Bilgisiz politika ancak bu kadar olur!

Dünkü "Ne demişler?" köşemde Theodore Roosevelt'in şu sözü yer alıyordu: "Akıllı olduğunuzu iddia edebilmek için onu doğru zamanda kullanmayı bilmeniz gerekir." Ne kadar zamanlaması doğru gelmiş değil mi?

Haberin Devamı

Dünkü "Ne demişler?" köşemde Theodore Roosevelt'in şu sözü yer alıyordu:

"Akıllı olduğunuzu iddia edebilmek için onu doğru zamanda kullanmayı bilmeniz gerekir." Ne kadar zamanlaması doğru gelmiş değil mi?

Son iki gün içinde, yani Amerika'nın Birleşmiş Milletler ve Türkiye onaylamasa da, katılmasa da savaşı başlatacağını duyurmasından sonra anladık ki siyasetle hamaset aynı kapıya çıkmıyor. Yine anladık ki "ülkeyi biraz da bunlar yönetsinler canım" anlayışıyla yönetim seçmek, deneyimi olmayan siyasi kadrolan iş başına getirmek gelecek üzerinde kumar oynamaktan farksız oluyor. Popülizmle, sloganlarla parti lideri olunabiliyor da toplum lideri olunamıyor.

Türkiye'de şu andaki iktidar gibi deneyimsiz yöneticiler başa geldiklerinde siyaseti basına, ağırlıklı olarak da köşe yazarlarının görüşlerine göre yönetmeye kalkıyorlar. Sık sık görüyorsunuz, sabah gazetede okuduğunuz sözleri aynı gün Başbakan veya bir bakan dile getiriyor. Bunu yaparken, köşe yazarının yorumları tutmadığı takdirde ertesi gün tamamen başka bir telden çalma imkânı olabildiğini, kendisinin ise 70 milyonluk koca bir ülkeyi yönettiğini ve her sözünün ülkeyi bağladığını düşünmüyor bu adamlar.

İşte şimdi, dünkü gazetelerde gördük ki baştan beri "Bu savaş biz istemesek de gerçekleşecek. Savaşa karşı olmakla ülkenin geleceğini, dış politikasını yönlendirmek, dünyadaki en büyük güç ve Türkiye'nin de en önemli müttefiki ile karşı karşıya gelme kararı vermek farklı şeylerdir. Savaş olacaksa, her türlü çıkarı için Türkiye aktif olarak katılmasa bile destek vermeli" diyenlere (ben de aynen bu sözleri defalarca yazanlardanım) işi hakarete vardıracak kadar karşı çıkanlar yazacak söz bulamadılar.

Hükümet de dımdızlak ortada kalıverdi. Oysa yukarıdaki görüşü paylaşanların mutlaka Türkiye ve dünya siyaseti hakkında daha etraflı bilgileri vardı. Bush'un, babadan kalma bir öfke, hırs ve yarım bırakılmış bir misyonu tamamlama isteğiyle bu işe başladığını ve vazgeçmeyeceğini biliyor, Türkiye'nin "destek vermemesi" durumunda olabilecekleri de daha iyi hesaplayabiliyorlardı.

Konu "Yardım yapmayacaklarsa yapmasınlar. Biz de kendi yağımızla kavruluruz" dan ibaret değildi. Olsaydı bile Türkiye'nin bu kafayla selâmete çıkması mümkün değildi. Bütün bunları baştan görebilmek için masa başında oturup ahkâm kesmek yeterli olmuyor. Yıllar boyu iç ve dış siyaseti dakika dakika, yabancı yayınlar dahil tüm boyutlarıyla izlemiş, özümsemiş olmak gerekiyor.

Türk politikacıları basından öğreneceklerse hiç değilse önce doğru yazarları seçmeyi öğrenmeliler.

Bugüne kadar iç siyasetle ilgili birçok konuda, bütün itirazlara rağmen grup kararı alan partiler ülke için böylesine hayati bir konuda demokrasi havarisi kesiliverdiler. Aslında muhalefet partisi CHP bile karşı çıkarak, AKP gibi ülke çıkarı yerine siyasi çıkarlarını düşünerek tarihi bir hata yaptı. Doğru karar hep birlikte ve zamanında verilmeli ve sıra çoktan "Halkı tehlikelerden korumak için alınacak önlemlere" gelmiş olmalıydı.

Türkiye için durum Fransa ve Almanya'da olduğu gibi "ekonomik ilişkiler" veya "terör korkusu" ile sınırlı değildi. Ülke bütünlüğü açısından da ciddi bir potansiyel sorun burnumuzun dibindeydi.

Biz ne yaptık? Dün bir de uyarıya filân gerek görmeden hava sahamızı kapatıverdik. Onlar da kapıları kapattılar.

Şimdi lütfen başa dönün ve Theodore Roosevelt'in sözünü bir kez daha okuyun: "Akıllı olduğunuzu iddia edebilmek için..."

Artık bol vaktimiz var, bir kaç erken seçim ve hükümet değişikliği daha mı yapsak ne? Beylerin canı sıkılmasın sakın!

DİĞER YENİ YAZILAR