Aynı anda bir yanda Tayyip Erdoğan'ın yaptığı konuşmayı inceliyorum, diğer yanda Deniz Baykal'ın... Kafam tenis maçı seyreder gibi sağdan sola, soldan sağa gidip geliyor.
Her ikisinde de hem güzel sözler ve doğrular var, hem de yanlışlar... Kime göre; tabii ki bana göre... O günlerde '1 Mart tezkeresi geçmeli' dediğimde aynı görüşteki yazarlarla birlikte kafasına ABD bayrağından şapka çizilerek bir dergiye kapak bile yapılan bana...
Tayyip Erdoğan; "Tezkere geçseydi böyle olmazdı. PKK Kuzey Irak'ta bu kadar rahat hareket edemezdi, kontrolü elde tutardık" demiş. Deniz Baykal ise aynı gün tam aksini iddia etmiş: "1 Mart tezkeresi geçseydi Güneydoğu Anadolu Irak'a dönerdi."
Burada tamamen Erdoğan gibi düşünüyorum. "Önce can, sonra canan" diye bir sözümüz vardır, önce kendin için tehlikeyi ortadan kaldırırsın sonra bir başkasını düşünürsün. O günlerde de yazdık; ABD zaten bu savaşa girecekti, kararımız sonucu değiştirmeyeceğine göre en azından sınırımızı açarak belki kendimiz için oluşacak tehlikeyi ortadan kaldırabilir, aynı zamanda savaş konusunda fikir verecek, öneri getirebilecek, konuşabilecek durumda olurduk.
1 Mart tezkeresinin reddi bütün bu ihtimalleri yokettiği gibi, Türkiye'nin ABD ile ilişkisini zedelemiştir. (Bu arada ABD'nin son yıllardaki politikalarını, diğer ülkeler üzerinde oynadığı oyunları hiç onaylamadığımı defalarca yazdığımı da hatırlatmak isterim.)
Baykal'ın "Bugün de ABD askeri, tankları Güneydoğu'da olurdu" sözlerinin hiçbir dayanağı yoktur. Anlaşma "sadece belli bir süre ve oradan geçmeleri için" yapılabilirdi.
PKK'nın bugünkü eylemleri ve Kuzey Irak'tan destek alması tezkere ile birebir ilgilidir, sonuçtur.
Ne tedbiri?
Tayyip Erdoğan'ın "Rejim sorunu yoktur", "Herkes güvende değilse kimse güvende değildir" gibi sözleri güzel. Ama "Terör kuru sıkı atmakla çözülmez"! de içeren konuşması inandırıcı değil.
"Her türlü tedbiri almaya devam edeceğiz" diyor. Hergün askerlerimiz ölüyor, orada burada patlamalar oluyor, bugüne kadar hangi önlem alındı, hangi terörle mücadele projeleri yapıldı? AKP birçok konuda olduğu gibi terör konusunda da başarısız bir politika yapmıştır. Veya hiç yapmamıştır.
Baykal'ın "Türkiye Ortadoğu'daki çatışmada taraf olmamalıdır. Asker göndermekte acele etmeyelim" sözleri doğru. Evet "insan" olan herkes gibi biz de savaşa, vahşete üzülüyoruz ama kendi içimizdeki terör sorununu çözememişken, bu konuda ve her konuda hiçbir yardım alamazken neden kendimizi her savaşın ortasına atmak zorunda hissedelim?
CHP Genel Başkanı "Fas gibi oluruz. Nasıl dönüştüğümüzü farketmeyiz bile" sözlerinde de tümüyle haklı. Türkiye'de radikal dinci faaliyet o sürece girdi bile... Bazı profesörlerin ileri sürdüğü "Atatürk devrimlerinin yerleşmiş olması", "Türkiye'nin AB'ye aday olması" gibi olgular da bu tehlikeyi azaltmıyor. Prof. Şenatalar'ın "İran'a, Fas'a benzetmek yüzeyselliktir" sözü de bu açıdan çok yüzeysel. İran'ın tarihinin bir gecede değiştiğini unutmamak lâzım.
Deniz Baykal burada haklı ama "korku" oy getirmeye yetmez. Seçmen tehlikeyi görse bile oy vermek için güvenmek, benimsemek, takdir etmek istiyor.
Bütün partilerin bilmesi gereken en önemli gerçek bu!
Ne demişler?
Hiçbir tehlikenin olmayacağına inanmak çok tehlikelidir
Abraham Lincoln

