Bir adamla bir kadın...

Din konusu hassas bir konu...

Haberin Devamı

Din konusu hassas bir konu. Ve hassaslığı malûm olduğu içindir ki onu istismar edenlere, siyasi rant sağlamak amacıyla kullananlara karşı çıkmak kolay olmuyor.

"Bu söylediğiniz yanlış", "Bu yaptığınız yanlış, amacınız uğruna toplumu din üzerinden bölemezsiniz" dediğinizde hemen birilerinden itirazlar geliyor:

"Dindarlardan ne istiyorsunuz, yoksa siz dinsiz misiniz?"

O zaman da verilecek tek cevap kalıyor: "Size ne, siz Allah mısınız?"

Tabii aynı hassasiyet; kendini "din elçisi" zannederek ve etrafındakileri de usta taktiklerle buna inandırarak sürekli dinden, inançtan söz edenleri ağzınıza aldığınızda da görülüyor.

Dün bir üniversite öğrencisi "Yazılanlardan hoşlanmayanlar VATAN gazetesi için 'O zaten solcu gazete, solcularda Allah korkusu yok' diyorlar. Gençlerin de beyni yıkanıyor" sözlerinin yer aldığı bir mail göndermişti.

Hâle bakar mısınız? Farklı görüşleri yok etme çabasına bakar mısınız?

Bir kere bu ülkede kimin "neci" olduğu hiç belli değil. Belli olsaydı yapılan anket sonuçlan bu kadar şaşırtıcı çıkmazdı.

İkincisi, diyelim ki haklılar ve hepimiz solcuyuz; insanların yüreğindeki duygulan Allah'ın kendisinden başka kimse bilemeyeceğine göre solcuda Allah korkusu olmadığını kim, ne hakla söyleyebilir?

Uzun lafın kısası bir din kargaşasıdır sürüp gidiyor. Şimdi üstüne bir de "cumhurbaşkanlığı seçimi" konusu çıkardılar; "ben olacağım, sen olacaksın, o olacak" diye, öte yanda ekonomi sapır sapır dökülüyormuş, zamlar ardı ardına geliyormuş, paramız pul olmuş kimsenin (ve hele Hükümetin) umurunda değil. Varsa yoksa kişisel veya partisel çıkarlar!

Ben aslında bugün Süleyman Ateş'in 27 Haziran Salı günkü yazısından söz etmek istiyorum, gelecek tepkileri düşünerek yukarıdakileri önceden yazdım. Ateş "Günah olan düşünce kirliliğidir" başlıklı yazısında;

"Bir erkeğin, kendisine nikah düşen bir kadınla veya kızla yalnız bulunması, eğer içinde şehvet düşüncesi, cinsellik duygusu uyandırırsa günahtır, yasaktır (...) Peygamberimiz 'Bir adam, bir kadınla yalnız bulunmasın, aksi takdirde üçüncü kişi şeytan olur' buyurmuşlar, üçüncü bir kişinin bulunmasını öğütlemişlerdir. Kişinin kalbine, düşüncesine dikkat etmesi gerekir. Asıl günah olan düşünce kirliliğidir" diyordu.

Hadiseleri kim seçecek?
Bu yazıyı anlamadığını ve böyle bir hadis olabileceğine de inanmadığını bildiren okur mektuplarkı geldi. Ben de Süleyman Ateş'e 'Hadislerin çoğunun bugüne hatalı şekilde aktarıldığı, Peygamber'in söylemediği çok sayıda sözün ilâve edildiği Diyanet İşleri ve birçok din bilgini tarafından söylendiğine göre bunun doğruluğuna nasıl inanıyorsunuz? inanmak için hangi kanıdan arıyorsunuz?' diye sordum.

"Hadis'in kaynağı sağlam... Önemli olan aktaran şahıslar arasında kopukluk olmaması" cevabını verdi.

'Peki Kur'an'da buna benzer bir ayet var mı?' soruma ise "Yok ama 'kadın da, erkek de namuslarını korusunlar, gözlerini sakınsınlar' diyen ayet var" dedi.

Sayın Ateş haklı böyle bir ayet var ama o ayet kadınla erkeğin yanyana bulunmaması gerektiğini söylemiyor. O zaman Hz. Peygamber kendi namusunu koruyabilen, onurlu, akıllı, yetişkin insanların birarada bulunmasının günah olduğunu, üçüncü kişinin şeytan olacağını neden söylesin?

Ve kadınla erkeğin hemen her yerde aynı ortamlarda bulunduğu, birlikte çalıştığı bir dünyada bunu nasıl uygulayabilirsiniz?

Harem selâmlık yaparak, İran'daki gibi stadyumlara bile kadınları sokmayarak, her köşeye din polisleri koyarak mı?

Önce "okusunlar" deyip, sonra sınıflarını, araçlarını, asansörlerini, restoranlarını ayırarak mı? Daha sonra da kadına çalışmayı yasaklayarak mı?

Ayrıca, her erkeğin kafasının içini görmek mümkün olmadığına göre kadına çarşaf bile giydirseniz sağlıklı çalışmayan kafalarda, uzaktan gördüğünde de şehvet duygulan uyanmayacağını nereden bilebilirsiniz? Göz zinasına dahi inananlar olduğuna göre sının nasıl koyacaksınız?

Kendisine nikah düşen (yabancı) kadına kötü gözle bakmamak, içini temiz tutmak tümüyle erkeğe ait bir sorundur. Hz. Muhammed gibi akıllı bir insanın da; erkeğin sorununa "kadını saklayarak" çare arayacağına inanmak çok güçtür. Yanlış hadislerin ciddi şekilde ayıklanması gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR