Baykal Kurultay öncesi il başkanlarıyla 10 saat konuşmuş. Kendisine “Siz kalın ama yönetiminiz gitsin. Değişim istiyoruz, hantal yapının dağılması için yeni isimler olmalı” demişler.
O ne cevap vermiş: “Değişim isteklerinizi anlıyorum. Gerekli revizyonu yapacağım. Ama kimse köklü değişiklik beklemesin.”
Deniz Baykal hâlâ köklü değişim isteğinin yalnızca il başkanlarına ait bir istek olduğunu ve bunu yerine getirip getirmemenin de sonsuza kadar “kendisinin keyfi” ile ilgili olduğunu sanıyor.
İşte CHP’yi bölecek bir büyük yanlış varsa, o da Baykal’ın bu iki cümlesinin ta kendisidir.
CHP bu ülkede -başka bir sağlam (barajı geçebilecek) alternatif olmadığı takdirde- cumhuriyet rejimine bağlı insanların gidebileceği adrestir. Bugüne kadar onların bile bir kısmı sırf bu “kaskatı, statükocu, kendi kurduğu padişah düzenine sadık, tek adam” anlayışı yüzünden oyunu verebilecekken esirgedi.
Bir kısmı sandığa gidecekken gitmedi.
Partisi alabileceği oyu alamadığı gibi, iktidar ümidi, çözüm önerileri, politikaları net ve inandırıcı olmadığı için bir kısım oyu da rakip partilere gitti.
Ve hâlâ, Kurultay günü bile ülkesinin, partisinin gerçeklerini görmekten çok uzak.
Hâlâ insanların “mecburiyetten” de olsa oyunu nasılsa CHP’ye vereceğini, bunun da kendi başarısı gibi görüneceğini düşünüyor.
Ama artık öyle değil. Kurultay’da delegeleri ayarlayarak seçimi kazansa da bu kez Türkiye’nin içine itildiği zor süreçte onun payına düşen sorumluluğun/hataların herkes farkında... (Diğer yandaki “rejim hassasiyeti, çabaları, dürüstlüğü” gibi özellikler artık hataları dengelemiyor.)
Bunu iyi bilmeli. Başı şu anda dertte gibi görünmese de yakında durum değişebilir.
Aynen AKP Milletvekili Vahit Erdem’in dayanamayarak açıkladığı AKP’nin “tek adam” yanlışları gibi... Biz söylediğimizde, uyardığımızda bozuldukları her şeyi kendi milletvekilleri tek tek eleştirdi. Tayyip Erdoğan’ın gözünü tıpatıp aynı sınırsız iktidar hırsı bürüdüğü ve gerçekleri, yanlışları görmekten alıkoyduğu, parti içi demokrasiyi Baykal’la tıpatıp aynı şekilde ortadan kaldırdığı içindir ki onun başı da dertte. Onun partisi için de bölünme tehlikesi ortaya çıkabilir.
Ne enteresan, her ikisi de hâlâ hiçbir özeleştiri yapma niyeti taşımıyorlar ve aynı inatla, aynı yolda yürüyorlar.
Kendilerine müthiş bir haz veren kavgalarının yörüngesinde dönüp durmaktan mutlular.
Kim bilir belki olayları ancak “koltuğu kaybedecek noktada” görebilecekler.
Merak ettiğiniz her şey!
Bu hafta “Her Açıdan”da siyasetteki gerginliği, çelişkileri, yanlışları incelerken bir yandan da “3 karımla yaşıyoruz, kime ne” diyenleri, podyumda yapılan dua şovlarını, din derslerinde gösterilen korku filmlerini uzman gözüyle anlamaya çalışacağız.
Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın son konuşmasından, Sabah ve atv’nin satışına, alınan krediler ve Katar ilişkilerine, CHP’nin Kanaltürk’le bağlantısına, AKP ve diğer partilerin hatalarına kadar son haftanın gündemindeki tüm olayların tartışılacağı programın konuşmacıları:
AKP’nin eski (kurucu) Genel Sekreteri-geçen dönem milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır, Merkez Bankası eski Başkanı Yaman Törüner, YARSAV (Yargıç ve Savcılar Birliği) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Ankara İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün ve Bahçeşehir Üniv. Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi Direktörü Seyfettin Gürsel katılacaklar.
CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu da sorularımızı telefonla cevaplayacak.
Olayları her açıdan merak ediyorsanız sizi de bekleriz.

