Bir “emekli” kadın okurumuz, ısrarla yazdığı soruyu köşemde yayımlamamı istiyor. Ben de bu isteğini yerine getiriyorum:
“Ben emekliyim. Devlet bana cüzi bir maaş verirken PKK ile el sıkışan, el pençe divan duran milletvekilleri milyarlarca lira maaş almaktadır. Bunu içimize sindiremiyoruz.
Leyla Zana da bu ülkenin ekmeği suyuyla vs. beslenen bir eski milletvekili vatandaştır. Acaba kıyak emeklilikten faydalanıyor mu? Ne ile geçiniyor?”
Nilüfer Hanım cevabı benden bekliyor, telefon numarasını da vermiş. Kıyak mı, değil mi bilmiyorum ama milletvekili maaşını tıkır tıkır aldığını öğrendim.
Aynen bir teröristin eşi olan veya “bu ülkenin İstiklal Marşı”na, “Büyük Önder”inin fotoğrafına tahammülü olmadığını gösteren milletvekillerinin de alacağı gibi... “Demokratik hak” diye yıllardır tekrarlayıp durdukları meğer gerçekte dil, eğitim vs’den önce bu hakları içeriyormuş.
Onun için emekli okurumuz Nilüfer Hanım’a ve bu olayları hazmetmekte haklı olarak zorlanan diğer vatandaşlara şu sıralarda sabır, sükunet dilemekten başka yapacak bir şey yok. Zira Türkiye’nin bugünlerde kaldıramayacağı yüklerden biri de içerde ortaya çıkabilecek aşırı tepkiler, kutuplaşmalar olacaktır. Aman dikkat edelim!
Tek başına olsan da...
Son Time dergisinde (12 Kasım tarihli) Meryl Streep, Robert Redford ve Tom Cruise’un başrollerini oynadığı yeni film anlatılıyor.
Adı “Lions for Lambs”... Türkiye’de bugün sanıyorum “Kuzulara Aslanlar” adıyla gösterime giriyor...
Robert Redford’un aynı zamanda yönettiği, İslâmi terörü de içeren siyasi filmde Cruise “Cumhuriyetçi bir senatörü”, Streep “bir kadın gazeteciyi”, Redford ise bir “üniversite profesörü”nü canlandırıyor.
Beni ilgilendiren Redford’la Streep’in röportajda “özgür ifade” ile ilgili söyledikleri...
İlgimi çekme nedeni ise Meryl Streep’in vurguladığı şeyin bugüne kadar kendi yaşamımda, yaptıklarımda önemli rol oynamasıydı.
“Bu film ayağa kalkıp düşündüklerini söyleyebilmekle ilgili... Bunu yapabilmek ilk bakışta kolay görünse de gerçekte çok ama çok zordur” diyor ve devam ediyor; “Diğerlerine kıyasla en özgür toplum olduğumuz söylenir buna rağmen biz kalabalıktan farklı görüş bildirmekten çok korkuyoruz.”
En çok takdir ettiğim sinema sanatçılarının başında gelen (“Şeytan Prada Giyer” filmindeki rolüyle de oyunculuğun zirvesine çıkan) Meryl Streep’in söz ettiği korkuyu ben pek az yaşadım. Bunun nedeni bir lise öğretmeni olan annemin bizi yetiştirirken tekrarladığı sözdü;
“Bulunduğun ortamda herkes senden farklı düşünüyor olabilir. Ama tek başına karşı görüşe sahip olsan da ayağa kalkarak bunu söylemekten asla çekinmemelisin...”
Çok genç yaşlarımda bunu uygulamaya başlamak gerçekten de Streep’in dediği kadar zordu. Önce oturduğum yerde kendimle mücadeleye girişir, “yapmalısın, haydi cesur ol, düşünceni söyle” der ve bazen başarır, bazen de susar kalır, konuşma zamanını kaçırırdım.
Ama sonra alıştım ve hayatımda kazandığım her başarıda bu alışkanlığın büyük rolü oldu.
Doğrusu iki efsane sanatçı Robert Redford ve Meryl Streep’in “Lions for Lambs” filmini görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. (Özellikle Streep’in “kadın gazeteci”sini izlemek için...)
Bu arada annemin bana kazandırdığı alışkanlığı kendi çocuklarına vermenin önemini de annelere hatırlatmak istiyorum.

