Bay Hatemi ne diyor?

TBMM'nin anlamı nedir; Türk milleti... Onlar, 550 milletvekili ve hükümet aslında Türkiye demek

Haberin Devamı

TBMM'nin anlamı nedir; Türk milleti... Onlar, 550 milletvekili ve hükümet aslında Türkiye demek. Yani sonuçta siz, biz, hepimiz 'zina' konusunun yıllar sonra hortlamasına, namus cinayetleri ve ayırımcılık içeren diğer maddelere istediğimiz kadar karşı çıkalım Meclis'in kararı dünyaya 'Türkiye'nin kararı' olarak yansıyor.

Bununla birlikte olayın Meclis dışında da sorumluları var. Bir numaralı sorumlular arasında da entelektüel geçinen, hatta yurtdışında yaşayıp Türkiye yazıları yazan bazı meslektaşlarımız... 'Zina' konusunun 'özenle seçilmiş, sembolik bir konu' olduğunu, hiç gündemde yokken tepeden inme ortaya atılıverdiğini ve karşı çıkanların da hangi nedenle itiraz ettiklerini bilmiyormuş gibi laiklerin (ve hatta laikçilerin) şeriat korkusu' türü yazılarla sözüm ona dalgalarını geçtiler.

Onların nasıl olsa yaşayacak başka bir memleketleri var, bu nedenle yazılarını fazla ciddiye almayabilirsiniz ama Türkiye'de aydın sınıfına dahil olup da etrafını mum ışığıyla bile aydınlatamayanlar için aynı şeyi söyleyemezsiniz. Bu isimler TV'lere çıkıyor, gazete ve dergilerden mesajlarını her an topluma iletiyorlar. Mesajlar böyle karmakarışık olunca toplumun olduğu gibi, çıkardığı yasalar hakkında pek bir ilgisi olmayan, milletin geleceğinden çok 'kendisinin ve partisinin' geleceğini düşünen siyasetçinin de kafası büsbütün karışıyor.

Rastladığım 'aydınlık' fikirlerden biri Hüseyin Hatemi'ye ait. Son Haftalık dergisinde zina konusunun işlendiği sayfalarda görüşünü "Uygulama iki yüzlü" başlığıyla şöyle anlatmış Bay Hatemi: (Bunları anlatırken laik-demokratik bir ülkede yaşadığını ve laik rejimlerde 'çoğunluğun belli bir dinden olmasının' hiçbir şeyi değiştirmediğini, A.İ.H. Sözleşmesi'nde 'özel yaşamın gizliliği'ne verilen önemi de bilmiyor gibi recmi neredeyse makbul sayıp, yine, Medeni Kanun sırasında yaptığı gibi İslâm hukukunu savunmuş.)

"İslâm'da zina en büyük günahlardandır ve suçtur. Cezası ise 'recmedilmek' yani taşlanarak öldürülmektir. Ancak recm Kur'an-ı Kerim'de geçmiyor. Sonradan hadislerle eklenmiş."

Hukuka dini çözüm!
Bu noktada "Benim kanaatime göre" diye başlayarak Kur'an'a kendi yorumunu getiriyor, demek ki ona göre Kur'an'ı isteyen istediği gibi yorumlayabilir:

"Benim kanaatime göre recmetmek sembolik bir taşlamadır(..) Yedi adet küçük çakıl taşı, yetkili devlet memuru tarafından zina işleyenlere, onları yaralamayacak şekilde atılır (...) İnsanlar sembolik cezalardan çekinir, bu sembolik ceza tatbik edilseydi zina önlenirdi. Bugünkü uygulama iki yüzlü."

- Neden iki yüzlü? "Değerler bakımından bir kaos içindeyiz. Çoğunluğun Müslüman olduğu
bir ülkede ne İslâm hukuku uygulanıyor ne de tutarlı bir medenî hukuk."

Şimdi Sayın Hatemi'ye tutarlı medeni hukuku sorsanız size kurallarını şeriat hukukundan alan Mecelle'yi överek ve en iyi çözümün orada olduğunu söyleyerek açıklama yapması mümkündür. Zira kendisi bu tür örnekleri ve görüşleriyle Medeni Kanun'daki değişikliğin de doğru dürüst yapılamayışında rol oynayan isimlerden biridir. Zinaya verilecek ceza ise şöyle olmalıymış;

"İlişkide süreklilik aranmamalı, erkeğin de kadının da tek fiili zina sayılmalı. Cezasıysa topluma teşhir etmek olmalı(...) Zina meşru sayılamaz."

Yani Hüseyin Hatemi'ye göre ailelerin özel yaşamının mahkeme salonlarında, gazetelerde ortaya dökülmesi, polisin merdivenle tırmanarak yatak odasını gözetlemesi de yeterli değil. Belki de yapanların vitrine koymak veya boyunlarına tabela asarak sokakta dolaştırmak gerekiyor.

Bir emekli öğretmen okurum dün telefonda "Nasıl ki öğretmen okulunu bitiren herkese öğretmen denemezse hukuk fakültesini bitiren herkes de hukukçu olamaz" diyordu. Haklı mıydı acaba?

Yorumu size bırakıyorum.

(Not: Zina yasasına karşı çıkanlar zinayı meşru kabul etmiyorlar. 'Boşanma nedeni olsun, mağdur olan eşe ağır tazminat ve nafaka ödensin ama özel yaşamlara devlet el atmasın' diyorlar. Bir hukukçu bunları ayırdedebilmeli değil mi?)

Zina kadar önemli!
Bin defa gerekiyorsa bin defa hatırlatacağız;

Zina maddesi TCK'da yapılmak istenen tek sakat değişiklik değil. Namus cinayetlerini önleyecek önlem alınmadı. 'Nitelikli insan öldürme' maddesindeki 'töre saikiyle' ilavesi 'töre ve namus saikiyle' olarak değiştirilmedi.

AKP neden töre cinayetlerine çare buluyor gibi görünerek aynı cinayetlerin bundan sonra 'namus cinayeti' adı altında işlenmesi için açık kapı bırakıyor anlamak mümkün değil.

'15-18 yaş arası gençlerin rızaya dayalı ilişkilerine hapis cezası' getirilmesi, genç kız ve kadınlara bekaret kontrolünün tümüyle yasaklanmak yerine buna kolaylık sağlayacak şartların ortaya çıkarılması gibi çok önemli sorunlar var Tasarı'da.

AB, TCK için 6 Ekim'e kadar zaman verdi ama o zaman içinde en az 'zina' kadar çağdışı, kadınlara karşı şiddete neden olacak bu maddelerin de değiştirilmesi lâzım.

Meclis ve kamuoyu dikkatlerin sadece zinaya çekilmesini asla yutmamalı. Zira bunlar değiştirilmediği taktirde yapılan değişiklikler hiçbir işe yaramayacak!

DİĞER YENİ YAZILAR