Yıllardır, Erbakan siyasi amaçlı olarak bu işi başlattığından, din baskısını "türbanı bayrak yaparak" toplumu enjekte etme adımını attığından bu yana anlatmaya çalıştığımız noktaya tam gelmiş bulunuyoruz.
Aynı partide onunla birlikte çalışmış olan Mehmet Keçeciler gibi yakın arkadaşları bile "İstediğimiz yöntemleri gerekirse çikolata kağıdına sararak yutturacağız" diyen Erbakan'ın bunları partiye taraftar toplamak, bir taban oluşturmak için yaptığını açıkladılar biliyorsunuz.
Ve sonra o partiden ayrılıp "biz değiştik" diyerek farklı kesimlerden oy alan AKP devam ettirdi aynı misyonu... Sık sık "değiştik" lafını tekrarlaya tekrarlaya hiç değişmediklerini gösterdi. Tek malzemelerinin toplumu "din ve özellikle türban" üzerinden bölerek, işi "zenci-beyaz" ayırımına kadar vardırarak ve toplumun bir kesimini (aynen Türk/Kürt ayırımcılığı yapanlar gibi) ezilmiş ve ezilmekte olduğuna "fazla hissettirmeden inandırarak" aynı yoldan yürüdü.
Benim dün yazdığım "Dini kimliği güçlü, eşi türbanlı olanlarda cumhurbaşkanı olabilmeli" takiyyesi de bunun en güzel örneklerinden biriydi. "Türbanlılar veya eşi türbanlı olanlar dindar, diğerleri değil" diyordu bu sözleriyle Erdoğan...
Ama işte din istismarı öyle tehlikeli bir oyun ki bizim bugüne kadar söyleyip durduğumuz gibi "bir kez başlatılınca sonu asla gelmez".
Ülkeyi, kadın din polislerini kadın vatandaşlarına saldırtan İran'a, Suudi Arabistan'a çevirseniz bile bu kez Taliban sizi Müslüman saymayabilir.
Hepsinin silahı kadın
İşte en somut örnek bugün ortada; Tayyip Erdoğan'ın, Abdullah Gül'ün ve diğer AKP'lilerin Müslümanlığını beğenmeyenler de ortaya çıktı. Ve eğer siz aynı şeyleri yapmışsanız onları bundan dolayı suçlamaya hakkınız yoktur.
RTUK iki radyoya uyarı vermiş. Ne demiş bu radyolar:
"Eğer biraz yürekliyseniz gidin müslümanca, hanımefendice, delikanlıca başı açık olanları uyarın, kızınıza bağırın, gelininizi ikaz edin vs. vs."
Bugüne kadar yapılıyordu bu zaten, Kur'an'da yeri olmamasına, "saçı kapatmak la ilgili hiçbir ayet bulunmamasına rağmen (yakaların üzerine bir örtü indirmek dışında) türbanı müslüman kadının işareti haline getiren erkekler bu baskıyla kadınları tesettüre zorluyordu; Emine Erdoğan'da birçokları gibi bu kadınlardandı ama şimdi açıkça "zorlayın, bağırın" diyor. Yakında (Allah fırsat vermesin) Afganistan'da, İran'da olduğu gibi "dövün" de gelecektir.
Sonra ne demiş radyolar: "Kendi halkının önüne çıkıp flaş patlattıran, karısını sosyal aktivite adına onunla, bununla tokalaştıranlar İslâm'ın ön gördüğü şekilde sosyal olan varlıklar değillerdir"... (Bunun yanında "Ata bakan at gibi olur" abukluklarına sıra gelmeyecek artık.)
Yukardaki "varlıklar" sözüyle Tayyip Erdoğan ve diğer siyasetçiler kastediliyor olmalı. Aslında eksik söylemişler; oraya "erkeklerle birlikte toplantıya, seyahate katılan, aynı masada yemek yiyen" de girmeliydi. Merak etmeyin, yakında girecektir.
Köktendinci rejimlerde yani laiklik ve demokrasiyle değil şeriat kurallarıyla ve bu kuralların baskı yoluyla uygulatılmasıyla yönetilen ülkelerde o kuralların çoğu "kadına baskı"dan başlatılmıştır. En kolayı budur.
Kadınlar bu baskıya en başından karşı koymadıkları, elde etmiş oldukları özgürlüklerini aile bireyi ve diğer erkeklerin eline, sözüne bıraktıkları takdirde iş buralara varır.
Umalım da RTUK radyoları uyarırken, radyoların yaptığı da hiç değilse AKP'ye iyi bir uyarı olsun!
(Not: Sevgili okurlar, birkaç gün devam eden izcilerle ilgili yazımı bugün bitiriceğimi söylemiştim. Bu konuların hepsi birbirleriyle o kadar bağlantılı ki yukardaki haberi duyunca buna öncelik verdim. Diğerine yarın devam ederiz, gecikmeden dolayı özür diliyorum.)
Baskının ayak sesleri!
Yıllardır, Erbakan siyasi amaçlı olarak bu işi başlattığından, din baskısını "türbanı bayrak yaparak" toplumu enjekte etme adımını attığından bu yana anlatmaya çalıştığımız noktaya tam gelmiş bulunuyoruz...
Haberin Devamı

