Onu İsviçre'de 7 yıl önce geçirdiği tren kazasıyla tanıdık. İri mavi gözleri, anlamlı yüzüyle çok güzel bir genç kadındı. Bu kazada sol kolunu ve sol bacağını yitirmiş, aylarca hastanede yatmış ama müthiş bir irade gücüyle ayağa kalkarak yaşamına bıraktığı yerden devam etmişti. Duymuşsunuzdur, Şafak Pavey birkaç gün önce Beyoğlu'nda yanındaki İsveçli gazeteci arkadaşlarının önünde saldırıya uğradı. Zahmetsiz paranın tadını alarak ortalığı sürüler halinde istila eden korsan otoparkçıların teröründen nasibini alması son derece kolay oldu Pavey'in... Parkçılardan birinin kullandığı arabayla bir kadın gazetecinin ayağını ezmesine gösterdiği tepki yetti de arttı bile. Aşağılık saldırganlar karşılarındakinin ufak tefek bir kadın olmasına aldırmadan üzerine saldırdılar, öyle şiddetle hırpaladılar ki onu, dudağının patlaması, yüzüne gözüne aldığı darbeler yetmedi, yediği tekmelerle kol ve bacak protezleri yerinden fırladı.
Bana göre bu çok acı ve utanç verici olayın daha da üzücü yanı (daha üzücü ne olabilir demeyin) bundan sonra başlıyor. O, sözüm ona "haksızlığa dayanamayan, yardıma koşan" Türk halkının öylece durup bu vahşeti izlediğini duyuyoruz. Sokak dolu ama kimse bir kadına yapılan böylesi bir saldırıya müdahale etmiyor. Polise gidiyorlar, Emniyet amiri "Derhal elimizden geleni yapıp suçluları bulacağız" demesi gerekirken "O saatte orada ne işiniz vardı" diye soruyor. Bu soru Türkiye karakollarında kadın mağdurların karşılaştığı genel tavırdır ve komisere verilecek cevap da "Asıl bu kafada bir adamın burada ne işi var" olmalıdır. Aynı anlayış aile içi şiddetle karşılaşan kadınlar şikayet için karakola gittiklerinde de karşılarına çıkıyor. Görev sorumluluğundan uzak polisler tarafından "Kimbilir ne yaptın da kocandan dayak yedin" gibi ikinci bir saldırıyla karşılaşıyorlar. Devlet Bakanı Güldal Akşit benim daha önce "Kadın Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü" ile ilgili bazı sorularıma gönderdiği yazılı açıklamada "yeni yasama döneminde bu tasarıları öncelikli olarak gündeme getireceğiz" derken kadına yönelik şiddetin önlenmesine de değinmişti. Cümle aynen şöyleydi: "Kadının insan hakları konusu çalışmalarımızın temelini oluşturmaktadır. Bu çerçevede ilk ele aldığım konulardan biri de 'kadına yönelik şiddetin önlenmesi' konusudur."
Madem ki durum böyledir, neden bu kadar akıl almaz bir saldırı sonrası Bakan'ın sesi hiç duyulmuyor? Neden ortaya çıkıp buna izin verilemeyeceğini, suçluların bulunması konusuyla bizzat ilgileneceğini, emniyet amirinin sözünü de araştırıp, karakollarda bu anlayışın değişmesi için çalışacağını söylemiyor? Türkiye'de kadın her türlü şiddetin içinde, önlenmesi için çalışma yapılacaksa başladığını görmek istiyoruz. Hemen... Bu olaydan! Şafak Pavey'e de geçmiş olsun diyorum. Olaydan dolayı arkadaşlarına karşı duyduğu utanç hepimize ait.
Beyoğlu'nun göbeğinde dayak yiyen kadın
Onu İsviçre'de 7 yıl önce geçirdiği tren kazasıyla tanıdık. İri mavi gözleri, anlamlı yüzüyle çok güzel bir genç kadındı. Bu kazada sol kolunu ve sol bacağını yitirmiş, aylarca hastanede yatmış ama müthiş bir irade gücüyle ayağa kalkarak yaşamına bıraktığı yerden devam etmişti.
Haberin Devamı

