Dün dostlarıma küçük yılbaşı armağanları seçerken Nispetiye Caddesi üzerinde yeni açılan Kervan mağazasından kendime de bir hediye aldım.
Bir elinde terazi, bir elinde kılıç, gözleri kapalı bronz bir kadın heykelciği. Adaleti temsil ediyor. Onu salonuma koydum, her an görebileceğim bir yere... TV ekranının yanına.
Böylece yaşamımda ve işimde adil olmayı, hata yapmamayı daha da kolay aklımda tutabileceğim. İlerde bu heykeli çocuklarımın muhafaza etmesini isterim ki onlar da adaletin önemini hiç unutmasınlar.
İmkânım olsa aynı heykeli o kadar çok kişiye yılbaşı hediyesi olarak göndermek isterdim ki...
Başkaları hakkında karar verirken -hele karar mercilerinde bulunuyor ve koca bir toplumun geleceğini avuçlarında tutuyorlarsa- iyi düşünmeleri ve terazinin iki küfesini dengede tutmaları gerektiğini unutmamaları için.
Dün sayfamdaki ilân nedeniyle devam edemediğim, sivil toplum kuruluşlarının "tecavüz mağdurlarının tecavüzcüyle evlenerek onun cezasını ortadan kaldırmalarını" isteyen Prof. Doğan Soyaslan'ı istifaya çağırdıkları açıklamanın finalini aşağıda okuyacaksınız.
"Sayın Ruhat Mengi bu mesaj tüm bakanlar, Başbakan, tüm milletvekilleri, tüm medya ve köşe yazarları ile bütün sivil toplum kuruluşlarına gönderilmiştir.
Ayrıca hükümet tarafından sadece kendilerinin STK kabul edildiği iş çevrelerinin kurduğu örgütlere de bu durumu destekleyip desteklemediklerini soran bir metin gönderilmiş ve cevap beklenmektedir. Barolar Birliği 'nin de katılacağı bir seri toplantı ile konu gündemde tutulmaya çalışılacaktır. Mücadelenizde başarılar diler ve her zaman yanınızda yer aldığımızı belirtiriz."
Hangi insan hakkı?
Türkiye yol geçen hanı gibi, sınırlardan isteyen giriyor, durdurun bu başıboşluğu diyoruz ama bu konu hükümete yeterince önemli gelmiyor galiba. Azılı teröristlerin elini kolunu sallayarak girip çıktığı memleketimizi çevre ülkelerinin hayat kadınları da "en uygun pazar" olarak kullanıyorlar.
Öyle ya; ver 200 doları gir. Milyonlarca erkek hazır, ceza meza, kontrol montrol de hak getire... Daha iyisi can sağlığı.
HIV virüsü taşıyan ve Emniyet tarafından 1335 erkekle ilişki kurduğu açıklanan Ukraynalı kadın konusunda bazı hukukçular 'Teşhir insan hakları ihlalidir, kadın sadece tedaviye alınmalıydı" demişler.
Bu "insan hakkı" konusunu iyice abartmaya başladık. Ecevitler'in af çıkaracakları zaman azılı katil ve diğer suçlular için "Artık ayıp olur, onlar kader kurbanı" demeleri gibi bir şey bu.
Ukraynalı kadın kimseye söylemeden binlerce kişiyle beraber olacak, aylarca, yıllarca kimyasal veya biyolojik kitle imha silahı gibi çalışacak, ölümcül hastalık bulaştırdığı erkekler de hastalığı masum eşlerine, partnerlerine bulaştıracak... Belki AIDS'li çocukların dünyaya gelmesine neden olacak.
Onların uğradığı felâket "insan hakkı"na girmiyor da kitle imha silahının ki mi giriyor?
Bu hukukçuların bazılarına "Hukuk"u yeniden okutmak gerekiyor galiba!
Bir adalet heykeli aldım...
Dün dostlarıma küçük yılbaşı armağanları seçerken Nispetiye Caddesi üzerinde yeni açılan Kervan mağazasından kendime de bir hediye aldım
Haberin Devamı

