Şemdinli'deki bombalama olayında polisin olaya karışanları tutuklamasından sonra vatandaşların bu kişilere ait arabayı ablukaya alması önemli ve göz ardı edilmemesi gereken bir tavırdı.
Bunu delillerin karartılmaması için yapıyorlar ve bu davranış artık halkın kimseye güvenmediğinin, olaylar karşısında bire bir müdahil olma isteğinin, haksızlığa ve yanlış yönlendirilmelere izin vermeyeceğinin bariz işaretidir.
Van 100. Yü Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın ile Genel Sekreter Enver Arpalı'nın başına gelenler de toplumda benzer bir infial yarattı. Her kesimden, özellikle üniversite öğrencilerinden gelen tepkilerde "Arpalı'nın ölümü'nün basit bir intihar vakası olarak geçiştirilmemesi, olayın siyasi ve hukuki sorumlularının adalete hesap vermesinin sağlanması" isteği var.
Yine tek bir mailden satırlar alabileceğim ancak... Bir istanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi 3. sınıf öğrencisinden geliyor, ismini "güvenliği nedeniyle" vermiyorum;
"Bu olaylar vicdanımı zedeledi. Üzüldüm, öfkelendim, utandım. Kendimi aciz ve çaresiz hissettim^..) Sorumlulan adalete havale etmek isterdim ama şu ortamda pek yararlı olacağına inanmıyorum! Onları Allah'a havale ediyorum. Ve diyorum ki: artık sesimizi yükseltmenin zamanı geldi de geçiyor. Bir dakika karanlık eylemi iyi bir başlangıç olmaz mı?"
Bu çareyi kısa süre önce ben de yazmıştım. Sivil Toplum Kuruluşları öncülüğünde yeniden "Aydınlık için bir dakika karanlık" eylemi birçok okurumuz tarafından önerilmeye başlandı.
Türkiye gibi, tecavüzcülerin, kadınları bayıltarak gizli kamerayla çektikleri çıplak görüntülerini İnternet'e, basına verenlerin, katillerin, banka soyguncularının, bakanlıklarda her türlü yolsuzluğa karışanların; "suçu kanıtlanmadığı, "tahrik" unsuru bulunduğu, yeterli delil olmadığı, "iyi hali" görüldüğü" gibi nedenlerle salıverildiği, en iyi ihtimalle "tutuksuz yargılandığı" bir ülkede, üniversite rektörünün, genel sekreterinin "yolsuzluk suçlamasıyla" eline kelepçe takılıp anında hapse atılması, intiharına ve kalp krizi geçirip hastaneye kaldırılmasına neden olunması insanlan "artık susmayalım" noktasına getirdi.
Saklanarak...
Tabii yukardaki listeye ülkeyi yönetenlerin kendi yolsuzluk dosyalarını "dokunulmazlık zırhının arkasına saklanarak dokunulmaz yapmasını" da ekleyebilirsiniz... Onlara (yargıyı "güvenilmez" bulduktan için) dokunulmaz ama rektörlere dokunulabilir, suçları iddia halindeyken bile kelepçe takılabilir. Onurlan türlü şekilde ayaklar altına alınabilir.
Başbakan ve milletvekilleri yargıya güvenmez, dokunulmazlıkları kaldırmaz, kendilerini Türk adaletine emanet etmezken millet "Rektör Yücel Aşkın olayı"nda aynı adalete nasıl güvenecek?
Şemdinli olayında nasıl güvenecek?.. Kaçmasınlar, açıklasınlar bize, herkes bu soruların cevabını bekliyor!
Yapamazsınız beyler!
Her benzer olayda yazdık bunları ve o zaman için durduruldu ama sonra, aradan zaman geçince aynı hatalar (daha doğrusu suçlar) tekrarlanıyor.
Efendim birisi çıkmış Tarkan'ın özel yaşamı olduğunu ima ederek, bilgileri el altından basına sızdırarak bir kitap yazıyor. Basın bunu günlerce Tarkan'ın fotoğraflarıyla (aynen Gamze özçelik olayında olduğu gibi) veriyor. Bulunmaz bir reklâm tabii o kitap için, kimbilir ne çok satacak.
Ama satamaz, satmamalı. Ünlü insanların, hele de ülkenin gururu olmuş, yaşamını güzel bir şeyler üretmek için harcamış, bunlar uğruna yıllarını, emeğini, yeteneğini seferber etmiş insanlara bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı olmamalı.
Avrupa ve Türkiye kanunlarına göre de "yok" zaten... Basın ve yayın özgürlüğü "insanların kişilik haklarına, özel yaşam alanlarına ve sırlarına" tecavüz noktasına gelindiği anda bitiyor.
Bu konu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de, Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'nda da açık şekilde yer alıyor.
"Kişinin özel yaşamının yayın konusu yapılması kişilik haklarına tecavüzdür. Bu kişinin topluma mal olmuş bir isim olması da onların sır alanını yayın konusu yapma hakkını kimseye vermez" şeklinde...
Ben kısaltarak aldım.
Madem ki bu kitaptaki ismin Tarkan olduğu söylenmiştir, yazan kişi de bunu röportajlarda açıkça belirtmiştir, Tarkan'ın izni olmadan kitap yayınlanamayacağı gibi gazetelerin ve TV'lerin bu konuda onun özel yaşamını zedeleyici yayın da yapamaması gerekir.
Tarkan, Türkiye'nin bugüne kadar yetiştirdiği en başarılı müzik sanatçılarından biridir. Her şeyden önce biz; basın, toplum, hukuk böyle bir hatayı el birliğiyle önlemek zorundayız.
Tarkan izin vermediği sürece bu kitabın durdurulması lâzım!
Bir dakika karanlık!
Şemdinli'deki bombalama olayında polisin olaya karışanları tutuklamasından sonra vatandaşların bu kişilere ait arabayı ablukaya alması önemli ve göz ardı edilmemesi gereken bir tavırdı
Haberin Devamı

