Bilim adamlarına mahalle baskısı!

Haberin Devamı

Aşağıdaki tekziple ilgili yazıyı yarın yazacağım önce onu söyleyeyim... Sonra da Siyaset Bilimci Prof. Dr. Binnaz Toprak ile bir gazeteci ekibi tarafından yapılan ve birçok ilde “din ve ibadet, farklı mezhepler” konularında artan bir mahalle baskısının ortaya çıktığını gösteren araştırmanın bizzat karşılaştığı mahalle baskısına olan hayretimi... Daha önce Prof. Dr. Şerif Mardin, Tarhan Erdem gibi ünlü sosyolog ve araştırmacıların da çalışmaları nedeniyle karşılaştığı baskının benzeri şimdi bu araştırmaya ve onu gerçekleştiren Binnaz Toprak’a yapılıyor.

Bu hafta Her Açıdan’da bu konuyu ve araştırmayı yapanları bile şaşırtan “Türkiye’de siyaset, kadrolaşma ve cemaat bağlantılı din baskılarını” tartışacağız.

Siyaset bilimci Prof. Dr. Binnaz Toprak, sosyolog Prof. Dr. Bahattin Akşit, gazeteci yazar Gülay Göktürk ve din bilimci Prof. Dr. Osman Zümrüt’ün katılacağı Her Açıdan 28 Aralık Pazar, öğlen 12.30’da STAR’da.

20 yıllık bir hemşirenin, kendisini oturduğu semtten kaçırtan mahalle baskısı serüvenini de onun ağzından dinleyeceğiniz heyecanlı tartışmaya hepinizi bekliyorum.

Çözüme bugün katılmazsak çok geç olacak unutmayın!



***




TEKZİP METNİ

Vatan Gazetesi’nin 06.09.2008 tarihli sayısının 4. sayfasındaki, gazetenin yazarlarından Ruhat Mengi’ye ait, “Artık Avrupa adaletine muhtacız!” başlıklı köşe yazısında, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in bir soru üzerine; müvekkilim “Deniz Feneri Derneği’nin İçişleri Bakanlığınca denetlendiğine dair basın açıklaması”nı, Adalet Bakanının “soygun yapmış bir kuruluşu” koruduğu şeklinde yorumlamıştır.

Yazının devamında Sayın Mengi, “Türkiye’nin Adalet Bakanı’nın denetlendiği dediği şirketin, denetlenmediğini ve o süre içinde soygun yaptığını Almanya Mahkemesinin ortaya çıkarmasından daha acı ve onur kırıcı bir durum olabilir mi?” şeklinde yine dolaylı olarak müvekkilim derneği kasteden suçlayıcı, iftira nitelikli ifadelere yer vermiştir. Öncelikle belirtmek isteriz ki, müvekkilim dernek ile Almanya’da hakkında dava açılan Deniz Feneri e.V. isimli dernek farklı kuruluşlardır. Almanya’daki dernek Alman yasaları ve Alman Mahkemelerinin koruma ve gözetimi altındadır. Müvekkilim Deniz Feneri Derneği ise Türkiye Dernekler Yasasına göre kurulmuş, Türk Hukuku ve Türk Mahkemelerinin koruma ve gözetimi altında faaliyetlerini sürdürmektedir. Hukukta, herkes (kişi/kuruluş), kendi fiil ve eylemlerinden bizzat kendisi sorumludur. Almanya’daki kuruluş hakkında açılan davanın hukuki sonuçlarının müvekkilim derneğe yükletilmesi hukukun temel prensiplerine aykırı olduğu gibi bu durum aynı zamanda insan haklarına ve ahlaka da aykırıdır.

Adalet Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin, Türkiye Deniz Feneri Derneği’nin denetlenip denetlenmediği sorularına karşılık olarak, basına yaptığı açıklamada müvekkilim Türkiye Deniz Feneri Derneğinin İçişleri Bakanlığınca rutin olarak denetlendiğini, yapılan denetimler sonucunda herhangi bir hukuka aykırılığın tespit edilmediğini ifade etmiştir.

Sayın Mengi yazısında yaptığı yorumda, Adalet Bakanı soygun yapmış bir kuruluşu korudu, demek suretiyle, doğrudan müvekkilim Deniz Feneri Derneği’ni yolsuzlukla suçlamıştır. Bu suçlamanın, devletin yetkili organlarının denetimlerine rağmen yapılmış olması sayın yazarın haksız ve kötü niyetli olarak yazıyı kaleme aldığının açık göstergesidir. Sayın Mengi bu yazısında açıkça, çamur at izi kalır mantığıyla hareket etmiştir.

Sayın Mengi yazının devamında, müvekkilim derneğin din ve duygu sömürüsüyle, iktidarın himayesiyle aşırı zenginleştiğinden söz etmiştir. Bu iddialar asılsız iftiralardır. Zira Deniz Feneri Derneği kurulduğu 1998 yılından bu yana değişik hükümetler döneminde başarılı faaliyetler yapmış, 17 kez kamu denetiminden geçmiş, yoksulluk kriteri dışında insanlar arasından hiç bir ayırım yapmamıştır. Halktan aldığı bağışları, sadece yoksulluk kriterini gözeterek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmıştır. Sayın yazarın yazısında bahsettiği derneğinin aşırı zenginleşmesinden, faaliyet zenginliğini kastettiğini düşünüyoruz. Müvekkilim dernek bakımından zenginliğin bundan başka bir anlamı asla söz konusu olamaz.

Basın meslek ilkelerini hiçe sayarak ve gerçekleri maniple ederek Deniz Feneri Derneği hakkında yürütülen bu linç kampanyası kamuoyunda mutlaka karşılık bulacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 08.10.2008

DENİZ FENERİ DERNEĞİ

VEKİLİ: AV. TURGUT AKTAŞ

DİĞER YENİ YAZILAR