Uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla karşılaştım geçenlerde... Kendisi de, eşi de zarif, kültürlü, çalışkan insanlardır. Aslında ikisinin de sıradışı bir güzelliğe sahip olduğunu düşünürüm.
Sevimlilikten de nasibini almış, esprili, neşeli ve ayrıca doğru beslenmeye de dikkat eden, iş dünyasında önemli yeri olan bir çift... Eşi aynı zerafeti, inceliği korurken erkeğin hiç ummayacağım şekilde kilo almış olduğunu görünce olanca içtenliğimle bunu söyleyiverdim.
Aylar sonra beni gördüğüne sevindiğini belli eden, kahkahalarla dolu sohbetini bir anda kesti ve ciddi bir ifadeyle:
"Beni sevseydin eğer, bunu söylemezdin" dedi. Hiç farketmeden onu üzdüğümü, daha da kötüsü kalbini kırdığımı görünce nasıl tamir edeceğimi bilemedim, cümleleri arka arkaya sıraladım.
Ama o üzülmüştü bir kere... Gecenin ilerleyen dakikalarında yaptığı "kilolarla ilgili" espriler de bunu gösteriyordu.
Daha sonra, sevdiğim bir dostu kırmış olabileceğimi düşünerek bu konuyu sık sık hatırladım.
Peki neler söylenmeli, neler söylenmemeli?
Hangi konular arkadaşlar arasında olsa bile "cıs"tır?
Örneğin; acaba bir yakın arkadaşınızın hayatını ilgilendiren bir sırra şahit olsanız bunu anlatmak mı gerekir, yoksa hiç karışmamak mı?
İstenirse biraz dikkatle ve gayretle verilebilecek olan kilolar hakkında konuşmak ve uyarmak sevdiğini mi gösterir, sevmediğini mi?
Dostlarınız içtenlikle veya refleks sonucu söylediğiniz bu tür bir söze kızarken artık eskisi kadar beğenilmediklerini düşünerek bir özgüven erozyonunu mu haber vermektedirler, yoksa "Ben de biliyorum ama elimden bir şey gelmiyor"un tepkisini mi göstermektedirler?
Bugüne kadar yaşadıklarım bana öncelikle oldukça alıngan bir millet olduğumuzu öğretti. Hemde ne zaman, neye alınacağı asla kestirilemeyen, kendi aile fertlerinin sözlerine bile kolayca kırılıveren bir milletiz. Bununla birlikte galiba genel olarak, insan olarak beklenti de bazı gerçeklerin kelimelere dökülmemesi yönünde...
Artık hiç kimse, "çocuklarınız bile" tenkit veya öğüt dinlemek istemiyor. İyi niyetle söyleyeceğiniz her söz aleyhinize kullanılabiliyor.
Hani suçlular yakalandığında onlara "konuşmama hakkı" hatırlatılır ya, galiba yalnız onlar değil hepimiz bu konuşmama hakkını düşünmek zorundayız.
Ben düşünmeye başladım bile ama acaba toplu olarak aynı şeyi yaptığımızda bu kez de "riya dolu bir dünya"dan şikayet etmeye başlar mıyız, işte onu kestiremiyorum.
Her şeye rağmen şuna eminim ki ben "sevenlerimin" yapacağı tüm tenkitlere hâlâ açığım, kırılmayacağıma da garanti veriyorum.
Kanunsuzluğun bedeli!
Lübnan'daki ölümlere üzülürken kendi ülkemizde sadece trafik kazalarında ve sadece bir hafta içinde yüzlerce ölü ve onun üç beş katı yaralı olduğunu aklımıza getirmiyoruz.
13 yaşındaki Esenyurt'lu kız çocuğunu okula giderken kaçırıp defalarca tecavüz eden, "annene babana söylersen onları da öldürürüz" diyerek korkutan, hamile olduğu anlaşılınca da döverek komaya sokan ve ne hikmetse "komşusu oldukları bilinmesine rağmen" hâlâ yakalanmayan caniler Lübnan'a saldıranlar kadar ilgimizi çekmiyor.
Konya'da 8 aylık hamile Şerife Demir'in inşaat işçisi eşi tarafından bayıltana kadar dövülmesi de öyle.
Bursa'da, Sinop'ta, Trabzon'da ve ülkenin her köşesinde maganda kurşunlarıyla düğünlerde ya da sokakta vurularak ölen, yaralanan gençler, çocuklar da yeterince etkilemiyor bizi... Ardı ardına duyduğumuz namus cinayetleri de...
"Yeterince"... Yani tüm sivil toplum kuruluşlarını, tüm basını ve toplumun her kesimini ayağa kaldıracak, "Bu adaletsizliği, başıboşluğu bitirmek, vatandaşın can güvenliğini sağlamak yönetimlerin bir numaralı görevidir" diyecek kadar etkilemiyor. Sessiz çoğunluk halindeyiz, suskunuz yine, "haberler"i okuyor, dinliyor ve "bize dokunmayan yılan..." misâli yaşantımıza aynen devam ediyoruz.
Oysa yukarda saydığım bütün bu olaylar Kanunların uygulanmaması, suçluların yakalanmaması, yakalansa bile hak ettikleri cezaların verilmemesi nedeniyle sürüp gidiyor.
Bazıları adalarda, modalarda keyif çatarken gençler, çocuklar, kadınlar, masumlar ölüyor.
Hukuksuz bir ülkenin vatandaşı olmaktan duyduğumuz üzüntülere hergün bir yenisini ekleyerek...
Kanunsuzluğun ve suskunluğun bedelini hep birlikte ve hergün ödüyoruz!
Beni sevseydin eğer...
Uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla karşılaştım geçenlerde... Kendisi de, eşi de zarif, kültürlü, çalışkan insanlardır. Aslında ikisinin de sıradışı bir güzelliğe sahip olduğunu düşünürüm
Haberin Devamı

