Baykal "Ben uyardım" diyor!

Dün Antalya'da TOBB toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'la, bu konuşmadan hemen sonra bir telefon görüşmesi yaptım.

Haberin Devamı

Dün Antalya'da TOBB toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'la, bu konuşmadan hemen sonra bir telefon görüşmesi yaptım. Ve ona "muhalefet görevini yeterince yapmadığı, AKP hükümetinin her isteğini onayladığı" yönündeki eleştiriler hakkında ne düşündüğünü sordum. Birçok başka sorumla birlikte...

Baykal bu eleştirilerin haksız olduğunu, gerekli her konuda hükümeti uyardıklarını, bununla birlikte Türkiye'nin dengelerini de koruma gayretiyle yapıcı eleştirilerde, yönlendirmelerde bulunmaya dikkat ettiklerini söylüyor.

"Belki farkedilmiyor ama biz önemli konularda zamanından da önce dikkatlerini çekmeye çalışıyoruz. Anayasa değişikliği konusunda yapılması gerekeni ortaya koyduk, malî milâdı ertelemelerinin yanlışlığını söyledik. Kamu açıkları hızla artıyor. Sosyal yardım konusunda '15 milyon insana destek vereceğiz, ilaç, eğitim gibi konularda KDV'yi azaltacağız' sözleri tutulmadı. Dokunulmazlıklar konusunda verdikleri sözleri tutmayacaklarını açıkça ilân ettiler. Bunların yanlışlığını söylüyoruz" dedikten sonra;

"Hükümet hızla güven kaybediyor. Bir buçuk ay gibi kısa bir sürede sıkıntılı noktaya gelindi. Çok dikkat etmeleri lâzım" ilavesini yapan Deniz Baykal "İhale Yasası" konusunda da hiç sessiz değil.

İhale Yasası'nın içini boşaltıyorlar
Bu yasayla ilgili olarak ilk çıkışı 10 gün önceki grup toplantısında kendisinin yaptığını belirterek "Lütfen bu yasaya dokunmayın, olduğu gibi zamanında çıkarın. Yoksa ciddi fikir ayrılığı yaratırsınız dedik. Dünya Bankası Başkanı 'Sakın yapmayın' diye mektup yazdı. IMF de hassas, bastırıyor. Şimdi strateji değiştirdiler, içeriğini boşaltıp yasanın olumlu maddelerini işlemez hale getirmek istiyorlar: Bu konuda kendi aralarında da görüş ayrılığı içindeler" diyor.

İhale Yasası konusunda TOBB toplantısında da konuştuğunu, kendisinin çok önceden yaptığı uyarıya şimdi herkesin hak verdiğini söyleyen ve bu yasayla oynanmasını önlemeye çalışacaklarını, pertavsızla inceleyip kamuoyunu uyaracaklarını söyleyen Baykal savaş konusunda neden yeterince görüş bildirmediği ile ilgili sorumu da şöyle cevapladı;

"Ortada MGK'nın karan var. Her TV konuşmamda eleştirilerimi bildiriyorum ama sıkıştırmanın anlamı yok. Türkiye şimdi hem dış politikada, ABD ile ilişkilerde güven verici bir durumda değil, tereddütler içinde, hem de yanlış bir noktaya sürükleniyor. Pazartesi günü konu Meclis'e gelecek, orada ayrıntılı olarak dile getireceğim..."

Tayyip Erdoğan'ın başbakan olmasını sağlayacak olan Anayasa değişikliği hakkında Cumhurbaşkanı'nın önümüzdeki bir-iki gün içinde karar vereceğini, bunun TBMM'nin kararı doğrultusunda olacağına inandığını söyleyen Deniz Baykal sözlerini şöyle bitirdi;

"Söylediklerim manşete çıkmayınca 'susuyor' diyorlar. Manşetleri ben hazırlamıyorum ki ne yapayım..."

Ben CHP'nin muhalefet görevini hakkıyla yaptığına ve yapacağına inanıyorum, umarım yanılmam.



Biliyordum!

Okurlarımın dikkati konusunda hiç şüphem olmadığı için o parantezi kaldırırken geriye kalan cümleden farklı anlam çıkaracaklarını tahmin etmiştim. Geçen hafta savaşla ilgili bir yazımda "Irak'a onbinlerce gencimiz gidecek. Aralarında üniversitelerin en iyi bölümlerinden yeni mezun olmuş zehir gibi gençlerimiz var" cümlesi geçiyordu. O cümleye bitişik olan ve içinde (hepsi çok değerli ama ya bunlar) yazan parantezi sonradan, sayfa sekreteri yazının çok sıkıştığını söylediği için, bazı cümlelerle birlikte çıkarmak zorunda kaldım.

Çıkarırken de olacağı biliyordum ve oldu. Bazı okurlanm hemen "Eğitimsiz olanlar önemli değil mi Ruhat Hanım? Sizi tanıdığımız için bunu kastetmediğinizi biliyoruz ama bu anlam çıkıyor" dediler. Çok haklılar. Hepsi canımız ciğerimiz... Ama eğitimli insanı bu kadar az olan, o nedenle başı dertten kurtulmayan, üstelik gençlerini büyük güçlüklerle eğiten bir ülkede bunu da vurgulamadan geçemiyorum, ne yapayım?

DİĞER YENİ YAZILAR