma kararı verip veremeyeceğini, bu değişikliğin, tartışmaların Türkiye için neden büyük önem taşıdığını, meselenin Başbakan’ın ısrarla vurguladığı gibi “değişime direnme”den çok farklı olduğunu da öğreneceksiniz. Muhalefet partilerinin “Açılım” ve “Anayasa değişikliği” konularında neden hükümete destek vermediğini de...
Bugüne kadar her seçim için yaptığı tahminleri doğru çıkan 24 yıllık kamuoyu araştırma şirketi SONAR’ın yaptığı ve TV’de ilk kez Her Açıdan’da açıklanacak Mart ayı anketini de duyacaksınız.
Programın konukları; CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Üniv. İdare ve Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülkü Azrak, Kapatma davaları uzmanı Anayasa hukukçusu Yrd. Doç. Dr. Ekrem Ali Akartürk ve SONAR’ın Başkanı Hakan Bayrakçı olacak.
Kaçırılmayacak bir program ve hatırlatayım tekrarı yok... Pazar, öğlen 12.30’da STAR’da. Hepinizi bekleriz.
Bir “darbe mağduru”nun kızı için...
Haberin Devamı

