Ben sanatçıyı böyle severim!

Nasıl da özlem duyuyoruz gerçek sanatçıya ve gerçek sanata...

Haberin Devamı

Nasıl da özlem duyuyoruz gerçek sanatçıya ve gerçek sanata... Bu ne özlemdir ki kuşaklara hitabetmiş bir müzik adamı hâlâ hangi sahneye adım atsa salonlar dolmakta, bir aylık rezervasyonlar bitmekte ve izleyici şarkılarını çölde susuz kalmış gibi nefessiz içmektedir.

Erol Evgin'den söz ediyorum... Ne zaman gitsem onu dinlemeye anlatmadan, paylaşmadan, sizlerin de aynı duygulan yaşamanızı istemeden duramam. Yine duramıyorum.

Türk hafif müziğinin ve sanat müziğinin en güzel parçalarını kendi unutulmaz şarkılarıyla birlikte söyleyen, aynı zamanda müthiş bir şov sergileyen Erol Evgin'i dinlemeye bir kez daha koştum Cuma akşamı...

Bir kez daha... Bin kez daha olsa yine koşar aynı zevkle dinlerim onu.

Sanat dolu bir geceydi; önce Tiyatro İstanbul'un (gala gecesi izleyemediğim için pek üzüldüğüm, ki üzülmekte haklıymışım) Dönme Dolap isimli oyununa, oradan da bütün yerler önceden ayrıldığı ve ben geç haber verdiğim için önce yer bulunamayan ve son dakikada bir masa bulunan Erol Evgin gecesine gittim. "Gecesi" diyorum, çünkü sadece haftada bir gece söylüyor.

Olağanüstü güzellikte, ışıl ışıl İstanbul manzarasına sahip nefis bir roof Plaza Otel'in Sky Bar'ı... Böylesi bir müzik ziyafetine çok yakışan bir mekan...

Hıncal Uluç orada... Hıncal üç hafta içinde ikinci kez izlemek için gelmiş dostlarıyla (ve galiba son gözdesiyle), öyle mutlu ki adeta şarkılarla eriyip şarkıya karışıyor.

Beşiktaş'ın genç ve çalışkan Belediye Başkanı İsmail Ünal eşi ve arkadaşlarıyla orada... Bir başka masada kısa süre önce bana Vatan cılar Erol Evgin i çok seviyorlar" diyen Nazlı Ilıcak annesiyle birlikte oturuyor; belli ki o da Evgin'i "Vatan'cılar" gibi takdir etmekte... Ve iğne atsanız yere düşmeyecek bir salon...

İstisnasız herkes müziğiyle, güftesiyle her biri birer sanat eseri olan bu aşina, bu "birlikte büyüdükleri" sarkılan söyleyen etkileyici ve sıcacık sese eşlik ediyor. Yanımda oturan değerli dostlarım Dr. Cengiz Aslan ve eşi Nilgün Aslan'a eğilerek O da bizim Frank Sinatra'mız' diyorum. Başlarını sallayıp gülümseyerek onaylıyorlar.

Yarın devam edeceğim...

Avrupa düzeyinde tiyatro mu istıyorsunuz?
Şu günlerde öyle çok konu var ki yazacak, hiç aralıksız yazsak bitiremeyiz. Hele bana bu köşe asla yetmez, bir kaç sayfa isterim. Ama kararlıyım bu Pazar'ı sanata ayıracağım, sanatın en iyisine...

Tiyatroya yaptığı katkılarla ve her yıl çevirisini/yönetmenliğini yaptığı oyunlarla tiyatronun vazgeçilmez ismi haline gelen Gencay Gürün ü ve oyunlarını anlatan meslektaşlarımız "O yaparsa en iyisini yapar" derler.

Derler ama nedenini anlatmazlar, işte o nedeni ben yakın bir arkadaşı, dostu olma ayrıcalığıyla size söyleyebilirim.

Gencay Gürün boş zaman geçirmez, Avrupa başkentlerinin büyük tiyatrolarında veya Broadway'de sergilenmiş oyunları, ünlü eserleri okur, izler, izlerken not alır, beğendiklerini seçer, çevirisini yapar... Bunlan yaparken kafasında rollere en uygun sanatçıları da çoktan belirlemiştir. Yaz tatillerinde bile herkes dinlerken o "gelecek sezon" sahneleyeceği oyunların peşindedir.

Öyle olunca sonuç da böyle oluyor işte... Hiç bir şey tesadüf değil. Böyle büyük ve kalıcı başarılar tesadüfen olmuyor.

Daha galasının ertesinde basında büyük övgüyle yer alan Dönme Dolap da aynı titizlik sonucunda ortaya çıktı. Paris'te başrolünü Alain Delon'un oynadığı oyunu, kendisinin başroller için düşündüğü sanatçılarla; Cihan Ünal ve Berna Laçin'le birlikte giderek orada izlemesi 2005 yılının Şubat ayına rastlıyor. Tam bir yıl önce... O gün bugündür gelişmekteydi Dönme Dolap...

İşte yine biletlerin haftalar öncesinden bittiği bir oyun böyle ortaya çıktı.

Cihan Ünal ve Berna Laçin'in "Ancak bu kadar güzel oynanabilirdi" dedirten muhteşem performansları için yalnız benim değil, hiç bir izleyici veya yazarın olumsuz bir eleştirisi olabileceğini sanmıyorum.

Cihan Ünal, TV'de "Kadın İsterse" dizisine başladığında, sanat yaşamı boyunca dram türü oyunlarda rol aldığı için komediye uymayacağını söyleyen yazarlar olmuştu. Ünal, dizide büyük bir başarı kazanarak bu iddiaları yalanladı. Dönme Dolap, her role uyacağı ve aynı başarıyı sürdüreceğinin ikinci ve kesin kanıtıdır. Usta sanatçı "Barda tanıştığı genç kadınla macera yaşamak isteyen ama yüzüne gözüne bulaştıran komik evli erkek" rolünde ismine yakışacak kusursuzlukta bir oyun çıkarıyor.

Berna Laçin bugüne kadar gördüğüm en başarılı oyununu sergiliyor. Daha önce zaman zaman göze batan abartılar, aşın mimikler tümüyle kaybolmuş, "zaman, deneyim, yetenek" sentezi belirgin şekilde ortaya çıkmış.

Konusuyla, rejisiyle, sanatçılarının başarısı, dekoru, kostümü kısacası tümüyle gerçekten ödüllere lâyık bir oyun.

Kaçırmayın derim. Dönme Dolap orada, dönüyor... Siz de atlayın!

DİĞER YENİ YAZILAR