Birçok ilçe belediyesi iftar çadırı kurarken “Ramazan’da iftar çadırı açmaktan vazgeçtik, 25 milyonluk çek dağıtacağız” diyerek kendi seçtikleri 600 bin aileye milletin kesesinden toplamı 10 milyon dolar tutacak para yardımı yapabiliyor ve 11 araçla yine kendi seçtikleri semtlerde yemek veriyorsa (Kadın Koordinasyon Merkezi seçiyormuş, ilçe belediyeleri de yine kendi seçtikleri 220 bin aileye 60 YTL değerinde erzak paketi dağıtacakmış. Burada itirazım her ihtiyaç sahibinin yararlanacağı çadırlar yerine belli ailelerin seçilmesinedir)...
Ve tabii asıl olay; 105 milyon dolarlık tünel inşaatını alelacele bir firmaya (aslında iki ortak firma) ihalesiz olarak verip, bu ortaya çıkınca “Bir daha yapmam” diyebiliyorsa ben böyle Başkan’ı nasıl takdir eder, nasıl güvenebilirim?
TOPBAŞ’A ÇAĞRI!
Söylediğine bakın:
“Ulaşım sorununu çok acil çözmek istediğimiz için güvendiğimiz firmaları (neden onlara daha çok güveniyorsunuz, diğerlerinin hepsini denediniz mi?) çağırıp ihaleyi verdik. Çıkar ilişkisi, menfaat sağlama yok. Bu tamamen siyasetçi acelesi... Usülsüzlük olarak kabul ediliyorsa bundan sonra ihaleler açık olacak.”
“Siyasetçi” deyince... Kendisi AKP’li ve işin içine siyaset karışmış olduğunu da söylüyor ve aynı anda “çıkar ilişkisi yok” diyor.
Vatandaş buna neden inanmak zorunda?
Ayrıca, eğer ortaya çıkmasaydı acaba ihaleler bundan sonra açık olacak mıydı?
Eğer sadece bu sonuncusu veya diğer olaylardan biri bir Batı ülkesinde gerçekleşse kıyamet kopar ve o belediye başkanı koltuğunda kalamazdı. Bizde madem ki durum bu değildir o zaman Kadir Topbaş’tan bir isteğim var;
Parasızlık nedeniyle okuyamayan üniversite öğrencilerinden bize sık sık mektup geliyor. İstanbul Belediyesi bu kadar zengin olduğuna göre üniversite kazandığı halde ikmânsızlıktan okuyamayan ve “imdat” çığlıkları atan bu öğrencilere burs versin. Örneğin üniversite kazanan gençler isimlerini, maddi durumlarını belediyeye bildirsin, eğitimleri sağlansın. Ama o işe de siyaset ve torpil elbette karışmamalı. Bana sadece geçen hafta biri Yozgat’ta Tıp Fakültesini kazanan, diğeri Eskişehir’de Güzel Sanatlar ikinci sınıfta okuyan iki öğrenciden yardım isteği geldi.
Haydi, hemen vereceğim adreslerini ve okullarını, bekliyorum.
10 MİLYONUM YOK!
“İstanbul’da doğmuş büyümüş, üniversite öğrenimini tamamlamış, kendini geliştirmek için didinen ve bu zor şartlarda (işsizlik, parasızlık vs.) yaşamını sürdürmeye çalışan” bir gençten de mektup var...
Cebinde 10 milyonu olmadığı için Topkapı Sarayı’nı, Ayasofya Camii’ni göremediğini, kapısına kadar gidip üzülerek geri döndüğünü söylüyor. İç acıtan bir dram...
Parası bu kadar bol olan belediye acaba bu gibi yerleri Türk gençlerinin çok az bir giriş ücretiyle veya parasız gezmesini neden sağlamıyor?
“Milyonlarca” okur mektubu!
Pazartesi günü, bir süredir devam eden “ayetler” konusundaki yazılarımın sonuncusu olan “Ziynet ne, açıklayın” başlıklı yazım ’Bu sorunun cevabını bekleyen milyonlarca kişi adına’Diyanet’i açıklamaya davet ederek bitmişti.
Üç gün içinde ‘Kur’an’da başörtüsü, saçları gizlemekle ilgili emir nerede’ diye sorduğum yazılarıma milyonlarca kişiyi temsil edecek kadar (bir yazara bu süre içinde gelmesi beklenenden kat kat fazla sayıda) tepki geldi. Yüzde 90’ı olumlu tepkiler ki aralarında Kur’an’ı bir kaç kez okumuş, 60-70 yaşındaki okurlardan gelenlerin sayısı az değil.
“Kur’an neden Müslüman çocuklara okullarda din derslerinde okutulmuyor da sadece özel kurslarda öğrenilebiliyor” diyenler de az değil.
Aralarında gerçekten çok güzel, bilgilendirici olanlar bulunan bu mektupları keşke sizinle paylaşmak mümkün olsaydı. Olamadığı için, yazan okurlarımın hepsine tek tek teşekkür ediyorum...
Türban takmayan kadınlardan gelen mektuplar “Biz namaz kılıyor, hatim indiriyor, zekat veriyor, oruç tutuyoruz. Başımız açık diye nasıl bir Müslüman’ız şimdi? Yoksa bu ahkâm kesenlere göre bütün bu vecibeleri boşuna mı yapıyoruz?” diye soruyor.
Bir ilahiyatçının yazdığı Kur’an tefsirinde Nur Suresi 31. ayetin açıklamasında “Sure başından beri hep namusa ilişkin hükümler getirmektedir. Burada da müminlere iffetlerinin temiz kalması için nasıl hareket etmeleri gerektiği anlatılmıştır” yazdığını söyleyen bir okurumuz “sizi bilmem ama benim için bu açıklama; ‘Başı açık gezenler namussuzdur, iffetleri kirlidir’ anlamını içerir. Bu çok ağır bir hakarettir” diyor. (Devam edeceğiz.)

