Şarkısı bile vardı “Beni kategorize etme” diye... Ben de köşeci arkadaşlarıma (ki meslektaşlarım olarak hepsini arkadaş görürüm, olmasalar bile) bu şarkıyı söyleyeceğim: ‘Beni kategorize etme, etmee...’
Perşembe akşamı İngiltere’den Türkiye’ye döndüm ve gördüm ki -gazeteleri gördüm, TV’leri duydum- futbol takımına çevrilen basının “erkek takımlarının” çoğunda tek kadın futbolcu olarak yer almışım.
Bazıları bu gerginlik içinde belki işin ciddiyetini hafifleten bir nefes, bir espri gibi güldürüyor da... Özellikle Mehmet Tezkan’ın beni 1. Cumhuriyetçiler takımının ilk 11’inde geri dörtlünün ortasına “rakibi yoracak, adım attırmayacak, yerinde müdahale edecek bir isim” olarak düşünmesi çok hoştu doğrusu... Ama genelde yazarları bir kalıba, etikete döken listeler yapılmasını, hele de kendimin keyfe göre kategorize edilmesini hiç de doğru bulmuyorum.
Bunun önemli bir nedeni benim kendimi belli bir kalıbın, grubun içinde görmeyişimdir. Evet cumhuriyetçiyim, Atatürk’ün de dünyaya çok nadir gelecek bir deha ve bir kahraman olduğuna, Türkiye’de ortaya çıkmasının büyük şansımız olduğuna, bu ülkeye asla yadsınamaz, unutulmaz iyilikler yaptığına inanıyorum.
Cumhuriyetin, kurulduğu çağda Avrupa ülkelerinin bile önünde bir rejim getirdiğini, değişen zamanla birlikte yenilenmeyi başardığını, çağdaş gelişmeye uyum sağladığını, ekonomisinden düşünce yapısına liberalleştiğini düşünüyorum. Yani bence “ikincisi” gerekli değil.
Ama bu liberal gelişmeden payını alan kuşağa ait olduğuma göre tutucu hiçbir kalıbın, ideolojinin filân içine girmeye de niyetim yok.
Bu nedenle “futbol oynamak” istemiyorum (ayrıca bize futbolcular gibi kucakla transfer ücreti de vermiyorlar!) Erkeklerden oluşan takımlarınızdaki tek kadın (bazen iki) olmak keyifli gelse de bundan sonra beni lütfen takımların dışında tutun.
Kategorize etmeyin. Hatta kendinizi de...
Neden Toptan?
Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın iyi bir hukukçu olduğunu, Anayasa’nın nasıl hazırlanması gerektiğini anlatan önerilerinin “toplumun her kesiminin temsilcilerinden oluşacak bir kurucu meclis”ten başlayarak hep akılcı, çözümcü, uzlaşmacı göründüğünü, ona danışmalarının hataları önleyeceğini ben de yazmıştım.
Şimdi AKP’de “Anayasa’yı Toptan yürütsün” konusu ve bir “uzlaşma komisyonu” tartışılıyormuş.
Dengir Mir Mehmet Fırat da demokrat ve uzlaşmacı bir hukukçu... Toptan ve Mehmet Fırat’ın birlikte yöneteceği, sivil toplum kuruluşlarının (tabii yeni kurulan Kadınların Anayasa Platformu’nun da) görüşlerini alacak ve yer verecek bir komisyon tartışmaları ortadan kaldırılabilir.
AKP’nin bu konuda en kısa zamanda kendi içindeki bölünmeyi giderip anlaşması gerekiyor.
Beni kategorize etme!
Haberin Devamı

